This study examines the institution of kingship in Ugarit—one of the most influential city-states of the Late Bronze Age Levant—through its social, political, religious, and military dimensions. The kings of Ugarit were not merely political rulers but were regarded as divine representatives of cosmic order on earth, responsible for maintaining justice, ritual harmony, and communal welfare. Drawing upon primary sources such as cuneiform texts from the Ras Shamra archives, ritual and legal documents, mythological compositions, and administrative records, the study reveals that Ugaritic kings held multifaceted responsibilities ranging from property administration and judicial authority to cultic leadership and military command. Situated at the crossroads of major political powers such as the Hittite Empire, Egypt, and the Mesopotamian states, Ugarit developed a distinctive model of kingship shaped by both regional traditions and imperial interactions. This geopolitical position required the king to function not only as a local ruler but also as a diplomatic intermediary and guarantor of internal stability. Accordingly, kingship in Ugarit cannot be understood solely as a political institution but must be approached as an integrated system in which authority, ideology, and religious legitimacy were deeply intertwined. The analysis highlights that the king’s divine legitimacy was reinforced through rituals and ceremonial performances, particularly in offerings, New Year festivals, and ancestral cult practices that constituted the core of Ugaritic royal ideology. As the chief priest, the king mediated between gods and mortals, a role that consolidated both his spiritual and political authority. Moreover, legal tablets and diplomatic correspondences demonstrate the king’s decisive involvement in property distribution, law enforcement, and the maintenance of economic order. Mythological texts such as the Baal Cycle and the Keret Epic depict the king as a sacred warrior, dispenser of justice, and protector of the weak, reflecting the theological foundations of Ugaritic royal ideology. Military leadership was perceived as part of a cosmic struggle against chaos, where warfare symbolized the earthly manifestation of divine will. In conclusion, the Ugaritic monarchy emerges as a complex institution that unites the earthly and the divine within a single ideological framework. The king functioned as the central figure safeguarding both social stability and cosmic balance through his legal, ritual, and military authority. Thus, Ugaritic kingship represents a distinctive yet locally adapted expression of the broader sacred kingship tradition of the ancient Near East.
Bu çalışma, Geç Tunç Çağı Levantı’nın en etkili şehir devletlerinden biri olan Ugarit’te krallık kurumunu sosyal, siyasal, dinî ve askerî boyutlarıyla ele almaktadır. Ugarit kralları yalnızca siyasal yöneticiler değil, aynı zamanda yeryüzündeki kozmik düzenin ilahi temsilcileri olarak görülmüş; adaletin sağlanması, ritüel uyumun korunması ve toplumsal refahın sürdürülmesinden sorumlu kabul edilmişlerdir. Ras Şamra arşivlerinden elde edilen çivi yazılı metinler, ritüel ve hukuki belgeler, mitolojik kompozisyonlar ve idari kayıtlar gibi birincil kaynaklara dayanılarak yapılan bu inceleme, Ugarit krallarının mülk idaresi ve yargısal yetkilerden kült liderliği ve askerî komutanlığa uzanan çok yönlü sorumluluklar üstlendiklerini ortaya koymaktadır. Hitit İmparatorluğu, Mısır ve Mezopotamya devletleri gibi büyük siyasal güçlerin kesişim noktasında yer alan Ugarit, hem bölgesel gelenekler hem de imparatorluklar arası etkileşimler tarafından şekillenen özgün bir krallık modeli geliştirmiştir. Bu jeopolitik konum, kralın yalnızca yerel bir hükümdar olarak değil, aynı zamanda diplomatik bir aracı ve iç istikrarın teminatı olarak işlev görmesini zorunlu kılmıştır. Bu doğrultuda Ugarit’te krallık, yalnızca siyasal bir kurum olarak değil; otorite, ideoloji ve dinî meşruiyetin derin biçimde iç içe geçtiği bütüncül bir sistem olarak ele alınmalıdır. Çalışma, kralın ilahi meşruiyetinin özellikle sunular, yeni yıl festivalleri ve atalar kültü uygulamaları gibi Ugarit kraliyet ideolojisinin merkezinde yer alan ritüeller ve törensel pratikler aracılığıyla pekiştirildiğini göstermektedir. Başrahip sıfatıyla kral, tanrılar ile insanlar arasında aracılık etmiş; bu rol hem ruhani hem de siyasal otoritesini güçlendirmiştir. Ayrıca hukuki tabletler ve diplomatik yazışmalar, kralın mülk dağıtımı, hukukun uygulanması ve ekonomik düzenin sürdürülmesinde belirleyici bir rol üstlendiğini açıkça ortaya koymaktadır. Baal Döngüsü ve Keret Destanı gibi mitolojik metinler, kralı kutsal bir savaşçı, adalet dağıtıcısı ve güçsüzlerin koruyucusu olarak tasvir ederek Ugarit kraliyet ideolojisinin teolojik temellerini yansıtmaktadır. Askerî liderlik, kaosa karşı verilen kozmik bir mücadelenin parçası olarak algılanmış; savaş, ilahi iradenin yeryüzündeki tezahürü şeklinde sembolleştirilmiştir. Sonuç olarak Ugarit krallığı, dünyevî olan ile ilahî olanı tek bir ideolojik çerçevede birleştiren karmaşık bir kurum olarak ortaya çıkmaktadır. Kral, hukukî, ritüel ve askerî otoritesi aracılığıyla hem toplumsal istikrarın hem de kozmik dengenin korunmasında merkezî bir figür olarak işlev görmüştür. Bu yönüyle Ugarit krallığı, Eski Yakındoğu’nun kutsal krallık geleneğinin yerel koşullara uyarlanmış özgün bir ifadesini temsil etmektedir.
| Primary Language | Turkish |
|---|---|
| Subjects | History of Religion |
| Journal Section | Research Article |
| Authors | |
| Submission Date | October 30, 2025 |
| Acceptance Date | December 18, 2025 |
| Publication Date | December 31, 2025 |
| Published in Issue | Year 2025 Volume: 7 Issue: 2 |