Kur’ân-ı Kerîm’de insanlar için üsve-i hasene olarak takdim edilen Hz. Peygamber’in hayatı, erken dönemden itibaren Müslümanların ilgisine mazhar olmuştur. Bazı sahâbîlerin, sağlında iken onun sözlerine, uygulamalarına ve sîretine dair notlar tuttuğu bilinmektedir. Vefatından sonraki dönemde sahâbe ve tabiîn neslinden sünneti şifahî nakledenlerin yanı sıra onu yazılı olarak kayıt altına alanlar da mevcuttur. Böylelikle ilk yazılı metinler ortaya çıkmış, bu rivayetlerin tasnifiyle de İslâmî İlimler teşekkül etmeye başlamıştır. Hicrî ilk asırlarda gerçekleşen ilmî faaliyetlerde öne çıkan isimlerden birisi de Medine’de dünyaya gelen Abdullah b. Ebî Bekir b. Muhammed’dir (öl. 135/753). Çalışma, Abdullah’ın muhaddis kişiliği ve megāzî rivayetleriyle sınırlandırılmıştır. Nitel araştırma yöntemi anlatı araştırması tekniğinin kullanıldığı çalışmada gaye, Abdullah b. Ebî Bekir’in hadis ilmindeki yeri ve megāzî rivayetleri bağlamında siyer ilmiyle ilişkisinin ortaya konulmasıdır. Onun hadis, fıkıh ve megāzî alanında yetişmesinde ailesi ve bir ilim-kültür merkezi olan Medine şehri birinci derecede etkili olmuştur. Babası Ebû Bekir b. Muhammed (öl. 120/738) hadis, fıkıh ve siyer alanında âlim bir kimse olarak temayüz eder. Abdullah b. Ebî Bekir, Urve b. Zübeyr (öl. 94/713) ve İbn Şihâb ez-Zührî (öl. 124/742) gibi hadis otoritelerinden nakillerde bulunmuş, hadis münekkitleri tarafından sika kabul edilmiş bir âlimdir. Abdullah’ın rivayet ettiği hadisler hemen hemen bütün hadis eserlerinde geçmektedir. O, aynı zamanda bir megāzî müellifi olarak da bilinir. Bu bağlamda Kütübü’t-Tisʿa müellifleri onun bazı megāzî rivayetlerine eserlerinde yer vermişlerdir. Hadis usulüne uygun olarak siyer ve megāzîye dair yaptığı çok sayıdaki nakil, siyer ilminin inşasında önemli bir rol oynamıştır. Kendisine ait herhangi bir megāzî eseri günümüze ulaşmamışsa da ağırlıklı olarak Medine dönemine dair topladığı megāzî rivayetleri, talebeleri ve ravileri vasıtasıyla tanınmış Siyer ve İslâm tarihi eserlerinde yer almıştır. Mekke Dönemi’ne dair rivayetlerinin sayısı Hulefâ-yi Râşidîn ve Emevîler dönemine oranla çok daha azdır. Bazı müellifler, Abdullah’ın megāzî rivayetlerini naklederken senette onun değil de talebesi olan İbn İshâk’ın (öl. 230/845) ismini zikretmişlerdir.
Bu makale, Asiye Tekçe tarafından Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi Lisansüstü Eğitim Enstitüsü’nde, Doç. Dr. Yunus Akyürek danışmanlığında hazırlanmakta olan “Hicrî İlk Asır Meġāzî Âlimlerinin Hadis İlmindeki Yeri” başlıklı yüksek lisans tezine dayanmaktadır.
The life of the Prophet, who is presented in the Qur’an as a good example for human beings, has attracted the attention of Muslims from an early period. It is known that some of the companions kept notes on his sayings, practices and life (sīrat) duirng his lifetime. In line with the developments after his death, the need to refer to his Sunnah continued to grow. In the period after his death, in addition to those who transmitted the Sunnah in oral form, there were also those who recorded it in writing from the generation of the companions (sahāba) and successors (tabi‘īn). This is how the first written texts were created and the Islamic sciences began to form with the classification of these narrations. One of the prominent figures in the scholarly activities of the first centuries of the Hijri period was Abdullah b. Abī Bakr b. Muhammad (d. 135/753), who was born in Madina. The study is limited to Abdullah’s personality as a muhaddith and his maġhāzī narrations. The aim of the study, in which uses the narrative research technique of qualitative research method, is to reveal the place of Abdullah b. Abī Bakr in the science of hadith and his relationship with the science of sīra in the context of maġhāzī narrations. His upbringing in the fields of Hadith, Fiqh, and Maġhāzī was mainly influenced by his family and the city of Madina, which was a center of knowledge and culture. His father, Abi Bakr b. Muhammad (d. 120/738), was distinguished scholar of hadith, fiqh and sīrat. He was a scholar who narrated from hadith authorities such as Abdullah b. Abī Bakr, ʿUrwa b. al-Zubayr (d. 94/713), and Ibn Shihāb al-Zuhrī (d. 124/742), and was considered trustworthy (siqa) by hadīth critics. The hadiths narrated by Abdullah are mentioned in almost all hadith books. He is also known as the author of maġhāzī. In this context, the authors of al-Kutub al-Tis'a included some of his maġhāzī narrations in their works. His numerous narrations about sīrat and maġhāzī, prepared according to the principles of Hadith methodology, played a significant role in the construction of sīrat studies. Even though no maġhāzī work of his has survived, the maġhāzī narrations he collected mainly from the Madina period have taken their place in well-known works of Sîra and history of Islam through his students and narrators. The number of narrations from the Macca period is much smaller than those from the Rashidun and the Umayyads periods. However, some authors, when giving Abdullah’s maġhāzī narrations, didn’t mentioned his name in the isnad, but his disciple Ibn Ishaq.
This article is based on the master's thesis titled "The Role of Maghāzī Scholars of the First Hijrī Century in the Science of Hadith," currently being prepared by Asiye Tekçe under the supervision of Assoc. Prof. Dr. Yunus Akyürek at the Graduate School of Education, Çanakkale Onsekiz Mart University.
Primary Language | Turkish |
---|---|
Subjects | History of Islam, Hadith |
Journal Section | Research Articles |
Authors | |
Publication Date | March 28, 2025 |
Submission Date | July 1, 2024 |
Acceptance Date | February 18, 2025 |
Published in Issue | Year 2025 Issue: 7 |
Tetkik is licensed under a Creative Commons Attribution-NonCommercial 4.0 International License CC BY-NC 4.0)
SHERPA ROMEO | Open Citations I4OC | LOCKSS | CLOCKSS | DOAJ | Crossref Participation Report | DOI | OAI
Society: OKU OKUT ASSOCIATION | Publisher: OKU OKUT PRESS