Türkiye’de, 2016-2018 yılları arasında iki yıl süren olağanüstü hâl rejimi, olağanüstü hâle ilişkin anayasal statünün sınırlarını, olağanüstü hâl tedbirlerinin geçiciliği ve ancak olağanüstü hâli ilan etme amacına yönelik olma zorunlulukları bakımından aşmıştır. Bu dönemde çıkarılan 32 olağanüstü hâl kanun hükmünde kararnamesi (KHK) ile hem olağanüstü hâlin süresini aşan hem olağanüstü hâlin ilan edilme amacı dışındaki alanlarda kalıcı düzenlemeler yapılmıştır. Ayrıca KHK’ler marifetiyle birel işlemler tesis edilmiştir. Bu makalenin esasını oluşturan sorun bu KHK’lerin idari ve yargısal denetimidir. Bu sorun, olağanüstü hâlin incelenmesine ilişkin metodolojik ve içeriğe ilişkin belirlemeleri yaptıktan sonra üç ana eksende ele alınmıştır: İlk olarak OHAL KHK’lerinin hukuki statüsü bağlamında, bu olağanüstü yönetim aracıyla olağan kanunlarda değişiklikler yapılması ve genel kuralları koymaya uygun olan bu araç niteliğine aykırı olarak doğrudan kişiler hakkında kurallar konması özellikleri tartışılmıştır. Bu iki özelliği nedeniyle 2016-2018 yılları arasında çıkarılan KHK’ler olağanüstü hâl ile olağan anayasal düzen arasındaki ayrımların ortadan kalkmasına neden olacak, olağan dönemde içinden çıkılması güç sorunlar yaratacaktır. Makalenin bir diğer ekseni, OHAL KHK’leri ekli listeleri marifetiyle kamu görevinden çıkarma işlemlerinin denetimini yapmak için kurulan Olağanüstü Hal İşlemleri İnceleme Komisyonu’nun hukuki statüsünün soruşturulmasıdır. Üçüncü eksen OHAL KHK’leri marifetiyle yapılan kamu görevinden çıkarma işlemlerinin yargısal denetimidir. Mevzuata göre Komisyon, artık kanun haline gelmiş kuralları iptal edebilen kararlar verebilecek; idare mahkemeleri de vereceği iptal kararlarıyla kanunları kaldırabilecektir ve bu olağan hukuki araçlarla olacaktır. Sorunu şöyle tanımlayabiliriz: idare kanunu kaldıracak, idarenin kararını denetleyen idare mahkemeleri aynı yetkiye sahip olacaktır. Bunların hiçbiri Türk anayasa hukuku ve idare hukuku bakımından mümkün olmasa da neredeyse kimsenin dikkatini çekmemektedir.
Olağanüstü Hâl Kanun Hükmünde Kararname OHAL İşlemleri İnceleme Komisyonu Anayasa Mahkemesi Arındırma
The state of emergency in Turkey, which lasted for two years between 2016 and 2018, exceeded the limits of the constitutional status of the state of emergency in terms of the temporary nature of the emergency measures and the requirement that it should only applicable for the purpose for which the state of emergency was declared. 32 emergency decrees issued between 2016 and 2018 introduced both permanent regulations that extended beyond the duration of the state of emergency and regulations in areas that did not serve the purpose for which the state of emergency had been declared. In addition, individual measures were taken through emergency decrees. Direct regulations were imposed on individuals through the inclusion of persons in the attached lists of these emergency decrees; each individual was deprived of their civil, political and social rights through decrees with the force of law that imposed rules on them. This article focuses on the administrative and judicial review of these type of decrees which includes purge lists. The problem is analysed in three main aspects, after methodological and contextual determinations have been made for the examination of the state of emergency: Firstly, two atypical characteristics are tried to be determined in relation to the legal status of the emergency decrees. Secondly, the legal status of the Inquiry Commission on the State of Emergency Measures, which was also established by an emergency decree to review dismissals from public office based on the lists attached to the decrees is to be investigated. And lastly the judicial review of dismissals from public office by emergency decrees is scrutinized.
State of Emergency Emergency Decree Law The Inquiry Commission on the State of Emergency Measures Constitutional Court Lustration.
| Primary Language | Turkish |
|---|---|
| Subjects | Law in Context (Other) |
| Journal Section | Research Article |
| Authors | |
| Submission Date | March 7, 2024 |
| Acceptance Date | October 13, 2025 |
| Publication Date | January 16, 2026 |
| DOI | https://doi.org/10.26650/mecmua.2025.83.4.0013 |
| IZ | https://izlik.org/JA45AS89PY |
| Published in Issue | Year 2025 Volume: 83 Issue: 4 |