Şükrü Sim’in (2009) Metin Erksan'ın Yılanların Öcü (1962), Susuz Yaz (1963) ve Kuyu (1968) filmlerini bir üçleme olarak çerçeveleyerek “Mülkiyet Üçlemesi” olarak adlandırması, Türkiye sinema tarihi yazınında yaygın kabul görmüş olsa da, bu sınıflandırmanın geçerliliği detaylı analizlerle sorgulanmayı gerektirir. Gerçekten de Susuz Yaz ve Kuyu, Rousseau ve Proudhon'un mülkiyet teorileri ışığında, sırasıyla su kaynakları ve kadın bedeni üzerindeki tahakküm mücadelesini merkeze alarak güçlü bir teorik tutarlılık sergiler. Bu filmler, özel mülkiyetin doğası ve sınırlarını tartışırken, Erksan'ın Marxist ve anarşist düşüncelerle kurduğu derin bağı ortaya koyar. Özellikle Proudhon'un "mülkiyet hırsızlıktır" tezine yaptığı vurgu, bu iki filmi birbirine bağlayan temel teorik hattı oluşturur. Ancak Yılanların Öcü, bu teorik çerçeveye tam olarak oturmaz. Filmde toprak mülkiyeti yalnızca bir çatışma başlatıcı işlevi görürken, asıl odak siyasal iktidarın meşruiyeti, köy yaşamındaki hiyerarşik yapılar ve bireyin bu yapılara karşı verdiği varoluşsal mücadeledir. Fakir Baykurt'un romanından uyarlanan eser, devlet-birey ilişkisini ve adalet arayışını ön plana çıkarır. Walter Benjamin'in "kanun koyucu" ve "kanun koruyucu" şiddet ayrımı, filmin temel meselesini açıklamakta daha işlevsel bir çerçeve sunar. Bu nedenle, filmin "mülkiyet" eksenli okunması, anlatının temel niteliğiyle örtüşmemektedir. Sonuç olarak, Susuz Yaz ve Kuyu'nun oluşturduğu diyalektik ikili, mülkiyet meselesini bütünlüklü bir şekilde ele alırken, Yılanların Öcü Türkiye'nin siyasal ve toplumsal dinamiklerini irdeleyen bağımsız bir yapım olarak değerlendirilmelidir. Bu ayrım, hem Erksan sinemasının düşünsel derinliğini anlamak hem de Türkiye sinemasında üçleme kavramının metodolojik olarak yeniden ele alınması gerektiğini göstermesi açısından önem taşımaktadır.
Şükrü Sim's classification of Metin Erksan's films The Revenge of the Snakes (1962), Dry Summer (1963), and The Well (1968) as the "Property Trilogy" has been widely accepted in Turkish cinema scholarship. However, a closer examination reveals significant limitations in this framework. While Dry Summer and The Well demonstrate remarkable theoretical coherence by exploring property conflicts over water resources and female bodily autonomy through the lens of Rousseau and Proudhon's theories, The Revenge of the Snakes follows a distinctly different thematic trajectory. The first two films form a dialectical pair that powerfully engages with Marxist and anarchist thought, particularly Proudhon's famous dictum that "property is theft." They systematically examine the nature and limits of private ownership, with Dry Summer focusing on water as a contested production resource and The Well addressing the commodification of the female body. These works share a unified theoretical perspective on property relations that justifies their pairing. The Revenge of the Snakes, however, resists this property-centred reading. While land ownership serves as the initial conflict trigger, the film's central concerns revolve around political legitimacy, hierarchical village structures, and existential resistance to authority. Walter Benjamin's distinction between "law-making" and "law-preserving" violence provides a more appropriate analytical framework than property theories for understanding the film's core themes. Recognising this distinction is crucial for both understanding Erksan's intellectual depth and for developing more precise methodological approaches to trilogy formations in Turkish cinema studies.
Metin Erksan The Property Trilogy property possession authority
| Birincil Dil | Türkçe |
|---|---|
| Konular | Siyasal İletişim, Siyasi Düşünce Tarihi |
| Bölüm | Araştırma Makalesi |
| Yazarlar | |
| Gönderilme Tarihi | 7 Ekim 2025 |
| Kabul Tarihi | 30 Ocak 2026 |
| Yayımlanma Tarihi | 1 Nisan 2026 |
| IZ | https://izlik.org/JA68NZ75LA |
| Yayımlandığı Sayı | Yıl 2026 Cilt: 24 Sayı: 93 |