Binbeşyüz yıldan beri yazısı bulunan, bu süre zarfında birçok farklı alfabe kullanmış olan Türkler, İslâmiyeti kabul ettikten sonra Arap alfabesini benimsemişler ve bu yazının bir soyut sanat özelliği taşıması için ilkeler, ölçüler geliştirmişlerdir. Biz, Türklerde hat sanatı ile ilgili bir inceleme yayınlamayı daha ileri bir tarihe bırakarak, bu makalemizde, 1839’da Tanzimat Fermanının ilânı ile başlayan dönemden Cumhuriyetin ilk yıllarına kadar (1930’lar) okullarda yazının genel olarak öğretilmesi üzerinde duracağız. Vardığımız sonuçlardan bazıları şunlardır:
● Tanzimatın ilânı ile beraber nitelikli memurlara ve aydınlara ihtiyaç çoğalmıştır. Bunun için okullarda yazı derslerine önem verilmiştir.
● Tanzimat döneminden itibaren Türk eğitimcileri, okuma öğretmenin yazı öğretimi ile desteklenmesi gerektiğini vurgulamışlar, böylece, bugün de geçerli bir ilkenin farkında olmuşlardır.
● Tanzimattan itibaren okullarda yazı öğretiminin üzerinde çok durulması sonucu, aydınların ve memurların yazılarında bir üslûp ve zarafet oluşmuştur.
● Oysa 1928’de lâtin temelli yeni alfabeye geçtikten sonra da yazı öğretimine önem verilmişse de, okuryazarlar arasında ortak bir üslûp sağlanamamıştır.
| Birincil Dil | Türkçe |
|---|---|
| Konular | Yakınçağ Osmanlı Tarihi |
| Bölüm | Araştırma Makalesi |
| Yazarlar | |
| Yayımlanma Tarihi | 1 Eylül 2009 |
| IZ | https://izlik.org/JA35ZG34LC |
| Yayımlandığı Sayı | Yıl 2009 Sayı: 26 |