Insulin plays a central role in glucose and lipid metabolism. Insulin resistance, characterized by a diminished biological response to normal circulating insulin levels in target tissues, is a key contributor to various metabolic disorders in ruminants—particularly during the transition period in dairy cows. It has been strongly associated with conditions such as ovarian cysts, fatty liver syndrome, hypocalcemia, and ketosis. During periods of negative energy balance, enhanced lipolysis leads to increased circulating non-esterified fatty acids (NEFAs) and ketone bodies, promoting hepatic lipid accumulation and the development of fatty liver syndrome. These metabolic changes disrupt insulin signaling pathways, thereby exacerbating insulin resistance. Ketosis may act both as a consequence of and a contributing factor to insulin resistance; increased ketone body concentrations can impair pancreatic β-cell function, further disrupting glucose homeostasis. Insulin resistance also negatively impacts reproductive performance by disturbing follicular development and increasing susceptibility to ovarian cysts. Additionally, a bidirectional relationship exists between insulin resistance and hypocalcemia: low calcium levels can suppress insulin secretion, while insulin resistance can hinder calcium mobilization, elevating the risk of hypocalcemia. Assessing the presence and severity of insulin resistance can be achieved through diagnostic methods such as the hyperinsulinemic-euglycemic clamp and the intravenous glucose tolerance test (IVGTT). A comprehensive understanding of these complex interrelationships is crucial for the early detection, prevention, and effective management of metabolic disorders in high-producing dairy cows.
İnsülin, glukoz ve lipid metabolizmasında anahtar rol oynayan bir hormondur. İnsülin direnci, hedef dokuların insülin düzeyine yetersiz yanıt vermesiyle ortaya çıkar ve ruminantlarda geçiş dönemiyle ilişkili birçok metabolik hastalığın patogenezinde önemli bir rol oynar. Bu durum özellikle süt ineklerinde ovaryum kistleri, hipokalsemi, yağlı karaciğer sendromu ve ketozis gibi hastalıklarla yakın ilişkilidir. Negatif enerji dengesi döneminde artan lipoliz sonucu dolaşımdaki serbest yağ asitleri (NEFA) ve keton cisimcikleri, karaciğerde yağ birikimini arttırarak yağlı karaciğer sendromuna yol açabilir. Aynı zamanda, bu metabolitler insülin sinyal yollarını bozarak insülin direncini de tetikler. Ketozis insülin direncinin hem bir sonucu hem de nedeni olarak karşımıza çıkar; artan keton cisimleri pankreatik β-hücre fonksiyonunu baskılayarak glukoz metabolizmasını bozar. İnsülin direnci, reprodüktif fonksiyonları etkileyerek foliküler gelişiminde bozukluklara ve ovaryum kistlerinin oluşumuna neden olur. Ayrıca hipokalsemi ile insülin direnci arasında çift yönlü bir ilişki mevcuttur. Düşük kalsiyum düzeyleri insülin salımını baskılar, insülin direnci kalsiyum mobilizasyonunu azaltarak hipokalsemi riskini artırır. İnsülin direncinin varlığı ve şiddeti, hiperinsülinemik öglisemik klemp ve IVGTT gibi testlerle ölçülebilir. Bu ilişkilerin daha iyi anlaşılması, metabolik hastalıkların erken tanı ve yönetimi açısından kritik öneme sahiptir.
Bu çalışmada Etik kurul iznine gerek yoktur.
Bu araştırma herhangi bir finansman kuruluşundan destek almamıştır.
| Birincil Dil | Türkçe |
|---|---|
| Konular | Veteriner Doğum ve Jinekoloji |
| Bölüm | Derleme |
| Yazarlar | |
| Gönderilme Tarihi | 3 Temmuz 2025 |
| Kabul Tarihi | 27 Kasım 2025 |
| Yayımlanma Tarihi | 31 Aralık 2025 |
| Yayımlandığı Sayı | Yıl 2025 Cilt: 4 Sayı: 2 |