Bu makalede, Kant’ın sanat anlayışının temeli sayılabilecek deha kavramı ele alınmıştır. Düşünüre göre sanat deyince akla güzel sanat gelmelidir. Güzel sanat ise ancak bir dehanın eseri olan, eşsiz, mükemmel ve özgün bir eserdir. Kant’a göre yüksek sanatı ancak deha üretebilir. Kant dehayı sanata kural koyan yetenek olarak tanımlar. Deha, doğuştan gelen bir yetidir ve herhangi bir eğitimle geliştirilemez. Bu üstün yetenek güzel sanatların uyması gereken kuralları oluşturmada vazgeçilmez bir role sahiptir. Kant, güzel sanatta dehanın önemini belirten argümanlar öne sürer. Buna ilk argüman tüm güzel sanatların sanatsal olarak kabul edilmesini sağlayan kuralları varsaydığı ve belirleyici zemini bir kavram olan bir kuraldan türetilemeyeceğidir. Dolayısıyla güzel sanatın ürününü meydana getireceği bir kuralı kendisi düşünemez. Bununla birlikte, ürünün sanat olarak kabul edilebilmesi için ondan önce gelen bir kural olması gerektiğinden, bu kuralın atandığı araç öznenin gücü dahilinde olmalı ve özellikle de öznenin doğuştan gelen deha yetisinin bir yaratımı olmalıdır. Bu doğuştan gelen bir yetenek olmalıdır, çünkü eğer öğretilen bir beceri olsaydı, sanatın kural ve kavramlarının ilk olarak kendileri tarafından oluşturulduğu gücün aksine, öğrenilen kural ve kavramların bir ürünü olarak var olurdu. Kant deha yetisi teorisini, deha kavramının Kant’ın genel estetik yargı teorisiyle nasıl bağlantılı olduğunu ve bu teoriyi nasıl genişlettiğini göstermeye hizmet edecek dört özelliğini tanımlayarak detaylandırır. Kant’ın tanımladığı dehanın ilk özelliği, bir kurala uygun olarak öğrenilebilen şeylere yönelik bir beceri yatkınlığının aksine belirli bir kuralın verilemeyeceği şeyleri üretme yeteneği olmasıdır. Bunun sonucu olarak özgünlük onun birincil özelliği olmalıdır. Dehanın ikinci özelliği, her ne kadar orijinal olması gerekse de aynı zamanda örnek teşkil etmesi, taklit edilmeye değer olması ve bir standart ya da yargılama kuralı olarak var olmasıdır. Üçüncü olarak, deha gücünün eserlerini nasıl ürettiğini bilimsel olarak tanımlamanın veya göstermenin bir yolu olamaz ve bu nedenle sanatçı güzel sanatı var etmeyi isteyemez veya planlayamaz. Dördüncü olarak Kant, dehanın yalnızca güzel sanata kural koyan bir yeti olduğunu ve bilime kural koymada herhangi bir rol oynamadığını açıklığa kavuşturur.
Abstract
In this article, the concept of genius, which can be considered as the basis of Kant's understanding of art, will be discussed. According to the thinker, when we think of art, beautiful art should come to mind. Fine art, on the other hand, is a unique, perfect and original work of genius. According to Kant, only genius can produce high art. Kant defines genius as the ability to rule art. Genius is an innate ability and cannot be developed through any education. This superior talent has an indispensable role in establishing the rules that fine arts should follow. Kant puts forward arguments indicating the importance of genius in fine art. The first argument is that all fine arts assume rules that enable them to be recognised as artistic and cannot be derived from a rule whose determining ground is a concept. Therefore, fine art cannot itself think of a rule from which its product is to be derived. However, since there must be a rule that precedes the product in order for it to be recognised as art, the instrument to which this rule is assigned must be within the power of the subject and, in particular, must be a creation of the subject's innate genius. It must be an innate faculty, because if it were a taught skill, it would exist as a product of learnt rules and concepts, as opposed to the power by which the rules and concepts of art were first created. Kant elaborates his theory of the faculty of genius by identifying four characteristics of genius that will serve to show how it relates to and extends Kant’s general theory of aesthetic judgement. The first characteristic of genius as Kant defines it is ‘the ability to produce things for which no particular rule can be given, as opposed to a predisposition of skill towards things that can be learnt in accordance with a rule. Consequently, originality must be its primary characteristic. The second characteristic of genius is that, although it must be original, it must also be exemplary, worthy of imitation, and exist as a standard or rule of judgement. Thirdly, there can be no way of scientifically describing or demonstrating how genius produces its works, and therefore the artist cannot will or plan to bring fine art into existence. Finally, Kant clarifies that genius is only a faculty that prescribes rules for fine art and plays no role in prescribing rules for science.
sanat deha yetenek sanat eseri kant art genius talent work of art
Primary Language | Turkish |
---|---|
Subjects | Aesthetics |
Journal Section | Research Articles |
Authors | |
Publication Date | December 28, 2024 |
Submission Date | October 19, 2024 |
Acceptance Date | November 11, 2024 |
Published in Issue | Year 2024 Volume: 6 Issue: 2 |