This study aims to examine the extent to which the property regime system in the Turkish Civil Code is sufficient, especially in terms of the concept of personal property, in the context of family structures rapidly transformed by digitalisation and individualisation. The distinction between personal property and acquired property, which is the main determinant in the liquidation of the assets acquired in the marriage union, may be normatively insufficient in the face of new types of property such as earnings from digital platforms, crypto assets, digital wallets, social media income. The fact that Art. 220 and Art. 221 of the TCC lead to different and narrow interpretations in practice necessitates a re-evaluation of the limits of personal property within the framework of the case law of the Court of Cassation. In this article, in order to eliminate these normative gaps, new conceptual approaches such as the category of mixed property are proposed and comparisons are made with Swiss and German legal systems. In addition, the tension between the annotation of family residence and personal property in the context of Article 194 of the TCC is analysed within the framework of the balance between the individual property right and the principle of protection of family order. In conclusion, the necessity of restructuring the contemporary property regime law in the face of individualised relationships and digital assets is emphasised.
Marital Property Agreement Family Law Acquired Property Regime Digitalization Contractual Freedom
Bu çalışma, dijitalleşme ve bireyselleşmenin hızla dönüştürdüğü aile yapıları bağlamında, Türk Medeni Kanunu ile düzenlenen mal rejimi sisteminin, özellikle kişisel mallar kavramı üzerinden ne ölçüde yeterli kaldığını incelemeyi amaçlamaktadır. Evlilik birliğinde edinilen malvarlığının tasfiyesinde temel belirleyici olan kişisel mal ve edinilmiş mal ayrımı, günümüzde dijital platformlardan elde edilen kazançlar, kripto varlıklar, dijital cüzdanlar, sosyal medya gelirleri gibi yeni mal türleri karşısında normatif olarak yetersiz kalabilmektedir. Türk Medeni Kanunu (TMK) m. 220 ve m. 221 hükümlerinin uygulamada farklı ve dar yorumlara yol açması, Yargıtay içtihatları çerçevesinde de kişisel malın sınırlarının yeniden değerlendirilmesini zorunlu kılmaktadır. Makalede, bu normatif boşlukların giderilmesi amacıyla, karma mal kategorisi gibi yeni kavramsal yaklaşımlar önerilmiş; İsviçre ve Alman hukuk sistemleriyle karşılaştırmalar yapılmıştır. Ayrıca TMK m. 194 bağlamında aile konutu şerhi ile kişisel mülkiyet arasındaki gerilim, bireysel mülkiyet hakkı ile aile düzeninin korunması ilkesi arasındaki denge çerçevesinde ele alınmıştır. Sonuç olarak, çağdaş mal rejimi hukukunun bireyselleşen ilişkiler ve dijital malvarlığı karşısında yeniden yapılandırılması gerekliliği vurgulanmıştır.
Mal Rejimi Sözleşmesi Aile Hukuku Edinilmiş Mal Rejimi Dijitalleşme Sözleşme Özgürlüğü
| Birincil Dil | Türkçe |
|---|---|
| Konular | Aile Hukuku |
| Bölüm | Araştırma Makalesi |
| Yazarlar | |
| Gönderilme Tarihi | 13 Ağustos 2025 |
| Kabul Tarihi | 21 Ekim 2025 |
| Yayımlanma Tarihi | 13 Şubat 2026 |
| DOI | https://doi.org/10.54699/andhd.1764641 |
| IZ | https://izlik.org/JA45TW84BX |
| Yayımlandığı Sayı | Yıl 2026 Cilt: 12 Sayı: 1 |