Turâs Temelli Bir Rönesans: Arap Modernistleri, İhyacıları ve Müzakere Edilmiş Bir Modernite
Öz
Bu makale, Turâs’ı Orta Çağ altın çağının Arap mirasına ait bir birikim olarak ele almakta; bunun sömürgeci “epistemik şiddet”i aşmak ve sömürge sonrası Arap sosyo-politik dönüşümleri karşılamak amacıyla gelişerek entelektüel bir alana dönüştüğünü analiz etmektedir. Arap modernistleri ve ihyacıları, Turâs’ı ve Turâs temelli bir Rönesans ile modernite projesini canlandırma düşüncesinin ön saflarında yer almaktadır. Nesne ortak olmakla birlikte, modernistler Arap-İslamî aklı (ʿaql) ve neredeyse tüm İslamî Turâs’ı eleştirmek suretiyle aşırı eleştirel bir revizyonizmi benimsemektedir. Buna karşılık ihyacılar, Arap-İslamî Turâs’ı savunmakta ve Rönesans programını hayata geçirmek üzere metodolojik bir yenilik ortaya koymaktadır.
Turâs’a ilişkin bu iki çatışan okuma, nihayetinde Rönesans ile modernite arasındaki hiyerarşik karşılıklı ilişkilerin problematize edilmesine yol açmaktadır. Ayrıca, Wael Hallaq’ın İslam devleti ve moderniteye dair yeniden kavramsallaştırması çerçevesinde Arap toplumlarının “gerçeklik” içinde konumlandırılması bağlamında, modernistlerin gerçekliğe dayalı bir epistemolojiden yoksun biçimde hareket ettikleri; ihyacıların ise, düşüncenin dönüşümünü teorik olarak Rönesans projesini harekete geçirecek şekilde dönüştürebilecek sömürgeci inşa edilmiş unsurlarda bir “paradigma değişimi” gerçekleştirecek metodolojiden mahrum oldukları görülmektedir. Bununla birlikte her iki entelektüel akım da başkalarında bulunmayan bir tamamlayıcılık sergilemektedir. Bu doğrultuda çalışma, bütünleştirici bir müzakere yoluyla, modernistlerin Turâs’a yönelik yorumlayıcı yönteminin “okuyucu-merkezli” yaklaşımını, ihyacıların Rönesans tasavvurunun öncülü üzerine temellendirerek gerçeklik temelli bir Rönesans projesinin mümkün olduğunu savunmaktadır.
Anahtar Kelimeler
A Turāth-Rooted Renaissance: Arab Modernists, Revivalists, and A Negotiated Modernity
Öz
The article analyzes Turāth as an Arab repertoire of the medieval golden age, which has evolved into an intellectual domain to circumvent colonial "epistemic violence" and post-decolonial Arab socio-political transitions. Where Arab modernists and revivalists are at the frontiers of thought to revitalize Turāth and a Turāth-rooted Renaissance and modernity project. While the object is shared, the modernists reserve a hypercritical revisionism through critiquing Arabo-Islamic ʿAql and virtually all Islamic Turāth. Conversely, the revivalists espouse the Arabo-Islamic Turāth and articulate a methodological innovation to effectuate the Renaissance program. These two conflicting readings of Turāth ultimately lead to problematizing the hierarchical interrelations between the Renaissance and modernity. Furthermore, navigating Arab societies within ‘reality’ in Wael Hallaq’s reconceptualization of the Islamic state and modernity, the modernists operate without a reality-anchored epistemology, while the revivalists are bereft of a methodology to ‘paradigm shift’ the colonially constructed seeds that could theoretically transform the metamorphosis of thought to catalyze the renaissance project. Yet both intellectual currents demonstrate a complementarity absent in others. Thus, the study argues that, through integrative negotiation, a reality-rooted renaissance project is resolved, basing the modernists' interpretative method of Turāth with a ‘reader-centric’ approach on the premise of the revivalist's Renaissance conception.
Anahtar Kelimeler
نهضة متجذرة في التراث: الحداثيون العرب، المحدثون، ومفهوم الحداثة المتفاوض عليه
Öz
تحلل هذه المقالة التراث باعتباره مخزونًا عربيًا من العصر الذهبي في العصور الوسطى، والذي تطور إلى مجال فكري لتجاوز "العنف المعرفي" الاستعماري والتحولات الاجتماعية والسياسية العربية بعد الاستعمار. حيث يقف الحداثيون والمحدثون العرب على حدود الفكر لإحياء التراث ومشروع نهضة متجذر في التراث والحداثة. بينما يتفق الجميع على الهدف، يحتفظ الحداثيون بنهج نقدي شديد من خلال مراجعة العقل العربي-الإسلامي وكل التراث الإسلامي تقريبًا. بالمقابل، يتبنى المحدثون التراث العربي-الإسلامي ويطرحون ابتكارًا منهجيًا لتنفيذ برنامج النهضة. تؤدي هاتان القراءتان المتعارضتان للتراث في النهاية إلى إشكالية العلاقات الهرمية بين النهضة والحداثة.
علاوة على ذلك، عند التعامل مع المجتمعات العربية ضمن "الواقع" في إعادة تصور وائل حلاق للدولة الإسلامية والحداثة، يعمل الحداثيون بدون علمية مستندة إلى الواقع، بينما يفتقر المحدثون إلى منهجية لتحويل البذور المستحدثة استعماريًا والتي يمكن نظريًا أن تحول مسار الفكر لتفعيل مشروع النهضة. ومع ذلك، تظهر التيارات الفكرية كلاهما تكاملًا غائبًا في التيارات الأخرى. بالتالي، تجادل الدراسة بأنه من خلال التفاوض التكاملي، يتم حل مشروع النهضة المتجذر في الواقع، مستندةً طريقة الحداثيين التفسيرية للتراث إلى نهج "مركزي على القارئ" على أساس تصور المحدثين للنهضة.
Anahtar Kelimeler