From the Parable Tradition to Modern Narrative: The Transformation of Religious Concepts in Tolstoy and Dostoevsky
Öz
This study examines selected works of two major representatives of 19th-century Russian literature, Tolstoy’s My Confession, The Kingdom of God Is Within You, The Death of Ivan Ilyich, What Is Art?, and Resurrection, as well as Dostoevsky’s Crime and Punishment and The Brothers Karamazov, in order to comparatively analyze how religious concepts are restructured within modern narrative. The research methodology is based on thematic and narrative comparison, with a particular focus on the transformation of concepts such as the parable tradition, conscience, sin, mercy, punishment, and redemption within narrative form. In Tolstoy’s selected works, religious concepts are structured through narrative strategies that reproduce the ethical-didactic core of the parable tradition within a modern narrative form. In these narratives, the sacred is no longer presented as an abstract metaphysical realm but is instead constructed as an applicable ethical system that becomes visible within human action. Tolstoy’s narrative structure is largely linear and directive, which enables religious concepts to be directly related to everyday life. In Dostoevsky’s works, by contrast, religious concepts are experienced through a polyphonic narrative structure characterized by fragmented individual consciousness, inner conflict, and existential crisis. Sin, suffering, and guilt generate not only an ethical dimension but also an ontological tension. The sacred here does not appear as a fixed doctrine or absolute knowledge, but rather as a continually deferred meaning horizon shaped through conflict. The comparative analysis demonstrates that while Tolstoy’s religious narrative produces an ethical-social orientation, Dostoevsky’s approach introduces psychological and existential depth. Nevertheless, both authors transform religious concepts from abstract teachings into lived experiences of consciousness and conscience within narrative form. In this sense, modern narrative functions not merely as a literary genre, but as a foundational ground for ethical and existential inquiry in the representation of religious thought.
Anahtar Kelimeler
Mesel Geleneğinden Modern Anlatıya: Tolstoy ve Dostoyevski’de Dini Kavramların Dönüşümü
Öz
Bu çalışma, 19. yüzyıl Rus edebiyatının iki önemli temsilcisi olan Tolstoy’un İtiraflarım, Tanrı’nın Krallığı İçinizdedir, İvan İlyiç’in Ölümü, Sanat Nedir? ve Diriliş eserleri ile Dostoyevski’nin Suç ve Ceza ve Karamazov Kardeşler eserleri üzerinden, dini kavramların modern anlatı içinde nasıl yeniden yapılandırıldığını karşılaştırmalı olarak incelemektedir. Araştırmanın yöntemi tematik ve anlatısal karşılaştırmaya dayanmakta olup, özellikle mesel geleneği, vicdan, günah, merhamet, ceza ve kurtuluş kavramlarının anlatı formu içinde geçirdiği dönüşüme odaklanmaktadır. Tolstoy’un seçilen eserlerinde dini kavramlar, mesel geleneğinin etik-didaktik çekirdeğini modern anlatı formunda yeniden üreten anlatı stratejileri üzerinden yapılandırılır. Bu anlatılarda kutsal, soyut bir metafizik alan olmaktan çıkarak, insan eylemi içinde görünür hâle gelen uygulanabilir bir etik sistem olarak kurulur. Tolstoy’un anlatı yapısı büyük ölçüde çizgisel ve yönlendirici bir karakter taşır; bu yapı, dini kavramların günlük yaşamla doğrudan ilişkilendirilmesini mümkün kılar. Dostoyevski’nin eserlerinde ise dini kavramlar, polifonik anlatı yapısı içinde bireysel bilinç parçalanmaları, içsel çatışmalar ve varoluşsal krizler aracılığıyla deneyimlenir. Günah, acı ve vicdan azabı, yalnızca ahlaki değil, aynı zamanda ontolojik bir gerilim alanı oluşturur. Kutsal, burada kesin bir bilgi ya da dogma değil, sürekli ertelenen ve çatışma içinde şekillenen bir anlam ufku olarak ortaya çıkar. Karşılaştırmalı analiz, Tolstoy’un dini anlatısının etik-toplumsal bir istikamet üretirken, Dostoyevski’nin yaklaşımının psikolojik ve varoluşsal bir derinlik kazandırdığını göstermektedir. Bununla birlikte her iki yazar da dini kavramları soyut öğretiden çıkararak, anlatı[AS1.1][AS1.2] içinde deneyimlenen bir bilinç ve vicdan alanına dönüştürmektedir. Bu bağlamda modern anlatı, dini düşüncenin aktarımında yalnızca bir anlatı türü değil, aynı zamanda etik ve varoluşsal sorgulamanın kurucu zemini olarak işlev görmektedir.
Anahtar Kelimeler