Yer küremiz resmi kayıtlara göre yaklaşık 3 yıldan fazla süren bir pandemi süreci yaşadı. Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ)’nün verilerine göre 704.753.890 insan Covid-19 virüsüne yakalandı ve bunların 7.010.681’i virüsten veya virüsün neden olduğu semptomlardan dolayı yaşamı yitirdi. Covid-19 virüsünün hızla yayılması ve bulaşma yollarının çeşitliliği nedeniyle dünya genelinde birçok ülke, çeşitli tedbirler alınmıştır. Bunlardan bazıları maske zorunluluğu, sokağa çıkma kısıtlamaları, karantinalar, seyahat yasakları, sosyal mesafe kuralları ve hatta teknolojik takip sistemleri gibi uygulamalardır. Dünyanın birçok ülkesinde alınan karar/uygulamalar bir yandan da özgürlük ve gözetleme tartışmalarını gündeme getirmiştir. Alınan önlemler bireyler açısından özgürlüklerin kısıtlanması, askıya alınması anlamına gelmektedir. Bu tartışmalar 11 Eylül 2001 İkiz kulelere saldırı sonrasında alınmak istenen önlemlerle birlikte tartışmalar dünya gündemine yoğun olarak girmişti. Covid 19 pandemisinde de benzer tartışmalar “özgürlük-denetim” paradoksu ekseninde yapıldı. Küresel güç odaklarının yeni bir toplumsal denetleme mekanizmasının provasını yaptığı (!), gelecekte toplumların nasıl kontrol edilebileceği ile ilgili güvenlik testlerinin uygulandığı (!), siyasal mekanizmanın Covid-19 gerekçesiyle dünyanın otoriter eğilimlere kaymasının ön hazırlıklarını yaptığı (!), bu yolla dünyanın bazı bölgelerinde gözetleme, denetleme, takip etme, arşivleme gibi yol ve yöntemlerle küresel bir panoptikon sürecine girdiği (!) yönünde tartışma ve sorgulamalar entelektüel çevrelerinde yoğun olarak yapılmaktadır. Bu çalışmada pandemi sonrası toplumsal-siyasal düzen içinde iktidarların toplumu gözetleme ve denetim altına alması hakkında izledikleri politikalar incelenecek, teorik bağlamda tartışılacak ve sadece siyasal alandaki uygulamalarla sınırlı tutulacaktır.
According to official records, our planet experienced a pandemic process lasting more than 3 years. According to data from the World Health Organization (WHO), 704,753,890 people contracted the Covid-19 virus, and 7,010,681 of them lost their lives. Due to the rapid spread of the COVID-19 virus and its many transmission methods, many governments have implemented mask-wearing, curfews, quarantines, travel bans, social distance, and technology tracking systems. Many nations’ policies have raised questions about freedom and surveillance. The measures restrict or suspend individual freedoms. These talks and the proposed responses to the September 11, 2001, Twin Tower attacks dominated the global agenda. Similar arguments about the ‘freedom-control’ dichotomy occurred during COVID-19 epidemic. In intellectual circles, there is intense debate and questioning regarding the following claims: that global power centres have rehearsed a new social surveillance mechanism (!), that security tests on how societies can be controlled in the future have been conducted (!), that the political mechanism has laid the groundwork for the world to shift toward authoritarian tendencies under the pretext of Covid-19 (!), and that, through these means, certain regions of the world have entered a global panopticon process involving methods such as surveillance, monitoring, tracking, and archiving (!). In this study, the policies pursued by governments in surveilling and controlling society within the post-pandemic socio-political order will be examined, discussed theoretically, and limited only applications in the political sphere.
Primary Language | Turkish |
---|---|
Subjects | Political Sociology |
Journal Section | Review |
Authors | |
Publication Date | March 21, 2025 |
Submission Date | January 13, 2025 |
Acceptance Date | February 13, 2025 |
Published in Issue | Year 2025 Issue: 6 |