Cihan Tuncer, Kayıp Babanın İzinde- Heinrich Böll’ün “Palyaço” Adlı Yapıtında Geçmişle Hesaplaşma, Çizgi Yayınevi, Konya 2023, 104 s.
Öz
Savaş sonrası Alman edebiyatının temsilcileri arasında yer alan ve çok tartışılan bir
yazar olan Böll, tanıklık ettiği tarihsel ve toplumsal olaylara yapıtlarında yer verir.
Toplumdaki aksaklıklara göz yummadığından ve gerektiğinde sözünü
esirgemediğinden, kaçınılmaz bir biçimde eleştirinin hedefi haline gelir. Kullandığı dil
ve takındığı üslup ile geçmişle hesaplaşmada empatiden yoksun olarak nitelendirilen
Böll, Nazi geçmişini konu alan yapıtlarında asıl failleri aklamak ve (ya) mağdurlara
yeterince yer vermemekle suçlanır (s. 61). Bu çalışmada; yazarın geçmişle
hesaplaşmasının iddia edildiği üzere taraflı bir tutumla veya Holokost ile sınırlı
olmadığını, 68 Kuşağı’nın da ısrarla vurguladığı üzere Hitler rejiminin zeminine,
dolayısıyla asıl faillere yönelerek konu edindiğini görmek mümkündür. Kitapta, savaş
sonrası dönemde baba figürünün edebiyat içerisinde ele alınış biçimleri üzerinde
durularak “Palyaço” adlı yapıtın otobiyografik bir yapıt olup olmadığı sorusuna yanıt
aranmasıyla kitap tamamlanır.II. Dünya Savaşı’nın ardından, geçmişle hesaplaşma
sürecinde sosyolojik ve politik açıdan arzu edilen mesafenin tam olarak
alınamadığı yıllarda, edebiyat önemli bir gelişim gösterir. Savaş sonrası
edebiyatında, nasyonal sosyalizm, II. Dünya Savaşı, savaş sonrası dönem ve
toplama kamplarında yaşanan trajediler hem Alman hem de yabancı
perspektiflerden ele alınır. Bu bağlamda, Yahudilerin yaşadığı acılar sıkça işlenirken,
aynı zamanda savaşın etkilerinin sadece Yahudilerle sınırlı olmadığı, Almanların da bu
süreçten etkilendiği vurgulanır. Edebî yapıtlar, kurbanlık durumunu çok boyutlu bir şekilde irdeler; böylece sadece belirli grupların acıları değil tüm insanlığın ortak travmaları
dile getirilir. Bu durum, geçmişle yüzleşme sürecinin karmaşıklığını ve çok katmanlılığını ortaya koyar. Edebiyat, bu travmaları anlamak ve hatırlamak için bir araç hâline
gelirken, aynı zamanda toplumsal hafızanın yeniden inşasında da önemli bir rol oynar.
Yazarlar, bu travmalar üzerinden geçmişin izlerini sorgularken, günümüz okurlarına da
derin bir farkındalık kazandırmayı hedefler.
Bu kitap, -yalnızca Böll’ün “Palyaço” adlı yapıtına ilişkin kapsamlı bir çalışma
sun-makla kalmaz-, Böll ve yapıtları üzerine kendisinden sonra yapılacak olan
çalışmalara ışık tutma bağlamında da bir işlev üstlenir. Yer yer araya girip kendi
yorumlarını katan ve okuru aydınlatan yazarın bu kitabının, -tüm bu özellikleriyle-,
Türkiye’deki edebiyat bilimine ve edebiyat bilimine ilgi duyanlara önemli katkılar
sunmayı amaçlayan bir kitap olduğu söylenebilir. Ayrıca, Tuncer, bir aşk öyküsünün
başarısızlığı, toplum-sanatçı ilişkisi ve baba-oğul ilişkisi gibi çok katmanlı temaları da
işleyen yapıtın -yalnızca bireysel deneyimlere değil- aynı zamanda toplumsal yapıların
ve ilişkilerin karmaşıklığına dair zengin bir anlatı sunduğuna değinir. Kitabın dikkat
çeken bir diğer yönü ise tartışılan konuların daha önce Türkiye’de tartışılmamış/ele
alınmamış olmasıdır. Kitabın, tüm bu nitelikleriyle -Türkiye’deki edebiyat
çalışmalarına olduğu kadar- alana ilgi duyan eleştirmen ve okurlara da önemli katkılar
sunmayı amaçladığı söylenebilir.
Anahtar Kelimeler