Etkileşim, Damga ve Benlik Sunumu: TikTok'ta Engelli Kullanıcı Deneyimleri
Abstract
Bu çalışmanın konusu engellilerin TikTok kullanım pratikleridir. Makalede, TikTok’un engelli bireylere nasıl bir dijital kamusal alan sunduğu, Goffman’ın dramaturji ve damga kuramı ile Belk’in “genişletilmiş benlik” yaklaşımı çerçevesinde irdelenmektedir. Sosyal ağların engelli kullanıcıları içerik üreticisine dönüştürdüğü; TikTok’un üretimi kolay kısa video formatı, erişilebilirlik ve algoritmasıyla engelli bireylere görünürlük, kendilerini ifade ve dayanışma imkânı sağladığı görülmektedir. Bununla birlikte dijital mecralarda da siber zorbalık, ötekileştirme ve damgalama pratikleri varlığını sürdürmektedir.
Makalenin araştırma kısmı dijital etnografi yöntemine yaslanmaktadır; Türkiye’de TikTok kullanan 18 yaş üstü, 16 fiziksel engelliyle çevrimiçi katılımlı gözlem ve mülakat teknikleriyle veri toplanmıştır. Bulgular, katılımcıların tıbbi söylemin aksine engelliliği kendilerinde bir “kusur” olarak değil, mimari düzenlemeler ve toplumsal bakışın ürettiği bir engellenme hâli olarak tanımladığını; gerçek engellerin erişilemeyen mekânlar, toplu taşımadaki yetersizlikler, acıma ve “yazık” söylemleriyle kurulan dışlamalar olarak ifade etmektedirler. Engelli katılımcıların TikTok platformunu zaman geçirme, kendini iyi hissetme, rol model olma ve “acınacak kişi değil, aktif özne” olduğunu gösterme amacıyla kullandığı görülmektedir. Gündelik rutinlerini ve yapabilirliklerini sergileyerek damgayı tersyüz etmeye çalışmaktadırlar. Bununla birlikte, destekleyici yorumların yanında, beden, cinsellik ve yoksulluk üzerinden ötekileştirici ve merakçı yorumlarla da sürekli mücadele etmek zorunda kaldıkları görülmektedir. Böylece TikTok, hem güçlenme hem de damgalanmanın yeniden üretildiği çelişkili bir dijital sahne olmaktadır.
Keywords
Interaction, Stigma, and Self-Presentation: Disabled User Experinces on TikTok
Abstract
The subject of this study is the TikTok usage practices of people with disabilities. The article examines how TikTok offers a digital public sphere for disabled individuals through the lenses of Goffman’s dramaturgy and stigma theories, as well as Belk’s “extended self” approach. The findings indicate that social networks transform disabled users into content producers; TikTok’s easy-to-create short video format, accessibility features, and algorithm provide opportunities for visibility, self-expression, and solidarity. At the same time, practices of cyberbullying, othering, and stigmatization continue to persist in digital environments.
The research section of the article is based on digital ethnography. Data were collected through online participant observation and interviews with sixteen physically disabled TikTok users over the age of eighteen living in Turkey. The findings show that, contrary to medical discourse, participants do not define disability as a “deficiency” within themselves but as a condition produced by architectural arrangements and societal attitudes. They describe the real obstacles as inaccessible spaces, inadequate public transportation, and forms of exclusion rooted in pitying or “poor you” narratives.
It is observed that disabled participants use TikTok as a means of passing time, feeling better, becoming role models, and demonstrating that they are “active subjects rather than objects of pity.” By showcasing their daily routines and capabilities, they seek to overturn stigma. Yet alongside supportive comments, they must continually confront othering and intrusive remarks related to their bodies, sexuality, and economic status. In this sense, TikTok becomes a contradictory digital stage where empowerment and the reproduction of stigma coexist.
Keywords
Higher Education Institution 100/2000 YÖK Doctoral Scholarship
We declare that all processes of the study were in accordance with research and publication ethics, and that ethical rules and scientific citation principles were followed.