Since 7 October 2023, Gaza has become not only a site where civilians are relentlessly targeted, but also a lethal terrain in which journalists—those who pursue truth on the frontlines—have been systematically attacked. According to international press freedom organizations, more than 200 journalists and media workers have been killed during this period, marking an unprecedented level of loss in modern war history. Comparative data underscores the exceptional nature of this situation: fewer than 15 journalists were killed in the first two years of the Russia–Ukraine war, while the deadliest phase of the Iraq War resulted in approximately 20 journalist deaths. Despite this extraordinary pattern, the greatest journalist death toll in contemporary history has often remained marginal within the news discourse of mainstream Western media, where notable tendencies toward silence, selectivity, and discursive reduction have been observed. This study examines how journalists killed in Gaza are represented in Western media and aims to analyse the discursive mechanisms underpinning this limited visibility. Based on keyword-driven searches, 29 news items and opinion pieces published from 2025 onward were selected for analysis. The study adopts a qualitative research design and focuses on the discursive structures embedded in news texts. The study concludes that the news discourse on Gaza constructs a narrative regime that restricts the flow of information. By revealing how the deaths of journalists—one of the critical thresholds of conflict reporting and media representation—are framed in Western press narratives, this research aims to contribute to ongoing debates on the systematic suppression of testimony, the politicisation of news value, and the discursive constraints placed on the transmission of truth.
Gazze, 7 Ekim 2023’ten bu yana yalnızca sivillerin değil, gerçeğin izini süren gazetecilerin de sistematik biçimde hedef alındığı bir ölüm coğrafyasına dönüşmüştür. Uluslararası basın örgütlerinin verilerine göre bu dönemde 200’ün üzerinde gazeteci ve medya çalışanı hayatını kaybetmiş, bu sayı modern savaş tarihinde benzeri görülmemiş bir düzeye ulaşmıştır. Karşılaştırmalı veriler, Gazze’deki durumu daha da çarpıcı kılmaktadır: Rusya–Ukrayna savaşında iki yılda ölen gazeteci sayısı 15’in altında, Irak savaşının en sıcak döneminde ise yaklaşık 20 civarında kalmıştır. Bu olağanüstü tabloya rağmen tarihin en büyük gazeteci kaybı Batı ana akım medyasının haber söylemlerinde çoğu zaman geri planda kalmış; olayların aktarımında belirgin bir sessizlik, seçicilik ve indirgeme eğilimi gözlenmiştir. Bu çalışma, Gazze’de yaşamını yitiren gazetecilerin Batı medyasında nasıl temsil edildiğini inceleyerek bu görünürlük sorununun arkasındaki söylemsel mekanizmaları analiz etmeyi amaçlamaktadır. Araştırma kapsamında, belirlenen anahtar kelimeler üzerinden yapılan tarama sonucunda 2025 yılından itibaren yayımlanan 29 içerik incelemeye alınmıştır. Çalışma, nitel araştırma yaklaşımı çerçevesinde yürütülmüş ve haber metinlerinin söylemsel yapısını çözümlemeye odaklanılmıştır. Çalışmanın sonucunda, Gazze’ye dair haber söyleminin bilgi akışını sınırlayan bir anlatı rejimi oluşturduğu tespit edilmiştir. Araştırma, çatışma haberciliği ve medya temsilinin kritik eşiklerinden biri olan gazeteci ölümlerinin Batı basınındaki yansımalarını ortaya koyarak, tanıklığın sistematik biçimde bastırılması, haber değerinin politikleşmesi ve gerçeğin aktarımının söylemsel olarak sınırlandırılması gibi güncel tartışmalara katkıda bulunmayı hedeflemektedir.
| Primary Language | Turkish |
|---|---|
| Subjects | Journalism |
| Journal Section | Research Article |
| Authors | |
| Submission Date | November 26, 2025 |
| Acceptance Date | January 20, 2026 |
| Publication Date | January 31, 2026 |
| Published in Issue | Year 2026 Volume: 11 Issue: 26 |
This work is licensed under Creative Commons Attribution-NonCommercial-NoDerivatives 4.0 International