Öz
Avrupa’da özellikle XVIII. yy.’da yaşanan değişim ve dönüşümlerin bir yansıması olarak ortaya çıkan Türk aydını, Tanzimat Devri’nde benimsediği “devleti kurtarma” misyonunu; Cumhuriyet Dönemi’nde “devleti kurma” şekline evirip ona göre durumunu almıştır. Aydının, her iki devirde de üstendiği bu “kamu kimliği”; onu Batı aydınından farklı, bürokrasiyle özdeş ve siyasi otoriteye tâbi bir memur niteliğine dönüştürmüştür. Türk aydını/düşünürü, Osmanlı Devleti’nde başlattığı Cumhuriyet Dönemi’nde ise sürdürdüğü ve istisnalar hariç dışına çıkamadığı bu geleneksel bağımlı kimyasından kurtulamamış, hatta belli bir aşamadan sonra düşünce ve fikir öbeğini bu sistem üzerine inşa edip adeta ona teslim olmuştur. Bu nedenledir ki Türk münevveri, hiçbir erki kabul etmeyen ve gerçeği her koşulda söylemekten çekinmeyen “entelektüel” çizgisini istisnalar hariç yakalayamamıştır. Bu bağlamda “entelektüel” ile “aydın” tanımlamalarının farklı gerçeklikler olduğu bilgisinden hareket eden çalışmada Türk düşünür/aydınının ortaya çıkış hikayesi, söz konusu olan (entelektüel/aydın) kimliklerden hangisine sahip olduğu, Batıdaki düşünürlerden farklı olan yönleri, iktidar ile olan ilişkileri tematik, kronolojik ve nitel bir yöntemle ortaya konmaya çalışılmıştır. Konuya ilişkin belge/kayıt ağını genişletmeyi, alanyazında saptanan mevcut boşluğun giderilmesini, hedefleyen çalışma da Cumhurbaşkanlığı Devlet Arşivleri Başkanlığı Cumhuriyet Arşivi, TBMM Zabıt Cerideleri, Milletvekili Albüm dokümantasyonu ve konuyu ihtiva eden literatür taramaları gerçekleştirilmiştir. Araştırmalar neticesinde elde edilen bulgular, doküman ve betimsel analiz yöntemlerinin eşgüdümlü kullanımı ile oluşturulan tablo ve grafikler üzerinden yapılan okumalarla değerlendirilmiştir.
The Turkish intellectual, who emerged as a reflection of Europe’s 18th-century transformation, shifted the Tanzimat Era mission of “saving the state” into a Republican-era mission of “building the state.” This public role distinguished Turkish intellectuals from their Western counterparts, aligning them with bureaucracy and political authority. Originating within the Ottoman administrative tradition and largely sustained during the Republican period, this structural dependency prevented most Turkish intellectuals—aside from a few exceptions—from achieving an autonomous stance. Over time, many integrated their intellectual production into this bureaucratic framework, ultimately becoming subordinate to it. Consequently, they were unable to embody the Western “intellectual” model that rejects authority and prioritizes truth-telling under all circumstances.
Recognizing that the concepts of “intellectual” and “enlightened” represent distinct realities, this study examines the emergence of the Turkish thinker/intellectual, evaluates which identity they embody, highlights the differences between Turkish and Western intellectual traditions, and traces their relationship with political power. Adopting thematic, chronological, and qualitative methods, the research expands the documentary base surrounding the topic and addresses gaps in the existing literature. The analysis draws upon the Republican Archives, TBMM (Grand National Assembly of Turkey) Proceedings, Parliamentary Member Album documentation, and relevant scholarly sources. The findings were interpreted through tables and graphs created via the coordinated application of document analysis and descriptive analytical techniques.
Intellectual Intellectual-Power Relations Modernization Bureaucratic Identity
| Birincil Dil | Türkçe |
|---|---|
| Konular | Arkeoloji (Diğer) |
| Bölüm | Araştırma Makalesi |
| Yazarlar | |
| Gönderilme Tarihi | 1 Aralık 2025 |
| Kabul Tarihi | 18 Aralık 2025 |
| Yayımlanma Tarihi | 8 Ocak 2026 |
| Yayımlandığı Sayı | Yıl 2025 Cilt: 4 Sayı: 11 |
Anadolu Mecmuası Creative Commons Atıf-Gayri Ticari 4.0 Uluslararası Lisansı (CC BY NC) ile lisanslanmıştır.