Antroposen Çağı, insanların doğal sistemler üzerindeki dönüştürücü etkilerinin jeolojik ölçekte hissedildiği ve toplumsal yapılar ile ekolojik sistemler arasındaki ilişkinin hissedilir biçimde yeniden inşa edildiği bir dönem olarak tanımlanmaktadır. Özellikle son yıllarda Türkiye’de kırsal ekonomilerdeki dönüşüm, Marx’ın ve Foster’in “metabolik çatlak” kavramı çerçevesinde ele alınabilecek derin ekolojik ve sosyal kırılganlıkları ortaya koymaktadır. Ekolojik ve sosyal kırılganlıklar, özellikle aile kurumu üzerinde çok boyutlu etkiler yaratmaktadır. Tarıma dayalı üretim ilişkilerinin çözülmesi, geniş aile yapılarının çözülüşü ve kuşaklar arası kültürel aktarım mekanizmalarında kopukluklar meydana getirmektedir. Gerçekleştirilmiş olan çalışma kapsamında Türkiye’nin 12. Kalkınma Planı ve “2025 Aile Yılı” stratejileri çerçevesinde hem kırsal alanda hem de kentsel alanlarda tarımla uğraşan ailelerin deneyimlerini merkeze alan kapsamlı bir nitel araştırma gerçekleştirilmiştir. Çalışmada, 10 katılımcı ile derinlemesine görüşmeler yapılmıştır; bu görüşmeler ekonomik dayanışma biçimleri, üretim tüketim ilişkileri, mekânsal aidiyet algısı ve ekolojik farkındalık başlıkları altında değerlendirilmiştir. Çalışma kapsamında elde edinilen bulgular ışığında, aile kurumunun sosyal ve kültürel dokusunun zayıflatıldığını, ekonomik kırılganlıkları derinleştirdiğini ve kuşaklar arası dayanışma mekanizmalarının aşınmasına neden olduğunu ortaya koymaktadır. Bununla birlikte, tarım faaliyetlerini sürdürülebilir kılınması ve aile kurumunda dayanışma pratiklerinin güçlendirilmesi için geliştirilmesi gereken politikaların ekolojik ve sosyal bir bakış açısıyla bütüncül olarak ele alınmasının gerekliliği vurgulanmaktadır. Çalışmanın önerileri arasında, kırsal ve kentsel tarım pratiklerini gerçekleştiren ailelerin ihtiyaçlarına duyarlı aile politikaları geliştirilmesi, kültürel hafızanın sürekliliğini destekleyen mekanizmaların kurulması ve kentleşme süreçlerinin sosyal ve ekolojik adalet perspektifiyle yönetilmesi yer verilmektedir. Antroposen Çağı’nın yaratmış olduğu çok katmanlı krizlere karşı hem toplumsal hem de ekolojik olarak aile kurumunun güçlendirilmesi öngörülmektedir. Sonuç olarak, Antroposen Çağı’nda ailelerin çevresel krizlere karşı geliştirdiği uyum stratejileri, yalnızca hayatta kalma çabası olmaktan öte; kültürel süreklilik, toplumsal dayanışma ve ekolojik duyarlılık süreçlerinin bir arada işlediği dinamik bir dönüşümü ifade etmektedir. Ailelerin ekolojik kırılganlıklarını azaltarak toplumsal dayanışma mekanizmalarını güçlendirmeyi ve sürdürülebilir bir toplumsal yapının inşasını desteklemeyi amaçlayan yeşil politikaların geliştirilmesi önem arz etmektedir.
The Anthropocene Epoch is characterized as a transformative era in which human impact on natural systems attains a geological scale, fundamentally reconstructing the nexus between social structures and ecological systems. In the specific context of Turkey, the recent transformation of rural economies has unveiled profound ecological and social vulnerabilities that can be rigorously analyzed through the conceptual framework of the “metabolic rift,” as posited by Marx and Foster. These socio-ecological fragilities exert multidimensional pressures on the institution of the family, where the dissolution of traditional agriculture-based production relations has catalyzed the breakdown of extended family structures and the disruption of intergenerational cultural transmission mechanisms. To address these issues, this study presents a comprehensive qualitative inquiry focusing on the experiences of families involved in agricultural practices across rural and urban environments, situated within the strategic framework of Turkey’s 12th Development Plan and the “2025 Family Year” initiatives. Utilizing in-depth interviews with ten participants, the research evaluates four critical dimensions: forms of economic solidarity, production-consumption relationships, perceptions of spatial belonging, and ecological awareness. The findings reveal that the socio-cultural fabric of the family has significantly weakened, thereby deepening economic vulnerabilities and eroding the mechanisms of intergenerational solidarity. The study emphasizes the imperative of developing holistic policies to ensure the sustainability of agricultural activities while reinforcing familial solidarity from an ecological and social standpoint. Proposed recommendations include the design of family policies sensitive to the nuances of rural-urban agricultural shifts, the establishment of mechanisms for cultural memory continuity, and the governance of urbanization through social and ecological justice. Ultimately, adaptation strategies in the Anthropocene must transcend mere survival, fostering a dynamic transformation where cultural continuity and ecological sensitivity converge to build a resilient and sustainable social structure through targeted green policies.
Anthropocene Era Domestic Division of Labor Agricultural Livelihood Strategies Ecological Vulnerability
| Primary Language | Turkish |
|---|---|
| Subjects | Family Sociology , Social Change |
| Journal Section | Research Article |
| Authors | |
| Submission Date | January 12, 2026 |
| Acceptance Date | February 9, 2026 |
| Publication Date | March 31, 2026 |
| IZ | https://izlik.org/JA62UD25LD |
| Published in Issue | Year 2026 Volume: 16 Issue: 3 |
Contact Information
Phone Number: +90 0318 357 35 92
Fax Number: +90 0318 357 35 97
E-mail: sbd@kku.edu.tr
Postal Address: Kırıkkale University, Graduate School of Social Sciences, Şehitler Campus, 71450, Yahşihan–KIRIKKALE, Türkiye
Creative Commons License
This work is licensed under the Creative Commons Attribution–NonCommercial–NoDerivatives 4.0 International License.