In The Shadow Of Masculine Memory: The Psychoa-Nalytic Representation Of Female Charac-ters İn The Iskendername
Abstract
This study examines the representation of the female characters Kaydâfa and Gülşah in Ahmedî’s 14th-century mesnevi “İskendernâme” through a psychoanalytic lens. Specifically, the relationship between female identity, love, and power is evaluated in the context of Carl Jung’s concepts of “animus” and “collective unconscious. ” According to Jung, a woman progresses on the individuation path by confronting the animus archetype and internalizing the masculine elements she carries within her unconscious. This study aims to investigate whether the characters of Kaydâfa and Gülşah transcend the passive female image commonly found in classical literary narratives and to explore how their masculine traits are represented. The findings suggest that these female figures, where love, power, and identity struggles intertwine, evolve from passivity to activity by discovering their inner strength and assume balancing and transformative roles against male-dominated structures. Thus, Ahmedî's characters are not only formal elements of the mesnevi tradition but also literary reflections of both individual and collective unconscious. This study is significant in that it demonstrates how female representations in classical texts can be reinterpreted through psychoanalytic readings.
Keywords
Ahmedî
,
İskendernâme
,
animus
,
female identity
,
analytical psychology.
MASKÜLEN BELLEĞİN GÖLGESİNDE: İSKENDERNÂME’DE KADIN KAHRAMANLARIN PSİKANALİTİK TEMSİLİ
Öz
Bu çalışmada, 14. yüzyıl şairlerinden Ahmedî’nin İskendernâme adlı mesnevisinde yer alan Kaydâfa ve Gülşah adlı kadın karakterlerin psikanalitik bağlamda temsili ele alınmıştır. Özellikle Jung’un analitik psikolojisinde yer alan animus ve kolektif bilinçdışı kavramları ekseninde kadın kimliğinin aşk ve iktidar ile olan ilişkisi değerlendirilmiştir. Jung’a göre kadın, bilinçdışı düzlemde taşıdığı eril unsurları tanıma ve içselleştirme sürecinde animus arketipiyle yüzleşerek bireyleşim yolunda ilerler. Bu bağlamda çalışma, Kaydâfa ve Gülşah’ın klasik edebî anlatılarda rastlanan pasif kadın imgesinin ötesine geçip geçmediğini sorgulamakta, maskülen yönlerinin nasıl temsil edildiğini ortaya koymayı amaçlamaktadır. Eserde aşk, iktidar ve kimlik mücadelelerinin iç içe geçtiği bu kadın figürlerinin, kendi içsel erklerini keşfederek edilgenlikten aktifliğe evrildikleri, erkek egemen yapılar karşısında dengeleyici ve dönüştürücü roller üstlendikleri sonucuna ulaşılmıştır. Böylelikle Ahmedî’nin söz konusu karakterleri, yalnızca mesnevi geleneğinde biçimsel bir unsur değil; aynı zamanda bireysel ve kolektif bilinçdışının edebî bir yansıması olarak değerlendirilmiştir. Bu çalışma aynı zamanda klasik metinlerdeki kadın temsillerinin psikanalitik okumalarla yeniden yorumlanabileceğini göstermesi bakımından da önem taşımaktadır.
Anahtar Kelimeler
Ahmedî
,
İskendernâme
,
animus
,
kadın kimliği
,
analitik psikoloji.