XX. asrın en karmaşık milletlerarası meselelerinden biri şüphesiz İsrail-Filistin sorunudur. Bu sorun İslam dünyasının önemli uluslararası meselesi içerisinde yer almaktadır. Çünkü İsrail’in Filistin topraklarını işgal edip üzerinde hakimiyet kurması İslam dünyasında pek çok kusurun ve sorunun kaynağı olarak bilinmektedir. İngiltere, Ortadoğu’nun bu bölgesinin hâkimi Osmanlı Devleti’nin I. Dünya Harbinde yenilgiye uğramasının ardından Filistin olarak bilinen bölgenin kontrolünü ele geçirmiştir. Uluslararası toplumun Büyük Britanya’ya Filistin’deki Yahudi halkı için bir ‘ulusal yuva’ kurma görevi vermesiyle iki ülke arasındaki gerilim daha da artmıştır. Gerilimler yıllar geçtikçe hız kazanınca çatışmaların barışçıl çözümü için çareler arandı. 1993 yılında başlayan Oslo görüşmeleri, İsrail ile Filistin’in karşılıklı olarak anlaşmaya varmak için başarısız bir şekilde müzakere ettiği çatışmada önemli bir dönüm noktası oldu. Oslo Anlaşmaları uyarınca İsrail ve Filistin birbirlerini resmi olarak tanımayı ve şiddet kullanımından vazgeçmeyi kabul ediyordu. 1995 yılında Oslo II barış sürecinin de başarısızlıkla sonuçlanmasının ardından 2000 yılında El Aksa İntifadası olarak da izah edilen İkinci İntifada patlak verince barışa giden yollar tıkanma aşamasına gelmiştir. Bu makale, Arap-İsrail çatışmasının ve özellikle de Filistin sorununun yüzyılı aşkın bir süredir Ortadoğu’da bölgesel kaygıların ana konusu olduğunu ileri sürmektedir. Oslo “barış sürecini” ve bu sürecin Birleşmiş Milletler çerçevesinde adil ve sürdürülebilir bir barış sağlamadaki başarısızlığını eleştirel bir şekilde gözden geçirmekte yarar olduğu düşüncesi hasıl olmuştur.
One of the most complicated international issues of the 20th century is undoubtedly the Israeli-Palestinian issue. This issue is among the important international issues of the Islamic world. Because Israel’s occupation and domination of Palestinian lands is known as the source of many flaws and problems in the Islamic world. After the Ottoman Empire, the ruler of this region of the Middle East, was defeated in World War I, the Great Britain took control of the region known as Palestine. When the international community gave the Great Britain the task of establishing a ‘national homeland’ for the Jewish people in Palestine, tensions between the two countries increased even more. As tensions accelerated over the years, solutions were sought for a peaceful resolution of the conflict. The Oslo negotiations, which began in 1993, were an important turning point in the conflict, in which Israel and Palestine unsuccessfully negotiated to reach a mutual agreement. According to the Oslo Accords, Israel and Palestine agreed to officially recognize each other and renounce the use of violence. Following the failure of the Oslo II peace process in 1995, the paths to peace came to a standstill when the Second Intifada, also known as the Al-Aqsa Intifada, broke out in 2000. This article argues that the Arab-Israeli conflict, and particularly the Palestinian issue, has been the main topic of regional concern in the Middle East for over a century. It has emerged that it would be useful to critically review the Oslo “peace process” and its failure to achieve a just and sustainable peace within the framework of the UN.
Primary Language | Turkish |
---|---|
Subjects | History of The Republic of Turkiye, Late Modern European History |
Journal Section | research Article |
Authors | |
Publication Date | March 27, 2025 |
Submission Date | October 8, 2024 |
Acceptance Date | February 3, 2025 |
Published in Issue | Year 2025 Volume: 10 Issue: 1 |
This work is licensed under a Creative Commons BY-NC-SA 2.0 (Attribution-Non Commercial-Share Alike).