From Discourse Marker to Digital Practice: An Analysis of the Pragmatic Functions of Yani on Social Media
Abstract
This study examines how yani, one of the most frequently used discourse markers in Turkish, realises the pragmatic functions defined for spoken interaction (Yılmaz, 2004) on the X platform (formerly Twitter), and the extent to which these functions are transformed as a digital practice. The theoretical framework of the study draws on Schiffrin’s (1987) coherence model of discourse markers and on Yılmaz’s (2004) application of this model to Turkish yani, işte, and şey through the domains of conversational structure, content, and interpersonal relations. The data set consists of 141 posts containing yani (144 instances of yani), collected through manual search on X’s search interface. The analysis was carried out in three stages: (a) determining the position of yani within the posts, (b) coding these instances according to Yılmaz’s (2004) three domains and related functions, and (c) examining the written and typographic elements (e.g., emoji, emoticon, punctuation, vocalisation strings, multiple addressing) accompanying yani. The findings show that the position of yani within the posts (initial, medial, final) largely overlaps with the pattern observed in spoken Turkish. However, at the domain level, conversational-structure functions that depend on real-time, reciprocal turn-taking (e.g., turn-taking, floor-holding) are not transferred to X’s asynchronous, single-user environment, whereas repair organisation and the functions of the content and interpersonal domains persist. In addition, novel digital practices with no direct spoken counterpart, such as keyboard-random vocalisation strings, were identified. The written and typographic uses are discussed within the framework of Herring’s (2013) familiar–reconfigured–emergent distinction, leading to the conclusion that the transferability of discourse markers to the digital environment is not governed by a single rule but varies according to the nature of each function. The more a function depends on interaction with another participant, the less transferable it is to the digital environment, whereas functions grounded in the user’s own, individually produced discourse persist regardless of the change in medium.
Keywords
discourse markers, yani, social media discourse, computer-mediated communication (CMC), X(Twitter), digital practice
Ethical Statement
Ethics committee approval was not required for this study.
Söylem Belirleyicisinden Dijital Pratiğe: Yani’nin Sosyal Medyadaki Edimsel İşlevleri Üzerine bir Çözümleme
Abstract
Bu çalışma, Türkçenin en sık kullanılan söylem belirleyicilerinden biri olan yani’nin, sözlü etkileşim için tanımlanmış edimsel işlevlerinin (Yılmaz, 2004) X platformunda (eski adıyla Twitter) nasıl gerçekleştiğini ve bu işlevlerin bir dijital pratik olarak ne ölçüde dönüştüğünü incelemektedir. Çalışmanın kuramsal çerçevesi, Schiffrin’in (1987) söylem belirleyicilerine ilişkin çok düzlemli bağdaşıklık modeli ile Yılmaz’ın (2004) bu modeli Türkçedeki yani, işte ve şey üzerinden uyguladığı konuşma yapısı, içerik ve kişilerarası ilişki alanı ayrımına dayanmaktadır. Veri seti, X’in arama arayüzü üzerinden elle tarama yoluyla toplanan, içinde yani geçen 141 gönderiden (144 yani örneği) oluşmaktadır. Çözümleme üç aşamada yürütülmüştür: (a) yani’nin gönderi içindeki konumunun belirlenmesi, (b) bu kullanımların Yılmaz’ın (2004) üç alanına ve bu alanlara ilişkin işlevlere göre kodlanması, (c) yani’ye eşlik eden yazılı ve tipografik unsurların (örn., emoji, emotikon, noktalama, sesletim dizilimleri, çoklu adresleme) taranması. Bulgular, yani’nin konumunun (başı, ortası, sonu) sözlü Türkçedeki örüntüyle büyük ölçüde örtüştüğünü, ancak alan düzeyinde, gerçek zamanlı ve karşılıklı sıra alımına bağlı konuşma yapısı işlevlerinin (örn., sıra alma, söz hakkını sürdürme) X’in eşzamansız, tek yazarlı ortamına aktarılamadığını, buna karşılık onarım düzenlemesi, içerik ve kişilerarası ilişki alanı işlevlerinin varlığını sürdürdüğünü göstermektedir. Ayrıca, sözlü dilde doğrudan karşılığı bulunmayan klavye-rastgele sesletim dizilimleri gibi yeni dijital pratikler tespit edilmiştir. Yazılı ve tipografik kullanımlar, Herring’in (2013) tanıdık-yeniden yapılandırılmış-yeni ortaya çıkan ayrımı çerçevesinde tartışılmış ve söylem belirleyicilerinin dijital ortama aktarılabilirliğinin tek bir kurala bağlı olmadığı, aksine her işlevin kendi doğasına göre farklılaştığı sonucuna varılmıştır. Bir işlev, gerçekleşmesi için başka bir katılımcıyla etkileşime ne ölçüde bağımlıysa, dijital ortama o ölçüde az aktarılabilmekte, buna karşılık kullanıcının tek başına gerçekleştirdiği bir üretim sürecine dayanan işlevler ise ortam değişse de varlığını sürdürebilmektedir.
Keywords
söylem belirleyicileri, yani, sosyal medya söylemi, bilgisayar aracılı iletişim (BAİ), X (Twitter), dijital pratik
Ethical Statement
Bu çalışma için etik kurul onayı gerekmemektedir.