Canlı sistemlerde serbest radikallerin ve reaktif oksijen türlerinin (ROS) aşırı üretimi veya organizmanın antioksidan savunma mekanizmalarının yetersizliği sonucu ortaya çıkan oksidatif stres, hücresel lipitlere, proteinlere ve DNA'ya kalıcı hasar verebilir. Bu durum, özellikle kanser, diyabet, kardiyovasküler hastalıklar, Alzheimer ve Parkinson hastalığı gibi nörodejeneratif bozukluklar olmak üzere birçok kronik hastalığın patogenezinde önemli bir rol oynar. Bununla birlikte, düşük ve orta seviyelerde fizyolojik ROS üretimi (oksidatif östrese), hücresel sinyal iletimi, bağışıklık tepkileri ve redoks homeostazının korunması için kritik öneme sahiptir.
Birincil antioksidan vitaminler (C vitamini, E vitamini ve A vitamini/karotenoidler), reaktif türleri doğrudan temizleme, lipid peroksidasyon zincir reaksiyonlarını kesme ve Nrf2 gibi hücresel antioksidan gen ekspresyon yollarını aktive etme yetenekleri nedeniyle öne çıkmaktadır. C vitamini sulu ortamlarda doğrudan temizleyici olarak işlev görürken, E vitamini hücre zarları içinde koruma sağlar. Dahası, bu vitaminler oksitlenmiş formlarından birbirlerini yeniden üreterek sinerjik bir savunma ağı oluştururlar. Ancak, in vitro çalışmalar ve hayvan modellerinden elde edilen güçlü koruyucu kanıtlara rağmen, klinik araştırmalar literatürde “antioksidan paradoksu” olarak bilinen karmaşık bir tabloyu ortaya koymuştur.
Güncel klinik ve epidemiyolojik kanıtlar, izole ve yüksek dozlu sentetik takviyelerden ziyade, Akdeniz diyeti ve DASH diyeti gibi doğal fitokimyasallar ve vitaminler açısından zengin bütünsel beslenme modellerinin, oksidatif stres ve sistemik inflamasyon biyobelirteçlerini (CRP, IL-6, TNF-α) azaltmada önemli ölçüde daha etkili ve güvenli olduğunu göstermektedir. Dahası, besin-gen etkileşimlerinin (nutrigenomik) ve çeşitli patolojilerin altında yatan hastalığa özgü moleküler mekanizmaların anlaşılması, bireylerin genetik profillerine göre uyarlanmış antioksidan stratejilerinin geliştirilmesini mümkün kılmaktadır.
Bu derleme makalesi, oksidatif stresin hem yararlı hem de zararlı yönlerini tanımlamayı, güncel klinik bulgular ışığında birincil antioksidan vitaminlerin terapötik potansiyelini ve pro-oksidan risklerini tartışmayı ve tek bir besin takviyesine dayanmak yerine yaşam tarzı değişikliklerini, güvenilir biyobelirteçlerin doğrulanmasını ve modern nutrigenomik yaklaşımları vurgulayan yeni nesil hastalık önleme stratejilerini kapsamlı bir şekilde sunmayı amaçlamaktadır.
Destekleyen kurum yoktur.
Oxidative stress, resulting from the excessive production of free radicals and reactive oxygen species (ROS) or the inadequacy of an organism's antioxidant defense mechanisms in living systems, can cause permanent damage to cellular lipids, proteins, and DNA. This plays a significant role in the pathogenesis of many chronic diseases, particularly cancer, diabetes, cardiovascular diseases, and neurodegenerative disorders such as Alzheimer's and Parkinson's disease. However, low to moderate levels of physiological ROS production (oxidative estrous stress) are critical for maintaining cellular signaling, immune responses, and redox homeostasis.
Primary antioxidant vitamins (vitamin C, vitamin E, and vitamin A/carotenoids) stand out due to their ability to directly scavenge reactive species, interrupt lipid peroxidation chain reactions, and activate cellular antioxidant gene expression pathways such as Nrf2. Vitamin C functions as a direct scavenger in aqueous environments, while vitamin E provides protection within cell membranes. Furthermore, these vitamins create a synergistic defense network by regenerating each other from their oxidized forms. However, despite strong protective evidence from in vitro studies and animal models, clinical trials have revealed a complex picture known in the literature as the “antioxidant paradox.”.
Current clinical and epidemiological evidence demonstrates that holistic dietary patterns rich in natural phytochemicals and vitamins, such as the Mediterranean diet and the DASH diet, are significantly more effective and safer in reducing oxidative stress and systemic inflammation biomarkers (CRP, IL-6, TNF-α) than isolated and high-dose synthetic supplements. Furthermore, understanding nutrigenomics and the disease-specific molecular mechanisms underlying various pathologies makes it possible to develop antioxidant strategies tailored to individuals' genetic profiles.
This review article aims to identify both the beneficial and harmful aspects of oxidative stress, discuss the therapeutic potential of primary antioxidant vitamins and pro-oxidant risks in light of current clinical findings, and comprehensively present next-generation disease prevention strategies emphasizing lifestyle changes, validation of reliable biomarkers, and modern nutrigenomic approaches rather than relying on a single nutritional supplement.
There is no supporting organization.
| Primary Language | English |
|---|---|
| Subjects | Health Promotion |
| Journal Section | Review |
| Authors | |
| Submission Date | January 21, 2026 |
| Acceptance Date | April 3, 2026 |
| Publication Date | May 1, 2026 |
| DOI | https://doi.org/10.56941/odutip.1868784 |
| IZ | https://izlik.org/JA77BK43AT |
| Published in Issue | Year 2026 Volume: 13 Issue: 1 |
© 2026 ODU Medical Journal — Ordu University
ODU Medical Journal is an open-access, independent, peer-reviewed journal published by Ordu University. The publication language is English. The journal is published three times a year (April, August, and December). The content published in this journal is licensed under the Creative Commons Attribution-NonCommercial 4.0 International (CC BY-NC 4.0) license.
Contact: odumedj@odu.edu.tr
| Phone: +90 452 226 52 00 / 5332 | Address: Ordu University Faculty of Medicine, 52200 Altınordu / Ordu / TÜRKİYE