This study examines the reciprocal relationship between the different modes of Qur’anic recitation qirāʾā and the Arabic language. As the Qur’an is a divine revelation both in wording and meaning, its accurate pronunciation and proper comprehension are essential. In this context, the sciences of tajwīd and qirāʾāt emerged as fundamental disciplines that systematically analyze and preserve the various methods of Qur’anic recitation. Particularly, the science of qirāʾāt focuses on phonetic variations at the lexical level and is inherently connected with the grammatical rules of the Arabic language, such as morphology ṣarf and syntax naḥw.
The variant readings, historically discussed under the concept of the “seven aḥruf,” were initially intended to facilitate ease for different Arab tribes. Over time, these variants became deeply interwoven with the structure of the Arabic language, resulting in a mutual development between the two fields. Qirāʾāt scholars emphasized that a sound recitation requires proficiency in Arabic linguistics, while grammarians frequently relied on Qur’anic readings to establish syntactic and morphological rules. This interaction reveals a methodological interdependence between the two disciplines.
The paper substantiates this connection through the works of prominent scholars such as Abū ʿAbdillāh b. Khālawayh and Abū ʿAlī al-Fārisī, who were proficient in both fields. In conclusion, the science of qirāʾāt and the Arabic language are two complementary and mutually reinforcing disciplines in the preservation and correct understanding of the Qur’an. Therefore, every scholar of recitation must be well-versed in Arabic linguistics, just as every grammarian must be familiar with the qirāʾāt tradition.
Qur’anic recitations Arabic language tajwīd seven aḥruf naḥw ṣarf classical Islamic sciences.
Bu çalışma, Kur’ân-ı Kerîm’in farklı okuyuş biçimleri olan kıraatlerle Arap dili arasındaki karşılıklı ilişkiyi ele almaktadır. Kur’ân’ın hem lafız hem de anlam bakımından ilahi vahiy oluşu, onun doğru telaffuz edilmesini ve anlamının doğru kavranmasını gerekli kılmıştır. Bu doğrultuda gelişen kıraat ve tecvid ilimleri, Kur’ân’ın çeşitli okuyuşlarını sistemli bir şekilde inceleyen ve muhafaza eden temel disiplinler olarak ortaya çıkmıştır. Özellikle kıraat ilmi, kelimelerin telaffuz farklılıklarını esas alarak Arap dilinin sarf ve nahiv kurallarıyla yakından ilişki kurmuştur.
İlk dönem Müslümanlarının farklı lehçelerine kolaylık sağlama amacıyla gündeme gelen “yedi harf” meselesi etrafında şekillenen kıraat farklılıkları, zamanla Arap dilinin yapısıyla bütünleşmiş ve karşılıklı bir etkileşim doğurmuştur. Kıraat imamları, sahih bir okuyuşun temel şartlarından birinin Arap diline vukufiyet olduğunu ifade ederken; dil âlimleri de nahiv ve sarf kurallarını oluştururken kıraatlere başvurmuşlardır. Bu karşılıklı ilişki, iki ilim arasında metodolojik bir bağın olduğunu göstermektedir.
Makale, Ebû Abdillah b. Hâleveyh ve Ebu Ali el-Fârisi gibi her iki alanda da yetkin âlimlerin eserleri üzerinden bu bağı somutlaştırmaktadır. Sonuç olarak, Kur’ân’ın doğru okunması ve anlaşılması sürecinde kıraat ilmi ile Arap dili, birbirini tamamlayan ve destekleyen temel bilgi alanlarıdır. Bu bağlamda, her kıraat aliminin dil ilmine, her dilbilimcinin de kıraat ilmine vâkıf olması zaruridir.
Kur’ân kıraatleri Arap dili tecvid yedi harf nahiv sarf klasik İslami ilimler.
| Birincil Dil | Türkçe |
|---|---|
| Konular | Arap Dili, Edebiyatı ve Kültürü |
| Bölüm | Araştırma Makalesi |
| Yazarlar | |
| Gönderilme Tarihi | 3 Haziran 2025 |
| Kabul Tarihi | 22 Aralık 2025 |
| Yayımlanma Tarihi | 31 Aralık 2025 |
| Yayımlandığı Sayı | Yıl 2025 Cilt: 7 Sayı: 2 |
All site content, except where otherwise noted, is licensed under a Creative Common Attribution Licence. (CC-BY-NC 4.0)
