Günümüzde taraflar arasındaki uyuşmazlıkların alternatif çözüm yolları ile çözülmesine yönelik eğilim artmaktadır. Bu alternatif çözüm yollarından biri de arabuluculuktur. Kısaca arabuluculuk, bir ya da daha fazla arabulucunun yardımı ile tarafların serbestçe üzerinde tasarrufta bulunduğu özel hukuk uyuşmazlıklarının çözüm sürecidir. Temel olarak gönüllük esasına dayanan söz konusu çözüm süreci, bazı hukuk sistemlerinde belirli konularda dava açılmadan önce zorunlu olarak başvurulması gereken bir kurum olarak yer alır.
Türk Hukukunda da uyuşmazlıkların çözümü için arabuluculuğa başvuru son yıllarda artarak devam eden bir ivme kazanmıştır. Özellikle zorunlu arabuluculuğun kapsamının genişletilmesi, söz konusu artışa önemli destek sağlamıştır. Bu artışın da kanun koyucunun yaptığı düzenlemeler dikkate alındığında, devam edeceği görülmektedir.
Uyuşmazlıkların çözümü için arabuluculuk kurumunun kazandığı önem, bu kurum hakkında yeni düzenlemelerin yapılmasını kaçınılmaz kılmaktadır. Bu yeni düzenlemelerden biri de, yakın tarihli bir zamanda yürürlüğe giren HUAK m. 17/B maddesidir. İlgili maddenin ikinci fıkrasında, belirli şartların varlığı halinde, arabulucu talebi üzerine tapu siciline yazılması gereken bir tasarruf yetkisinin kısıtlanması şerhi düzenlenmiştir. Bu şerh, arabuluculuğa başvurulan her uyuşmazlık için arabulucu tarafından talep edilemez. Kanun koyucu, şerh verilmesinin mümkün olduğu uyuşmazlıkları, taşınmazın devrine veya taşınmaz üzerinde sınırlı bir ayni hak kurulmasına ilişkin bir uyuşmazlık şeklinde sınırlandırmıştır. HUAK m. 17/B/2’de söz konusu şerhin tapu siciline yazımı için gerekli olan diğer şartlar da belirtilmiştir. Bu şerhin amacı ise taşınmaz malikinin tasarruflarına karşı uyuşmazlığın diğer tarafının kişisel hakkının korunmasıdır. Kısaca sınırlı sayı ilkesine tabi olan şerh kurumuna, HUAK m. 17/B/2 düzenlemesi yeni bir hususu eklemiştir. İşte bu çalışmada, söz konusu şerhin konusu, amacı, işlevi, hukuki niteliği, tapu siciline yazım/silinme süreci ve usulü ile şerhe ilişkin genel bir değerlendirme yapılmıştır.
Arabulucu Tapu Sicili Tasarruf Yetkisi Kısıtlaması Şerh Ayni Hak
In recent years, there has been a growing tendency to resolve disputes between parties through alternative dispute resolution methods. One such method is mediation. In brief, mediation is a process where one or more mediators assist the parties in resolving private law disputes over which they have the freedom to dispose. Fundamentally based on the principle of voluntariness, this process exists as a mandatory institution in certain legal systems for specific matters. In Turkish law, the recourse to mediation for dispute resolution has gained momentum in recent years. Particularly, the expansion of the scope of mandatory mediation has significantly supported this increase. Considering the regulations made by the legislator, it is evident that this trend will continue. The importance of the mediation institution in dispute resolution makes it inevitable to introduce new regulations about this institution. One such recent regulation is Article 17/B of the Mediation in Civil Disputes Law (MCDL). In the second paragraph of the relevant article, it is stipulated that, under certain conditions, a restriction on the disposition power must be annotated in the land registry upon the request of the mediator. This study provides a general evaluation of the subject, purpose, function, legal nature, registration/removal process, and procedure of this annotation.
Mediator Land Registry Dispositive Power Restriction Annotation Real Right.
| Birincil Dil | Türkçe |
|---|---|
| Konular | Hukuk Teorisi, İçtihat ve Hukuki Yorum, Sözleşme Hukuku |
| Bölüm | Araştırma Makalesi |
| Yazarlar | |
| Gönderilme Tarihi | 25 Eylül 2025 |
| Kabul Tarihi | 23 Aralık 2025 |
| Yayımlanma Tarihi | 26 Aralık 2025 |
| Yayımlandığı Sayı | Yıl 2025 Cilt: 15 Sayı: 2 |
This work is licensed under a Creative Commons Attribution-NonCommercial 4.0 International License.