Bir Halvet Deneyiminin Sosyolojik Analizi: Halvette 40 Gün
Abstract
Kişiyi topluma bağlayan çeşitli araçlar vardır. Bunların başında da dil gelir. Dil toplumsal süreçlerin birinci ve en önemli aktörüdür. Dil bireyi topluma toplumu da gelenek ve kültüre bağlayan araçtır. Bu yüzden dinin, kendisiyle toplumsallaştığı en etkili aracın dil olduğu da ortadadır. Ancak dilin esnek bir yapısı vardır, o belli durumlarda zayıflayabilir. Halvet deneyimi analizi göstermiştir ki; kişi toplumdan soyutlandıkça dil yeteneği zayıflamakta buna karşın dini tecrübenin derinliği artmaktadır. Bu da toplumla dil arasında doğrudan bir ilişki bulunduğu ve aynı ilişkinin dil ile din arasında da geçerli olduğu anlamına gelmektedir. Bununla birlikte dil her ne kadar zayıflasa da kişi dilsel araçlardan tamamen soyutlanamamaktadır. Kişinin anıları, kültürel birikimleri, dini eğitimi vs. tamamı aslında dille doğrudan bağlantılıdır. Kişinin bilinç dünyasının önemli ölçüde bunlarla dolu olduğu söylenebilir. Söz konusu halvette yaşanan deneyimler kişinin bu bağlantılardan tam olarak kurtulamadığını hatta derin kişisel tecrübelerin bile bunlarla ilişki içine girerek ortaya çıktığını göstermektedir.
Sonuç, bireyin mutlak şekilde toplumdan bağımsız bir dini tecrübe yaşayamayacağı şeklindedir. Bu, din söz konusu olduğunda ontolojik olarak bireyle toplumun birbirinden bağımsız düşünülemeyeceği anlamına gelmektedir. Bu çalışmada dikkat çekici bir sonuç daha elde edilmiştir. Kişi dilsel sınırların dışına çıkmaya başladığında aynı zamanda yaşayan (fizyolojik) toplumun referans alanından da kopmaya başlamaktadır. Kişi bu durumda başka bir topluluğun referans alanını aramaktadır. Halvetteki bir kişi için bu, geçmişten bu güne aynı metodu uygulamış olan “sufiler” topluluğudur. Kişi bu topluluğun formel öğretilerine sadık kalarak onların yaşadığı tecrübelerin benzerlerini yaşamayı beklemektedir.
Çalışma açısından asıl önemli olan da aslında burasıdır, yani halvet esnasında bile kişinin bir topluluğun onayına duyduğu ihtiyacın keşfedilmesidir. Demek ki, gerek fizyolojik gerekse manevi olsun bir topluluk tarafından onaylanma ihtiyacı kişinin en derin ihtiyaçlarından birisidir. Kişi halvete çekilerek toplumdan izole olma niyetini ortaya koymuş olsa da deneyimini anlamlandırmak için o toplumun dilsel, dinsel ve kültürel referanslarına ihtiyaç duymaktadır. Münzevi, güvendiği bir topluluğun onayından geçmemiş bir tecrübenin dini olup olmadığından kuşkuludur. Bu da bir dinin toplumdan bağımsız bir olgu olarak tasavvur edilemeyeceğine dair klasik iddiaların doğrulanabileceği anlamına gelmektedir. Ulaşılan sonuçlar incelenen halvet deneyimiyle sınırlıdır.
Keywords
References
- Arendt, Hannah. İnsanlık Durumu. çev. Bahadır Sina Şener. İstanbul: İletişim Yayınları, 2013.
- Arpaguş, Safi. Mevlevilikte Manevi Eğitim. İstanbul: Vefa Yayınları, 2009.
- Berger, Peter. L. Melekler Hakkında Söylenti: Modern Toplumda Tabiat Üstünün Yeniden Keşfi. çev. Ali Coşkun - Nebile Özmen. İstanbul: Rağbet Yayınları, 2012.
- Coşkun, Ali. Sevgi Sosyolojisi: Din Sosyolojisi ve Antropolojisi Yazıları. İstanbul: Rağbet Yayınları, 2012.
- Çelik, Celaleddin. “Dindarlık Tipolojiİerine Metodolojik Bir Yaklaşım”. İslamiyat 8/2 (2005), 71-90.
- Çoştu, Yakup. “Toplumsallaşma ve Din”. Din Sosyolojisi El Kitabı. ed. Niyazi Akyüz - İhsan Çapçıoğlu. 369-385. Ankara: Grafiker Yayınları, 2012.
- El Mekki, Ebu Talib. Kutu’l Kulub: Kalplerin Azığı. çev. Yakup Çiçek - Dilaver Selvi. İstanbul: Semerkand Yayınları, 2004.
- Feuerbach, Ludwig A. Geleceğin Felsefesinin İlkeleri. çev. Oğuz Özügül. İstanbul: Ara Yayıncılık, 1991.
Details
Primary Language
Turkish
Subjects
Religious Studies
Journal Section
Research Article
Authors
Sıddık Ağçoban
*
Türkiye
Publication Date
June 15, 2021
Submission Date
October 24, 2020
Acceptance Date
June 8, 2021
Published in Issue
Year 2021 Number: 45
Cited By
Metaverse’te Dinî Ve Toplumsal Tezahürler
Dinbilimleri Akademik Araştırma Dergisi
https://doi.org/10.33415/daad.1210422