Modernitenin geleneksele meydan okuyuşunda işlevsel bir öğe olan ve Fransız İhtilali ile evrensel bir mesaja dönüşen ulusçuluk, mevcut siyasal yapı ve statükoları dönüştürmüş, Osmanlı gibi geleneksel imparatorluklar bu kavramın etkisiyle tedrici bir parçalanma süreci içerisine girmişlerdir. Yunan/Rum tebaayı da etkisi altına alan bu akım, kadim Osmanlı birlikte yaşama kültürünün de bir bakıma sonunu getirmiştir. Kaldı ki Yunan ulusçuluğu yapısı itibariyle irredentist, yani kültürel veya tarihi bağ kurulan toprakları geri almayı hedefleyen bir harekettir. Dolayısıyla, 19. yüzyıl Yunan ulusçularının Osmanlı Rumlarının yaşadığı topraklara yönelik taleplerine karşı Osmanlıların savunma refleksleri geliştirdiği de bir dönemdir. Yunan ulusçuları, davaları için cemiyetleri dahi araçsallaştırmışlardır. Osmanlı Rumlarının kurduğu birçok cemiyet, toplumsal faaliyetler kisvesi altında ulusçuluğun kaleleri haline gelmiş ve devleti oldukça uğraştırmıştır. Çalışmamızın konusu olan Cemiyet-i Mezhebiye, 2. Abdülhamid döneminde, İstanköy Adası’nda, tam da böyle bir konjonktür içerisinde doğmuştur. Cemiyet bir zanaat ve esnaf cemiyeti kimliğiyle ve daha çok Rumlara yönelik bir imajla ortaya çıkmıştır. Cemiyete, Abdülhamid bürokrasisi şüpheyle yaklaşmış ve nihayetinde cemiyetin faaliyetlerine izin verilmemiştir. Bu çalışmada, Cemiyet-i Mezhebiye’nin kanunnâmesine dayanarak kurumsal kimliğine ve işleyiş mekanizmalarına dair veriler ortaya konulacağı gibi ulusallaşma ve cemiyetleşme olguları ekseninde, cemiyetin kuruluşuna neden izin verilmediği sorusunun da cevabı aranacaktır. Bu itibarla Osmanlı topraklarında ölü doğmuş bir cemiyetin tarihsel serüveni, çalışmanın odak noktasını oluşturmaktadır.
Nationalism, which was a functional element in the challenge of modernity to tradition and transformed into a universal message with the French Revolution, transformed the existing political structures and status quos, and traditional empires such as the Ottoman Empire entered a gradual disintegration process under the influence of this concept. This movement, which also affected the Greek/Rum subjects, also brought about the end of the ancient Ottoman culture of living together in a way. Moreover, Greek nationalism is irredentist in nature, that is, a movement aimed at reclaiming territories with which cultural or historical ties have been established. Therefore, it is also a period when the Ottomans developed defensive reflexes against the demands of the 19th century Greek nationalists for the lands where the Ottoman Greeks lived. The Greek nationalists even instrumentalized societies for their cause. Many societies founded by the Ottoman Greeks became strongholds of nationalism under the guise of social activities and caused the state a great deal of trouble. The subject of our study, the Cemiyet-i Mezhebiye, was born in the period of Abdulhamid II, on the island of İstanköy, in exactly such a conjuncture. The society emerged with the identity of a craft and tradesman society and with an image mostly directed towards the Greeks. The bureaucracy of Abdulhamid approached the society with suspicion and eventually the society's activities were not permitted. In this study, data on the institutional identity and functioning mechanisms of the Cemiyet-i Mezhebiye will be revealed based on its statute, and the answer to the question of why the establishment of the Cemiyet-i Mezhebiye was not permitted will be sought in the axis of the phenomena of nationalisation and association. In this respect, the historical adventure of a stillborn society in Ottoman lands constitutes the focus of the study.
Primary Language | Turkish |
---|---|
Subjects | Late Modern Ottoman History |
Journal Section | research Article |
Authors | |
Publication Date | March 27, 2025 |
Submission Date | February 3, 2025 |
Acceptance Date | February 26, 2025 |
Published in Issue | Year 2025 Volume: 10 Issue: 1 |
This work is licensed under a Creative Commons BY-NC-SA 2.0 (Attribution-Non Commercial-Share Alike).