Cinematic Diplomacy and Cultural Memory: Dialogues of Belonging Across Turkish and Turkic Cultural Geographies
Öz
This article advances a theoretical reconceptualization of TRT-centered cinematic production across Turkey and the broader Turkic world as an infrastructural modality of aesthetic diplomacy structured by mnemonic governance and calibrated regimes of visibility. Grounded in close formal analysis of eighteen transregionally circulated films, documentaries, and serialized productions released between 2015 and 2023, the argument articulates cinema as a formative aesthetic apparatus organizing cultural memory in durational modulation, ritual temporality, sacred spatial codification, and acoustic continuity. Engaging Jan Assmann’s theorization of cultural memory and Homi Bhabha’s formulation of the “third space,” the article conceptualizes cinematic memory as a translational and institutionally mediated process situated within asymmetrical circuits of circulation. TRT-affiliated works consolidate a patterned audiovisual grammar that stabilizes symbolic reference and reconfigures perceptual access across dispersed yet historically entangled Turkic geographies. Mythic structuration, musical transmission, and calibrated framing operate as mechanisms of relational modulation, generating belonging in iterative repetition, perceptual regulation, and infrastructural coordination. Institutional mediation assumes constitutive status at the level of aesthetic form. The analysis contributes to transnational cinema studies and media theory by theorizing aesthetic diplomacy as a regime of symbolic normalization enacted in managed circulation and patterned recurrence. TRT operates as a central infrastructural agent in the administration of transregional memory; cinema assumes ontological significance as a site where cultural solidarity acquires articulation in regulated aesthetic persistence.
Anahtar Kelimeler
Etik Beyan
Since this study did not require approval from an ethics committee, it was conducted without such approval.
Sinemasal Diplomasi ve Kültürel Bellek: Türkiye ve Türk Dünyasında Aitliğin Estetik Diyalogları
Öz
Bu çalışma, Türkiye ile Türk kültürel coğrafyasına mensup toplumlar arasındaki TRT merkezli sinemasal üretimi, estetik diplomasinin altyapısal işleyişi bağlamında kuramsal olarak yeniden konumlandırmaktadır. 2015–2023 yılları arasında ulusötesi dolaşıma giren on sekiz film, belgesel ve televizyon yapımının yakın biçimsel çözümlemesine dayanan makale, sinemayı kültürel belleğin zamansal örgütlenişi, ritüel sürekliliği, kutsal mekânsal kodlaması ve akustik devamlılığı içinde biçimlenen kurucu bir estetik yapı olarak değerlendirmektedir. Jan Assmann’ın kültürel bellek kuramı ile Homi Bhabha’nın “üçüncü mekân” kavramsallaştırması çerçevesinde sinemasal bellek, sabit bir temsili alan olarak değil, asimetrik dolaşım ağları içerisinde şekillenen ve kurumsal dolayımlama aracılığıyla yönlendirilen çevirisel bir süreç olarak kavramsallaştırılmaktadır. TRT bağlantılı yapımlar, sembolik göndergeleri süreklilik içinde yeniden üreten ve tarihsel olarak kesişen ancak siyasal sınırlarla ayrışmış Türk kültürel alanlarında algısal erişimi yeniden düzenleyen örüntülü bir görsel-işitsel düzen tesis etmektedir. Mitik yapılandırma, müzikal aktarım ve kadrajın bilinçli kalibrasyonu, aidiyetin yineleme ve algısal düzenleme temelinde kurulmasını mümkün kılan ilişkisel modülasyon biçimleri olarak işlev görmektedir. Kurumsal dolayımlama estetik biçimin dışsal bir unsuru değil, kurucu bir bileşeni olarak kavranmaktadır. Estetik diplomasi, yönetilen dolaşım ve örüntülü tekrar ekseninde işleyen bir sembolik düzenleme rejimi şeklinde tanımlanmakta, TRT ise ulusötesi belleğin yönetsel inşasında merkezi bir altyapısal aktör olarak konumlandırılmaktadır. Bu bağlamda sinema, kültürel dayanışmanın düzenlenmiş estetik süreklilik içinde ontolojik yoğunluk kazandığı bir alan niteliği taşımaktadır. Bu yaklaşım, sinemasal üretimi yalnızca kültürel temsil alanı olarak değil, aynı zamanda algısal düzenleme ve sembolik yetkilendirme süreçlerinin işlediği bir epistemik alan olarak kavramayı mümkün kılmaktadır.
Anahtar Kelimeler
Etik Beyan
Bu çalışma etik kurul izni gerektirmemesi nedeniyle etik kurul izni olmaksızın gerçekleştirilmiştir.