Mimari tasarımlara başlanırken, “tasarım girdileri” olarak belirlenen veriler esas alınır. Bu veriler; yapının tasarlanma amacı, yasa ve yönetmelikler, arazinin koşulları, kullanıcı profili ve ihtiyaçları, eldeki mevcut olanaklar, kullanılacak teknoloji, malzeme ve yöntemler, maliyet ve zaman gibi kaynaklar, yapının kullanıcılar üzerinde oluşturduğu sosyal ve psikolojik etkiler vb. olarak sıralanabilir. Tasarım sürecine başlarken belirlenen bu kararlar yapılardan beklenen performansın doğru ve uzun süreli olarak sağlanabilmesi için gereklidir. Ancak, günümüzde gelişen teknoloji toplumların kültürlerini, yaşam biçimlerini, alışkanlıklarını, ihtiyaçlarını ve beklentilerini hızla değiştirmektedir. Dolayısıyla mimari ürünlerin tasarlanma aşamasındaki tasarım girdilerinde de zaman içerisinde değişiklikler meydana gelebilir. Farklı ihtiyaçlara cevap vermesi için tasarlanmış ve henüz fiziksel ömrünü tamamlamamış olan binaların yeni ve sürekli değişen ihtiyaçları karşılayabilmesi ise ancak esnek tasarım ile mümkündür. Yapıların esnek olma özelliklerinin ana belirleyicilerden biri de taşıyıcı sistemdir. Bu çalışmanın amacı; farklı taşıyıcı strüktürlerin esneklik üzerindeki etkilerini ortaya koyarak mekânsal esneklik arayışındaki tasarımcılara yol göstermektir. Bu kapsamda, geçmişten günümüze farklı strüktürlere sahip mevcut binalar esneklik bağlamında incelenmiştir. Geçmişte sıklıkla kullanılan ağır strüktür türleri, gelişen teknolojiyle beraber yerini hafif strüktür türlerine bırakmıştır. Sonuç olarak özellikle geniş açıklıkların taşınabildiği hafif sistemlerin kullanıldığı strüktür türlerinin tasarım, yapım ve kullanım aşamalarında esneklik özelliklerinin daha fazla olduğu görülmüştür.
When starting architectural designs, the data determined as “design inputs” are taken as basis. These data can be listed as the purpose of designing the structure, laws and regulations, land conditions, user profile and needs, available opportunities, technology, materials and methods to be used, resources such as cost and time, social and psychological effects of the structure on users, etc. These decisions determined at the beginning of the design process are necessary for the expected performance of the structures to be provided correctly and in the long term. However, today's developing technology is rapidly changing the cultures, lifestyles, habits, needs and expectations of societies. Therefore, changes may occur in the design inputs of architectural products in time. Buildings that are designed to meet different needs and have not yet completed their physical life can only meet new and constantly changing needs with flexible design. One of the main determinants of the flexibility of structures is the supporting system. The purpose of this study is to guide designers seeking spatial flexibility by revealing the effects of different supporting structures on flexibility. In this context, existing buildings with different structures from the past to the present were examined in terms of flexibility. Heavy structure types, which were frequently used in the past, have been replaced by light structure types with the developing technology. As a result, it has been seen that the structure types, especially those where light systems that can carry wide openings are used, have more flexibility in the design, construction and usage stages.
Primary Language | Turkish |
---|---|
Subjects | Architectural Design |
Journal Section | Makaleler |
Authors | |
Publication Date | March 31, 2025 |
Submission Date | March 10, 2025 |
Acceptance Date | March 29, 2025 |
Published in Issue | Year 2025 Volume: 2 Issue: 1 |