Cezayir-Osmanlı ilişkilerinin tarihsel seyri, Akdeniz çalışmaları içinde temel fakat aynı zamanda karmaşık bir araştırma alanı olmayı sürdürmektedir. Mevcut literatüre rağmen, bu ilişkinin özellikle bu çalışmada öncelenen bir yaklaşım olan birincil arşiv belgeleri ışığında daha titiz biçimde incelenmesine ihtiyaç vardır. Bu makale, Cezayir ile Bâbıâli arasındaki ikili ilişkilerin durağan olmadığını; aksine hem Cezayir Beylerbeyliği’nin hem de daha geniş Osmanlı İmparatorluğu’nun karşı karşıya kaldığı değişen iç ve dış baskılar tarafından karmaşık biçimde şekillendirildiğini ortaya koymaktadır. İlk dönemde, yani 16. ve 17. yüzyıllarda, bu ilişkiler stratejik uyum ile merkezî otorite arasında gidip gelmiştir. Bir sınır eyaleti (salyâneli eyalet) olarak Cezayir, İmparatorluğa güçlü bir deniz kuvveti sağlarken; İstanbul da Beylerbeylik’in varlığını sürdürebilmesi için gerekli askerî meşruiyeti ve yeniçeri desteğini sunmuştur. Ancak 18. yüzyılın jeopolitik şartları değiştikçe, ilişki belirgin biçimde özerkliğe ve zaman zaman açık gerilime doğru evrilmiştir. Bu dönüşüm, en belirgin hâlini, Cezayir’in idarî ve dış politika meselelerinde giderek daha bağımsız hareket ettiği dayılar döneminde almıştır. 18. yüzyılın sonları ile 19. yüzyılın başlarına gelindiğinde, Osmanlı padişahının Cezayir üzerindeki fiilî siyasî otoritesi büyük ölçüde zayıflamıştı. İlişki büyük ölçüde sembolik, edebî ve manevî bağlara indirgenmişti. Cezayir Beylerbeyliği, hutbelerde sultanın adını anarak ve zaman zaman imparatorluk savaşlarına katılarak padişahın dinî üstünlüğünü tanımayı sürdürmüşse de bu bağ artık sıkı idarî bağlılıktan ziyade gönüllü bir aidiyet çerçevesinde tanımlanmaktaydı. Sonuç olarak, Osmanlı döneminin son safhasında “Cezayir-Osmanlı” ilişkisi, katı bir komuta zincirinden gevşek ve manevî aidiyet taşıyan bir ittifaka dönüşmüş; böylece geç Osmanlı Akdeniz dünyasının adem-i merkeziyetçi gerçekliğini yansıtmıştır.
The historical trajectory of Algerian-Ottoman relations remains a foundational yet complex subject of inquiry within Mediterranean studies. Despite the existing body of literature, the relationship necessitates rigorous additional study—particularly through the lens of primary archival documents, as prioritized in this research. This article demonstrates that the bilateral ties between Algiers and the Sublime Porte were not static; rather, they were intricately molded by the shifting internal and external pressures facing both the Regency of Algiers and the broader Ottoman Empire. Initially, during the 16th and 17th centuries, these relations oscillated between strategic compliance and centralized power. As a frontier province (Salyane), Algiers provided the Empire with a formidable naval presence, while Istanbul offered the military legitimacy and Janissary support necessary for the Regency’s survival. However, as the geopolitical landscape of the 18th century shifted, the relationship moved decisively toward autonomy and, at times, palpable tension. This transition became most pronounced during the era of the Deys, a period characterized by Algiers’ increasing independence in administrative and foreign policy matters. By the late 18th and early 19th centuries, the functional political authority of the Ottoman Sultan over Algiers had significantly waned. The relationship had largely narrowed to symbolic, literary, and spiritual ties. While the Regency continued to acknowledge the Sultan’s religious primacy through prayers (Khutbah) and occasional participation in imperial wars, the bond was increasingly defined by voluntary enrollment processes rather than strict administrative subservience. Ultimately, by the twilight of the Ottoman period, the "Algerian-Ottoman" connection had transformed from a rigid chain of command into a loose, spiritually-affiliated alliance, reflecting the decentralized reality of the late Ottoman Mediterranean world.
| Primary Language | English |
|---|---|
| Subjects | Old Anatolian History, Business and Labour History |
| Journal Section | Research Article |
| Authors | |
| Submission Date | February 28, 2026 |
| Acceptance Date | March 24, 2026 |
| Publication Date | March 24, 2026 |
| DOI | https://doi.org/10.30622/tarr.1899451 |
| IZ | https://izlik.org/JA69LM56DJ |
| Published in Issue | Year 2026 Volume: 11 Issue: 1 |