Günümüzde iklim değişikliğinin bir insan hakları sorunu olduğu geniş çaplı bir şekilde kabul edilmektedir. İklim değişikliği nedeniyle meydana gelen sıcak hava dalgaları, yoğun yağışlar, seller, kasırgalar ve aşırı hava olayları ölümlere, sağlık sorunlarına ve mülk kayıplarına neden olmaktadır. Dahası, iklim değişikliğiyle birlikte gıda ve su güvenliği tehlikeye girmekte, göç ve çatışma ihtimali gibi birçok sosyo-ekonomik sonuç da ortaya çıkmaktadır. İklim değişikliği ve insan hakları arasındaki sıkı ilişki yüksek mahkeme kararlarına da yansımaya başlamıştır. Federal Almanya Anayasa Mahkemesinin Neubauer kararı ve İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi’nin Verein KlimaSeniorinnen Schweiz ve Diğerleri v. İsviçre kararı iklim değişikliği ile insan hakları arasındaki sıkı ilişkinin kurulması bakımından öncü içtihatlardandır. Türkiye, iklim değişikliğinden en çok etkilenen/etkilenecek coğrafyalardan birinde bulunmasına rağmen henüz bir iklim kanunu benimsememiştir ve bütüncül bir iklim politikası yürütmemektedir. Türkiye şimdiden orman yangınları, kuraklık, sıcak hava dalgaları gibi birçok felaketle karşı karşıyadır. Türkiye’nin henüz iklim değişikliğini azaltmaya yönelik bir mevzuat benimsememiş olması, iklim değişikliğinden meydana gelecek afetlerde idarenin sorumluluğunun doğmayacağı anlamına gelmemektedir. Türkiye idaresi, afetlerin sonuçlarını azaltmaya yönelik tedbirleri almaması, bilgilendirme yükümlülüklerine uymaması ve kamu hizmetinin uyarlanma ilkesi gereği iklim değişikliğine uyum faaliyetlerini genişletmemesi durumunda hizmet kusuru nedeniyle sorumlu kabul edilebilecektir. Bu doğrultuda makalede, iklim değişikliğinin insan haklarıyla ilişkisi üzerinde durulacak, Türkiye’nin karşı karşıya olduğu riskler göz önüne serilecek ve Türkiye idaresinin meydana gelecek afetlerden doğan zararlar bakımından sorumlu tutulup tutulamayacağı irdelenecektir.
It is now widely accepted that climate change is a human rights issue. Heat waves, heavy rainfall, floods, hurricanes, and extreme weather events caused by climate change cause deaths, health problems, and property losses. Moreover, food and water security are at risk, and many socio-economic consequences arise, such as the possibility of migration and conflict. The close link between climate change and human rights has also begun to be reflected in high court decisions. The Neubauer decision of the Federal Constitutional Court of Germany and the Verein KlimaSeniorinnen Schweiz and Others v. Switzerland decision of the European Court of Human Rights are pioneering precedents in establishing the close relationship between climate change and human rights. Although Turkey is located in one of the regions most affected and to be affected by climate change, it has neither adopted a climate law nor implemented a holistic climate policy. Turkey has already been facing many disasters, such as forest fires, drought, heat waves. The fact that Turkey has not yet adopted a legislation to reduce climate change does not mean that the administration will not be held responsible for disasters that will occur due to climate change. If the Turkish administration does not take measures to reduce the consequences of disasters, does not comply with its information obligations, and does not expand its climate change adaptation activities in accordance with the principle of adaptation of public services, it may be considered responsible for service defect. In this context, the article will focus on the relationship between climate change and human rights, reveal the risks that Turkey faces, and examine whether the Turkish administration can be held responsible for damages arising from disasters that will occur.
| Primary Language | Turkish |
|---|---|
| Subjects | Public Law (Other) |
| Journal Section | Research Article |
| Authors | |
| Submission Date | September 29, 2024 |
| Acceptance Date | August 25, 2025 |
| Publication Date | October 24, 2025 |
| DOI | https://doi.org/10.26650/mecmua.2025.83.3.015 |
| IZ | https://izlik.org/JA34AM73NK |
| Published in Issue | Year 2025 Volume: 83 Issue: 3 |