Söz ve Hakikat-Foucault Felsefesindeki Parrhesia Söyleminin Bir Edimsöz Olarak İncelenmesi
Abstract
Bu makalede, Yunan felsefesinde hakikat anlatıcısının rolünün farklı şekillerde sorunsallaşmasına ilişkin sorgulama yürüten Michel Foucault’nun ele aldığı parrhesia kavramı; kullanıldığı metin ve mecralarda söylemin eylemsel etkisini de içermesi bağlamında incelenecektir. Çalışmanın ilk, ikinci ve üçüncü bölümlerinde, Foucault’nun hakikat kavramının kendisinden ziyade; bir etkinlik olarak hakikati söylemenin üzerinde duruşu ve konuya ilişkin yaptığı tespitleriyle, kavramın Antik Yunan’daki kullanımı incelenmektedir. Bu kullanımlarla birlikte hakikati söylemek için belirli koşulların varlığı ve hakikati söyleyerek karşı tarafta eylemsel bir değişikliğin gerçekleştiği görülmektedir. Austin’in söz edimleri kuramında parrhesia ile söylemin eylemsel karşılığı noktasında benzer olan edimsöz edimini gerçekleştirmek için gereken başarı koşulları söz konusudur. Dördüncü bölümde, söz edimleri kuramı ve edimsöz ediminin başarı koşulları incelenmektedir. Beşinci bölümde bir kavram olarak ele alınan parrhesia ve bir edim olarak ele alınan edimsöz edimi artık söylem olmaklıkları üzerinden incelenmekte, her iki söylem için gereken koşulların ortaklığı ve söylemlerin yaptırım gücünün karşılığının varlığı ileri sürülmektedir. Çalışmanın amacı; ürettiğimiz söylemlerin, eylemlerimiz ve dünyayı yeniden anlamlandırma çabalarımız üzerindeki etkisini araştırarak, felsefe ve dilbilimin kesişim noktalarına katkıda bulunmaktır.
Keywords
Austin, Foucault, parrhesia, edimsöz, söz-eylem, söylem
An Examination of Parrhesia as an Illocutionary Speech Act in Foucault's Philosophy
Abstract
This article examines the concept of parrhesia as thematized by Michel Foucault in the context of his investigation of the different ways in which the role of the truth-teller was problematized in Ancient Greek philosophy. The first three sections of the study examine Foucault’s focus on truth-telling as an activity (rather than on the concept of truth itself) and its various uses in Ancient Greece. These uses make it clear that certain conditions need to obtain for truth-telling to occur and that truth-telling results in changes in the actions of the relevant parties. In his theory of speech-acts Austin talks about the conditions for success for illocutionary acts in a way that is reminiscent of parrhesia in regard of having practical consequences as a discourse. The fourth section surveys speech-act theory and the conditions of a successful illocutionary act. The fifth section then takes up and discusses the concept of parrhesia and the act of illocution in terms of their discursive character and argues that they have shared success conditions and similar compelling powers. The goal of this study is to make a contribution to philosophy and linguistics at their point of intersection by investigating how the discourses we produce have consequences on our actions and our efforts to make ever new sense of the world.
Keywords
Austin, Foucault, parrhesia, illocutary act, speech-act, discourse