Yaklaşık beş asır Osmanlı İmparatorluğu’nun hâkimiyetinde kalan Arnavutluk topraklarındaki çeşitli türdeki yapılarda, başkent İstanbul kökenli mimari tasarım kurgusu ve bezeme üslubunun etkileri büyük ölçüde hissedilmektedir. Özellikle XVIII. yüzyıl sonu ve XIX. yüzyıl başlarında güçlenen ayan ve eşrafların inşa ettirdikleri yapılar, mimari özellikleri ve bezeme programı açısından başkent üslubunu yansıtır. Buna karşın Osmanlı duvar resimleri, üslup bakımından başkent ve diğer bölgelerde farklı bir gelişim seyri izlemiştir. Anadolu ve Balkanlardaki duvar resimleri, perspektif ve ışık-gölge kurallarına uyulsa dahi geleneksel Osmanlı kitap resmi üslubunun devamı niteliğindedir. Bu nedenle bu bölgelerde geçiş süreci özellikleri hakimdir. Bununla birlikte ağırlıkla İstanbul’dan başlayarak, diğer bölgelerdeki mimari eserlerde yaygın olarak görülen duvar resimleri, yalnızca konut, köşk ve saray gibi sivil mimari örnekleriyle sınırlı kalmamış, cami gibi dini yapı türlerinde de uygulama alanı bulmuştur.
Osmanlı duvar resminin, Arnavutluk’un başşehri Tiran’da bulunan Hacı Edhem Bey Camii özelinde ele alındığı çalışmada, duvar resimlerinin yapının bulunduğu coğrafya, Balkan kültürü ve başkent İstanbul ile ilişkisi irdelenmeye çalışılmıştır. Hacı Edhem Bey Camii, mimari niteliklerinden ziyade özellikle harim ve son cemaat yerini donatan duvar resimleriyle öne çıkan yapılardan birisidir. Yapının son cemaat yeri revaklarının dış yüzeyinde iki, son cemaat yerinin içinde yedi, iç mekânda; kubbeye geçiş sağlayan tromplar ile trompların arasında sekiz tane olmak üzere toplamda on yedi duvar resmi kompozisyonu görülmektedir. 1238 H. / 1822-23 M. yılında tamamlanan resimlerde ağırlıkla sivil yapılar, daha sınırlı olarak cami gibi dini yapılar betimlenmiştir. Albano-Valachia köylerinden gelen sanatçılar ile Zaim Kurti ve ekibine mal edilen bu bezemeler, kendi içlerinde konu birliğine sahip olmalarına karşın, harim ve son cemaat yeri resimleri arasında ciddi bir üslup farkı vardır. İç mekândaki duvar resimlerinde geleneksel Osmanlı kitap resmi üslubuna bağlı kalınırken, son cemaat yeri resimleri geleneksel kimliğinden kopmadan bir adım daha Batılı teknikteki resim anlayışına yaklaşır.
Son cemaat yerinde doğu duvarı üzerindeki kompozisyonda tasvir edilen cami, anıtsal boyutları, muntazam kesme taş malzeme kullanımı, dört birimli son cemaat yeri, kubbe kasnağında açılan çok sayıdaki pencere, basık kubbe ile örtülmesi ve çifte minare uygulaması gibi özellikleriyle -Arnavutluk’ta yaygın olan cami tipolojisinden uzaklaşarak- klasik dönem İstanbul örnekleriyle benzeşir. İstanbul’u temsil eden klasik dönem cami modelinin imparatorluğun uzak bir köşesi olan Tiran’da resmedilmesi, yapıların bezeme repertuarında başkentin belirleyici rolüne işaret eder.
Çalışma etik kurul izni gerektirmeyen nitelikte olup kullanılan veriler literatür taraması/yayınlanmış kaynaklar üzerinden elde edilmiştir. Çalışmanın hazırlanma sürecinde bilimsel ve etik ilkelere uyulduğu ve yararlanılan tüm çalışmaların kaynakçada belirtildiği beyan olunur.
In the various structures in Albania, which remained under Ottoman rule for approximately five centuries, the influence of architecture and decoration originating from the capital city of Istanbul can be felt to a great extent. The structures built by the notables who gained power in the late 18th and early 19th centuries especially reflect the style of the capital in terms of architectural features and decoration programs. In contrast, Ottoman wall paintings followed a different development course in terms of style in the capital and other regions. Wall paintings in Anatolia and the Balkans are a continuation of the miniature style, even if the rules of perspective and light shadow are followed. For this reason, transitional period features prevail in these regions. Wall paintings, which are mostly seen in architectural works in Anatolia and the Balkans, starting from Istanbul, were not limited to civil architecture examples but also found in religious structures.
In the study, where the Ottoman mural was discussed specifically in the Hadji Edhem Beg Mosque in Tirana, the capital of Albania, the relationship between the murals and the geography where the building is located, Balkan culture, and the capital Istanbul was examined. Hadji Edhem Beg Mosque is one of the structures that stands out with the wall paintings that adorn the interior and the narthex, rather than its architectural qualities. The paintings, completed in 1822- 23, depict mostly civil structures and, to a lesser extent, religious structures such as mosques. Although these decoration, attributed to artists from the villages of Albano-Valachia and Zaim Kurti and his team, have a common theme, there is a difference in style between the paintings of the interior and the narthex. While the interior wall paintings remain faithful to the miniature style, the narthex paintings take a step closer to the Western painting without breaking away from their traditional identity.
The mosque depicted in the composition on the eastern wall of the narthex, with its monumental dimensions, regular use of cut stone, four-unit narthex, numerous windows opening on the tambour of the dome, flat dome, and double minarets, departs from the mosque typology common in Albania and resembles the classical period Istanbul examples. The fact that the classical period mosque model representing Istanbul is depicted in Tirana, a distant corner of the empire, points to the decisive role of the capital in the decorative repertoire of the building.
The study does not require ethics committee approval, and the data used were obtained through a literature review / published sources. It is declared that scientific and ethical principles were followed during the preparation of the study and that ali referenced works are listed in the bibliography.
| Primary Language | Turkish |
|---|---|
| Subjects | Painting History |
| Journal Section | Research Article |
| Authors | |
| Submission Date | March 19, 2025 |
| Acceptance Date | October 13, 2025 |
| Publication Date | December 20, 2025 |
| Published in Issue | Year 2025 Issue: 89 |