Uluslararası hukukta, uluslararası uyuşmazlıkların dava edilebilmesi için evrensel kabul görmüş bir zamanaşımı bulunmamaktadır. Zamanaşımına ilişkin bir bağlayıcı kuralın olmaması öngörülebilirliği ve hukuki güvenliği sarsıcı sonuçlara yol açabilir. Yatırımlardan kaynaklanan uyuşmazlıklarda, tahkim talebinin yapılması için uluslararası anlaşmalarda zamanaşımına ilişkin açık bir düzenleme olmadıkça talebin zamanaşımına uğrayıp uğramadığı hakem heyetlerinin takdirine kalmıştır. Bu, hakem veya hakemlerin zamanaşımına ilişkin iddialar hakkında karar verirken ev sahibi devletin iç hukukunda öngörülen zamanaşımını uygulayacakları anlamına gelmemektedir. Uluslararası yatırım anlaşmalarında açık bir hüküm olmadığı durumlarda bazı hakem kararlarında uluslararası hukukta kabul edilen hak düşürücü süre ilkesi kullanılarak zamanaşımına ilişkin taleplerin değerlendirildiği görülmektedir. 1959 yılında Almanya ile Pakistan arasında yapılan anlaşma ile açılan ikili yatırım anlaşmaları döneminden başlayarak 90’lı yıllara kadar yapılan anlaşmalarda, yatırım uyuşmazlığının tahkim yoluyla çözümü için yatırımcının tahkim talebini sunacağı süreyi sınırlandıran kurallara yer verilmemiştir. Birinci nesil anlaşmalar dönemi olarak adlandırılan bu dönem içinde yapılan ikili yatırım anlaşmaların ev sahibi devlet ile yatırımcı arasında bir denge tesis etmeden, mutlak olarak yatırımları koruma amacıyla akdedildikleri göz önüne alındığında zamanaşımına ilişkin kurallara yer vermemesi olağan karşılanmaktadır. 90’lı yıllardan sonra özellikle 2000 yılından itibaren ikili yatırım anlaşmalarında, başta ev sahibi devletlerin düzenleyici yetkileri ile ilgili olarak yeni bir yaklaşım benimsenmiştir. Denge dönemi olarak da adlandırılan bu dönemde yapılan anlaşmalara yeni nesil ikili yatırım anlaşmaları denmektedir. Bu dönemde yapılan bazı ikili yatırım anlaşmalarının uyuşmazlık çözümüne ilişkin hükümlerinde tahkim talebinin yapılabileceği sürenin üst limiti belirlenmiştir. Zamanaşımına ilişkin düzenlemelerin bu anlaşmaların uyuşmazlık çözümüne ilişkin maddelerde yer alması, öngörülen süre geçirildikten sonra yapılan tahkim başvurularının usulden, büyük bir ihtimalle yetkisizlik nedeniyle reddedileceği anlamına gelmektedir. Zira zamanaşımı ev sahibi devletin tahkime rızasını ya sınırlayan ya da koşula bağlayan bir işlev görmektedir. Türkiye’nin ikili yatırım anlaşmalarına Türkiye-Meksika ikili yatırım anlaşması ile 2013 yılında giren zamanaşımı hükümleri dünya çapındaki gelişmeleri yansıtmaktadır.
Yatırım Tahkimi Uluslararası Yatırım Anlaşmaları Zamanaşımı Uyuşmazlık Çözümüne ilişkin Hükümler Tahkime Rıza
In international law, there is no universally accepted statute of limitations governing the initiation of international disputes. The absence of a binding rule on limitation periods may lead to outcomes that undermine foreseeability and legal certainty. In investment disputes, unless an international treaty expressly provides for a limitation period for bringing an arbitration claim, the question of whether a claim is time-barred is left to the discretion of arbitral tribunals. This does not mean, however, that arbitrators will apply the limitation rules under the domestic law of the host State when addressing objections based on limitation periods.
Where international investment treaties do not contain explicit provisions on limitation periods, specific arbitral awards demonstrate that claims have been assessed through the application of the principle of extinctive prescription, which is recognized in international law. From the period beginning with the 1959 Agreement between Germany and Pakistan, marking the outset of bilateral investment treaties (BITs), until the 1990s, these treaties did not include rules limiting the time period within which an investor could submit a request for arbitration. Considering that BITs concluded during this period, referred to as the first generation, aimed to protect investments in an absolute manner without establishing a balance between the host State and the investor, it is not surprising that they did not contain limitation provisions. After the 1990s, and particularly from the early 2000s onward, a new approach emerged in BIT practice, especially concerning the regulatory ervet of host States. This period is referred to as the balancing era, and BITs concluded during this time are often described as new-generation BITs. During this period, some BITs began to include provisions in their dispute settlement clauses establishing a maximum time limit for initiating arbitration proceedings. The inclusion of limitation rules in these provisions means that arbitration claims filed after the expiry of the prescribed period will likely be dismissed at the jurisdictional stage, most probably due to a lack of consent.
Indeed, limitation periods ervet o restrict or condition the host State’s consent to arbitration. The limitation provisions incorporated into Turkey’s BIT practice reflect these global developments.
Investment Arbitration International Investment Agreements Statute of Limitation Dispute Settlement Provisions Consent to Arbitration
| Birincil Dil | Türkçe |
|---|---|
| Konular | Hukuk (Diğer) |
| Bölüm | Araştırma Makalesi |
| Yazarlar | |
| Gönderilme Tarihi | 15 Kasım 2025 |
| Kabul Tarihi | 24 Kasım 2025 |
| Yayımlanma Tarihi | 23 Ocak 2026 |
| Yayımlandığı Sayı | Yıl 2025 Cilt: 15 Sayı: Prof. Dr. Peter HAY 90. Doğum Günü Özel Sayısı |
This work is licensed under a Creative Commons Attribution-NonCommercial 4.0 International License.