Anlamak ile açıklamak arasındaki epistemolojik ayrımın halkla ilişkilerde çeşitli öğretilere ve kavram setlerine imkân sağladığını teorik düzlemde tartışmak çalışmanın sorunsalını oluşturmaktadır. Pozitivist epistemolojiyle temellenen egemen halkla ilişkiler öğretisi, yorumlayıcı/eleştirel bilgi kuramına yaslanan eleştirel halkla ilişkiler ve postmodern bakış açısıyla şekillenen postmodern halkla ilişkiler çalışmanın kapsam ve sınırlılığını imlemektedir. Halkla ilişkilerde ortaya konulan teori ve kavramların tesadüfi olmadığını, belirli bilgi kuramlarına yaslanarak farklılaştığını kavramak çalışmanın temel amacını oluşturmaktadır. Metodolojik düzlemde nitel araştırma yöntemleri içinde yer alan tarihsel karşılaştırmalı araştırma tekniği kullanılmıştır. Halkla ilişkilerdeki farklı öğretilerin ve çeşitli kavram setlerinin ortaya çıkmasında epistemolojik kırılmaların rolünü sorgulamak bu çalışmanın problematiğini oluşturmaktadır. Halkla ilişkiler yazınında, alana dair kuramsal tartışma yürütmek yeni bir inceleme alanını oluşturmaz. Halkla ilişkiler literatüründe çeşitli öğretiler ve farklılaşan kavramların tercih edilmesinin epistemolojik bir temeli olduğunu keşfetmek çalışmanın önemini ortaya çıkarmaktadır. Pozitivizme yaslanan egemen halkla ilişkiler öğretisinde; etkililik, işlevsellik, verimlilik, stratejik yönetim fonksiyonu, rasyonel ikna tekniği ve yönetsel çıkarlar ön plana çıkarken yorumlayıcı/eleştirel bilgi kuramına dayanan eleştirel halkla ilişkilerde; ideoloji, güç/iktidar ilişkileri, rıza ve hegemonya kavramları ön plana çıkmıştır. Postmodern halkla ilişkilerdeyse anlam, kimlik, kültür, söylem, etik ve tahakküm kavramlarının sivrildiği gözlenmiştir. Halkla ilişkilerdeki öğreti ve kavramların değer-yansız bir yönelimle ortaya çıkmadığı ve alanın dinamik olduğu bu çalışmada ortaya konulmuştur.
The theoretical problem of this study is to discuss the epistemological distinction between understanding and explaining, which has given rise to various teachings and conceptual frameworks in public relations. The dominant positivist public relations doctrine, critical public relations based on interpretive/critical epistemology, and postmodern public relations are the subjects of this study. The aim of this study is to understand how theories and concepts in public relations differ based on specific epistemologies. This study employs the historical comparative research technique. This study questions the role of epistemological shifts in the emergence of different teachings and various conceptual frameworks in public relations. Discovering that the preference for various teachings and differing concepts in public relations has an epistemological basis highlights the importance of this study. In mainstream public relations theory, effectiveness, functionality, efficiency, strategic management function, rational persuasion techniques, and managerial interests are emphasized, while in critical public relations, ideology, power/authority relations, consent, and hegemony concepts are prominent. In postmodern public relations, concepts such as meaning, identity, culture, discourse, ethics, and domination have come to the fore. It has become apparent that the principles and concepts in public relations have diversified and that the field is dynamic.
| Primary Language | Turkish |
|---|---|
| Subjects | Communication and Media Studies (Other) |
| Journal Section | Research Article |
| Authors | |
| Submission Date | August 6, 2025 |
| Acceptance Date | September 29, 2025 |
| Publication Date | December 23, 2025 |
| Published in Issue | Year 2025 Issue: 2 |
im: Journal of communication & media studies is licensed under CC BY-NC 4.0