Bu makale, dijitalleşme bağlamında sanat üretim süreçlerinin nasıl dönüştüğünü üç boyutlu (3D) heykel ve artırılmış gerçeklik (AR) uygulamaları üzerinden inceleyen nitel bir araştırmadır. Çevrim içi ortamda yürütülen yarı yapılandırılmış derinlemesine mülakatlarla on dijital sanatçıdan elde edilen veriler, içerik analizi yöntemiyle teknik, estetik ve kavramsal temalarda çözümlenmiştir. Bulgular, teknolojik araçların sanatçıların atölyesine bütünüyle entegre olduğunu, özellikle 3D modellemenin sınırsız biçim deneyi, düşük maliyetli çoğaltma ve mekânsal esneklik sunduğunu göstermektedir. Bununla birlikte, katılımcılar malzemeyle bedensel etkileşime dayanan sezgisel süreçlerin dijital ortamda her zaman yeniden üretilemediğini vurgulamıştır. AR tabanlı işler, izleyiciyi pasif gözlemci konumundan aktif etkileşimciye taşıyarak mekân algısını dönüştürmüş; fiziksel mekânın dijital katmanlar tarafından yeniden tanımlanabileceği ifade edilmiştir. Fiziksel sergiler dokunsal ve sosyal deneyim açısından hâlâ üstün görülse de dijital sergiler erişilebilirlik, sürdürülebilirlik ve küresel tanınırlık fırsatları nedeniyle olumlu değerlendirilmiştir. Katılımcılar, 3D ve AR teknolojilerini geçici moda değil, çizgisel biçimde ilerleyen kalıcı bir paradigma kayması olarak nitelemiş; böylece sanatçı kimliğinin yalnızca araç düzeyinde değil, yaratım sürecinin merkezinde radikal şekilde yeniden tanımlandığını savunmuştur. Çalışma, kartopu yöntemiyle seçilen örneklemin genç ve teknolojiye yatkın sanatçılardan oluşması nedeniyle genellenebilirliğin sınırlı kaldığını belirtmekte; gelecek araştırmaların disiplinler arası projelerde farklı yaş gruplarını kapsayan örneklemlerle nitel bulguları destekleyecek nicel ölçekler geliştirmesini önermektedir.
This article is a qualitative study that examines how art production processes are transformed in the context of digitalization, focusing on three-dimensional (3D) sculpture and augmented reality (AR) applications. Data were collected from ten digital artists through semi-structured in-depth interviews conducted online and analyzed thematically using content analysis in technical, aesthetic, and conceptual dimensions. The findings demonstrate that technological tools have become fully integrated into artists’ studios, with 3D modeling in particular offering limitless formal experimentation, low-cost reproduction, and spatial flexibility. However, participants emphasized that intuitive processes based on bodily interaction with material cannot always be replicated in digital environments. AR-based works were found to shift the viewer from a passive observer to an active participant, transforming spatial perception and allowing physical space to be redefined through digital layers. While physical exhibitions are still regarded as superior in terms of tactile and social experience, digital exhibitions were positively evaluated for their accessibility, sustainability, and potential for global recognition. Participants described 3D and AR technologies not as a passing trend but as a lasting paradigm shift advancing in a linear fashion, arguing that the artist’s identity is being radically redefined—not merely at the level of tools but at the very core of the creative process. The study notes that the use of snowball sampling resulted in a sample composed of young, tech-savvy artists, limiting generalizability. It recommends that future research support these qualitative findings with quantitative measures developed through interdisciplinary projects involving diverse age groups.
| Birincil Dil | Türkçe |
|---|---|
| Konular | İletişim Çalışmaları |
| Bölüm | Araştırma Makalesi |
| Yazarlar | |
| Gönderilme Tarihi | 14 Temmuz 2025 |
| Kabul Tarihi | 8 Aralık 2025 |
| Yayımlanma Tarihi | 30 Aralık 2025 |
| Yayımlandığı Sayı | Yıl 2025 Cilt: 12 Sayı: 23 |
Intermedia International E-journal
Bu eser Creative Commons Alıntı-GayriTicari-Türetilemez 4.0 Uluslararası Lisansı ile lisanslanmıştır.