Estetik beğenilerin ve edebî zevklerin, her millete ve her döneme göre değişiklik arz ettiği bilinen bir gerçektir. Bu gerçekten hareketle Arap dili ve edebiyatının en eski aşaması sayılan ve “Cahiliye Dönemi” olarak adlandırılan zaman diliminde yaşamış insanların da kendilerine özgü bir edebiyat anlayışları ve estetik beğenileri bulunmaktadır. Dönemin edipleri bu anlayış ve beğeni kültürü çerçevesinde şiirler ve hutbeler söylemiş ve bu edebi ürünler yazılı kültürün yaygın olmadığı o dönemde insanlar tarafından dilden dile aktarılarak günümüze kadar gelmiştir. Kur’an-ı Kerim’in nazil olduğu süreçte yaşayan ve onun mesajına muhatap olan insanlar, Cahiliye Dönemi’nin sözü edilen edebî ve estetik değerleri ile şekillenmiş ve bu değerleri içselleştirmiş bireylerdir. Dolayısıyla belirli bir kitlenin aklına ve gönlüne hitap etmek isteyen ve özellikle de o kitleyi dönüştürmeyi hedefleyen bir metnin o kitlenin geçmişten gelen edebî ve estetik değerlerini görmezden gelmesi düşünülemez. Aksi takdirde hedef kitle üzerindeki etkisi sınırlı olacaktır. Bu durum, güzel bir içeriğin hoşa gitmeyen bir üslupla sunulması gibi bir duruma yol açacağı açıktır. İşte Kur’an-ı Kerim de mesajını bu ilke uyarınca o dönemin dil ve üslup özellikleri üzerine bina etmiş olması yadırganacak bir durum değildir. Makalede öncelikle genel olarak Cahiliye döneminin dil ve üslup özellikleri belirlenmiş ardından da bu özelliklerin erken dönem Kur’an sûrelerindeki izleri sürülmüştür.
Birincil Dil | Türkçe |
---|---|
Konular | Alan Eğitimleri, Eğitim Üzerine Çalışmalar |
Bölüm | Eğitim ve Toplum Sayı 26 |
Yazarlar | |
Yayımlanma Tarihi | 15 Ağustos 2020 |
Gönderilme Tarihi | 19 Aralık 2019 |
Yayımlandığı Sayı | Yıl 2020 Cilt: 9 Sayı: 26 |
Eğitim Bilimleri ve Sosyal Bilimler alanında Türkçe makale yayınlamaktadır. Dergi basılı olarak Türkiye ve yurt dışındaki kütüphanelere ulaşmakta, elektronik nüshası ise pek çok index tarafından taranmaktadır.