Çukurova Bölgesinde Ortodontik Tedavi İsteğiyle Başvuran Adölesanlarda Dişsel ve İskeletsel Anomalilerin Prevalansı: Tek Kurum Deneyimi
Abstract
Amaç: Bu çalışmanın amacı, Çukurova bölgesinde ortodontik tedavi isteğiyle başvuran adölesan hastalarda dişsel ve iskeletsel anomalilerin prevalansını belirlemek ve bu anomalilerin cinsiyet ve yüz tipi ile ilişkisini değerlendirmektir.
Yöntem: Bu retrospektif kesitsel çalışma, Çukurova Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi Ortodonti Anabilim Dalı'nın dijital arşivinde bulunan ve Ocak 2012–Nisan 2022 arası döneme tarihlenen 1000 adölesan hastanın kayıtları üzerinden yürütülmüştür.
Dişsel anomaliler intraoral fotoğraflar ve panoramik radyograflar, iskeletsel anomaliler ile yüz tipleri lateral sefalometrik radyograflar ve analizler kullanılarak değerlendirilmiştir. Veriler tanımlayıcı istatistiklerle analiz edilmiş, değişkenler arası ilişkiler Ki-kare testiyle incelenmiştir. İstatistiksel anlamlılık düzeyi p<0,05 olarak kabul edilmiştir.
Bulgular: Kayıtları incelenen 1000 adölesanın 621’i kadın, 379’u erkek olup yaş ortalaması 14,39±1,59’dur. Herhangi bir dişsel veya iskeletsel anomalisi olmayanların oranı %8,1’dir. Hastaların %23,3’ünde yalnızca dişsel, %7,6’sında yalnızca iskeletsel, %61’inde ise her iki anomali birlikte görülmüştür. En sık intramaksiller anomaliler ektopik sürme (%18,9), diastema (%12,0) ve gömülü diştir (%10,6). Dişsel Sınıf II maloklüzyon (%52,9) ve iskeletsel Sınıf II ilişki (%43,6) en yaygın sagittal anomalilerdir. İntermaksiller anomaliler arasında anterior çapraz kapanış (%20,3) ve anterior açık kapanış (%10,7) öne çıkmıştır. Erkeklerde anterior çapraz kapanış ile dişsel ve iskeletsel Sınıf III, kadınlarda ise dişsel ve iskeletsel Sınıf II anomalileri daha yüksektir (p<0,05). Dolikofasiyal bireylerde açık, brakifasiyal bireylerde derin kapanış daha sık görülmüştür (p<0,001).
Sonuç: Çukurova bölgesindeki ortodontik tedavi isteğiyle başvuran adölesanlarda dişsel ve iskeletsel anomaliler yüksek prevalanstadır ve birbirine eşlik etmektedir. Çalışmamızın bulguları, yalnızca dişsel anomalilerin değil, aynı zamanda iskeletsel anomalilerin, yüz tipinin ve cinsiyetin ortodontik tedavi planlamasında dikkate alınmasının ve ortodontik bütüncül bakış açısının önemine vurgu yapmaktadır.
Keywords
Supporting Institution
Bulunmamaktadır.
Project Number
Bulunmamaktadır.
Ethical Statement
Çalışmanın etik kurul onayı ÇÜTF Etik Kurulu'ndan alınmıştır.
Thanks
Bulunmamaktadır.
Prevalence of Dental and Skeletal Anomalies in Adolescents Seeking Orthodontic Treatment in the Çukurova Region: A Single-Center Study
Abstract
Objective: To determine the prevalence of dental and skeletal anomalies in adolescents seeking orthodontic treatment in the Çukurova region and to evaluate their associations with gender and facial type.
Methods: This retrospective cross-sectional study included records of 1,000 adolescent patients treated at the Department of Orthodontics, Çukurova University Faculty of Dentistry, between January 2012 and April 2022. Dental anomalies were assessed using intraoral photographs and panoramic radiographs, whereas skeletal anomalies and facial types were evaluated from lateral cephalometric radiographs. Descriptive statistics and Chi-square tests were used for data analysis, with statistical significance set at p<0.05.
Results: Among the 1,000 adolescents (621 females, 379 males; mean age, 14.39±1.59 years), 8.1% had no dental or skeletal anomalies. Dental anomalies alone were detected in 23.3% of patients, skeletal anomalies alone in 7.6%, and both in 61.0%. The most common intramaxillary anomalies were ectopic eruption (18.9%), diastema (12.0%), and impacted teeth (10.6%). Dental Class II malocclusion (52.9%) and skeletal Class II relationship (43.6%) were the most prevalent sagittal anomalies. The most frequent intermaxillary anomalies were anterior crossbite (20.3%) and anterior open bite (10.7%). Males showed significantly higher frequencies of anterior crossbite and dental and skeletal Class III anomalies, whereas dental and skeletal Class II anomalies were more common in females (p<0.05). Open bite was more frequent in dolichofacial individuals, whereas deep bite predominated in brachyfacial individuals (p<0.001).
Conclusion: Dental and skeletal anomalies are highly prevalent and frequently coexist in adolescents seeking orthodontic treatment. Skeletal characteristics, facial type, and gender should be considered alongside dental anomalies during orthodontic diagnosis and treatment planning.
Keywords
Project Number
Bulunmamaktadır.