Bu çalışma, Türk edebiyatında psikolojik roman türünün ilk örneği olarak kabul edilen Mehmet Rauf’un Eylül adlı romanını, bireyin iç dünyasındaki çatışmalar, duygusal kırılmalar ve psikolojik çözülme bağlamında incelemeyi amaçlamaktadır. 1901 yılında yayımlanan Eylül, bireyin içsel dünyasına eğilen anlatım biçimiyle Servet-i Fünun edebiyatının estetik ve duygusal anlayışını aşarak, birey merkezli, psikolojik derinliği olan ilk roman örneği olarak öne çıkmaktadır. Bu bağlamda roman, yalnızca yasak bir aşk hikâyesi etrafında şekillenen dramatik olaylar zinciriyle değil, aynı zamanda karakterlerin ruhsal gelgitleri, iç monologları ve bilinçaltı süreçleriyle de dikkat çekmektedir. Makalede, romanın başkarakterleri Suat, Necip ve Süreyya arasındaki çatışmalı duygusal yapı, özellikle Suat’ın bastırılmış arzuları, toplumsal değerlerle bireysel tutkuları arasındaki sıkışmışlığı ve sonucunda yaşadığı içsel yıkım bağlamında çözümlenmiştir. Mehmet Rauf’un, karakterlerin iç dünyasını betimlerken kullandığı anlatım teknikleri, modern psikolojik roman anlayışının habercisi olarak değerlendirilmiştir. Sessiz bir trajedinin izlerini taşıyan romanda, karakterlerin konuşmaktan çok düşündüğü, hissettikleriyle yüzleşmek yerine sustukları, bu suskunluğun ise onları ruhsal bir çöküşe sürüklediği görülmektedir. Çalışmada ayrıca, dönemin toplumsal ve kültürel yapısının bireyin psikolojisi üzerindeki etkileri de ele alınmıştır. Tanzimat ve Servet-i Fünun dönemleri arasındaki geçiş sürecinde bireyin kimlik arayışı, toplumsal baskılar ve değişen değer yargılarının bireyin iç dünyasında yarattığı çatışma, romanın alt metninde güçlü bir şekilde hissedilmektedir. Bu yönüyle Eylül, sadece bir aşk trajedisi değil, aynı zamanda Osmanlı aydınının bireysel yalnızlığına, içsel sıkışmışlığına ve toplumsal yabancılaşmasına da ayna tutmaktadır. Sonuç olarak bu makalede, Eylül romanının Türk edebiyatında psikolojik roman türünün öncüsü olarak konumlandırılmasının nedenleri tartışılmış; romanın karakter odaklı yapısı, içsel çözümlemeleri ve sessiz, fakat yıkıcı dramatik yapısıyla nasıl bir içsel trajediye dönüştüğü detaylı olarak incelenmiştir. Mehmet Rauf’un bu eserle, bireyin ruhsal çözülüşünü merkeze alarak Türk romanında yeni bir anlatım biçimi başlattığı ve bireyin içsel evrenine açılan yeni bir edebî kapı araladığı sonucuna ulaşılmıştır.
This study aims to analyze Mehmet Rauf's Eylül, which is considered to be the first example of the psychological novel genre in Turkish literature, in the context of conflicts in the inner world of the individual, emotional fractures and psychological dissolution. Published in 1901, Eylül stands out as the first example of an individual-centered novel with psychological depth, surpassing the aesthetic and emotional understanding of Servet-i Fünun literature with its narrative style that focuses on the inner world of the individual. In this context, the novel draws attention not only with the dramatic chain of events shaped around a forbidden love story, but also with the characters' psychological ebb and flow, inner monologues and subconscious processes. In this article, the conflicting emotional structure between the protagonists Suat, Necip and Süreyya is analyzed in the context of Suat's repressed desires, her being stuck between social values and individual passions, and the inner destruction she experiences as a result. The narrative techniques used by Mehmet Rauf in describing the inner world of the characters are evaluated as the precursor of the modern psychological novel. In the novel, which bears the traces of a silent tragedy, it is seen that the characters think more than they speak, that they keep silent instead of confronting their feelings, and that this silence leads them to a spiritual collapse. The study also examines the effects of the social and cultural structure of the period on the psychology of the individual. The individual's search for identity in the transition period between the Tanzimat and Servet-i Fünun periods, the conflict created by social pressures and changing value judgments in the inner world of the individual are strongly felt in the subtext of the novel. In this respect, Eylül is not only a tragedy of love, but also a mirror to the individual loneliness, inner stuckness and social alienation of the Ottoman intellectual. As a result, this article discusses the reasons for the positioning of Eylül as the pioneer of the psychological novel genre in Turkish literature, and examines in detail how the novel turns into an inner tragedy with its character-oriented structure, inner analysis, and quiet but destructive dramatic structure. It is concluded that with this work, Mehmet Rauf initiated a new narrative form in the Turkish novel by centering on the psychological dissolution of the individual and opened a new literary door to the inner universe of the individual.
| Primary Language | Turkish |
|---|---|
| Subjects | Literary Studies (Other) |
| Journal Section | Research Article |
| Authors | |
| Submission Date | August 1, 2025 |
| Acceptance Date | November 18, 2025 |
| Publication Date | January 31, 2026 |
| Published in Issue | Year 2026 Volume: 16 Issue: 1 |
Contact Information
Phone Number: +90 0318 357 35 92
Fax Number: +90 0318 357 35 97
E-mail: sbd@kku.edu.tr
Postal Address: Kırıkkale University, Graduate School of Social Sciences, Şehitler Campus, 71450, Yahşihan–KIRIKKALE, Türkiye
Creative Commons License
This work is licensed under the Creative Commons Attribution–NonCommercial–NoDerivatives 4.0 International License.