A Mythological Study in the Context of Gender Equality: Mother Umay Figure
Öz
Umay, who holds a significant place in Turkish mythology, is considered a benevolent figure believed to protect and safeguard children during women's pregnancy and from the moment of birth, shielding them from all forms of evil. Umay Ana is a mythological figure closely associated with concepts such as fertility, motherhood, and protective spirithood. This study analyzes Umay Ana, who appears as a mother goddess figure in Turkish mythology, through the lens of gender theories, examining how female identity is represented on a mythological plane, how it is constructed by being reduced to certain essential functions, and how it is absolutized in the absence of a masculine figure. While Umay Ana stands out in Turkish folk culture through roles such as fertility, protection, caregiving, the responsibility of abundance, and sanctity, these roles also demonstrate that womanhood is not viewed as an individual identity, but as a functional existence. Female identity is fixed through certain dominant attributes such as moral virtue, emotional labor, and biological productivity; rather than being an individual subject, the woman is transformed into a means that exists for the sake of others. Umay Ana’s identification with fertility results in the reduction of womanhood to mere biological reproduction, while her roles as caregiver and protector frame her identity within a narrative of constant sacrifice, prioritizing the existence of others over her own. The narratives in which Umay Ana appears are typically confined to domestic or sacred-mystical spaces, which renders the woman invisible in the public sphere, even as she is burdened with the responsibility of ensuring social continuity. Simultaneously, the portrayal of Umay Ana as an exalted yet solitary figure in the absence of a male character is interpreted as a patriarchal strategy that renders the male subject invisible while confining femininity within a normative sanctity. Moreover, the absence of any distinctive individual identity in Umay Ana, leading to her symbolic erasure by name, contributes to the anonymization and trivialization of women. Represented within a cyclical structure lacking temporal and spatial continuity, Umay Ana is deprived of the capacity for progress, transformation, or becoming a historical subject. Within this mythological framework, the condemnation of womanhood to unchangeability points to the reproduction of gender as a static and immutable role. These analyses are conducted in the context of Judith Butler’s theory of the performativity of gender and Simone de Beauvoir’s views on the cultural construction of femininity. In summary, the study reveals how female identity is ideologically fixed in mythological narratives through the sacred yet isolated representation of Umay Ana.
Anahtar Kelimeler
Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Bağlamında Mitolojik Bir İnceleme: Umay Ana Figürü
Öz
Türk mitolojisinde önemli bir yere sahip olan Umay, kadınların hamilelik süreçlerinde ve doğumdan itibaren çocukların koruyucusu ve kollayıcısı olarak kabul edilen, onları her türlü kötülükten uzak tuttuğuna inanılan iyedir. Umay Ana; doğurganlık, annelik ve koruyucu iyelik kavramlarıyla özdeşleşmiş mitolojik bir figürdür. Bu çalışma, Türk mitolojisinde ana tanrıça figürü olarak yer alan Umay Ana’yı toplumsal cinsiyet kuramları doğrultusunda çözümleyerek, kadın kimliğinin mitolojik düzlemde nasıl temsil edildiğini, hangi temel işlevlere indirgenerek kurgulandığını ve eril figürün yokluğu karşısında nasıl mutlaklaştırıldığını analiz etmektedir. Umay Ana, Türk halk kültüründe doğurganlık, koruyuculuk, bakım verme, bereket sorumluluğu ve kutsallık gibi rollerle öne çıkarken, bu roller aynı zamanda kadının bir birey olarak değil, işlevsel bir varlık olarak değerlendirildiğini göstermektedir. Kadın kimliği; ahlaki yücelik, duygusal emek ve biyolojik üretkenlik gibi belli başlı niteliklerle sabitlenmiş; bireysel bir özne olmaktan çok, başkaları için var olan bir araca dönüşmüştür. Umay Ana’nın doğurganlıkla özdeşleştirilmesi, kadın kimliğinin yalnızca biyolojik üretimle tanımlanmasına neden olurken; onun bakım veren ve koruyucu yönü, kadının sürekli bir fedakârlık çerçevesinde kurgulanarak kendi varlığını unutup başkalarının varoluşunu önceleyen bir kimliğe indirgenmesine yol açmaktadır. Umay Ana’nın yer aldığı anlatıların genellikle hane içi ya da kutsal-mistik alanlarla sınırlandırılması, kadının kamusal alanda görünmez kılınmasıyla sonuçlanmakta; buna rağmen kadına toplumsal sürekliliği sağlama sorumluluğu yüklenmektedir. Aynı zamanda, Umay Ana'nın anlatılarda tek başına yüceltilen ancak eril figürün yokluğunda yalnızlaştırılan bir figür olarak sunulması, ataerkil sistemin eril özneyi görünmezleştirerek kadınlığı normatif bir kutsallık içinde sabitleme biçimi olarak değerlendirilmektedir. Bununla birlikte, Umay Ana’nın herhangi bir bireysel kimlik özelliğine sahip olmaması ve bu nedenle isimsel olarak silikleşmesi, kadının kimliksizleştirilmesini ve sıradanlaştırılmasını beraberinde getirmektedir. Zaman ve mekân bütünlüğü olmayan döngüsel bir yapıda temsil edilen Umay Ana, ilerleme, dönüşüm ya da tarihsel bir özne olma kapasitesinden yoksun bırakılmıştır. Bu mitolojik yapı içinde kadınlığın değişmezliğe mahkûm edilmesi, toplumsal cinsiyetin durağan ve değiştirilemez bir rol olarak yeniden üretildiğini göstermektedir. Söz konusu çözümlemeler, Judith Butler’ın “toplumsal cinsiyetin performatifliği” ve Simone de Beauvoir’in “kadınlığın kültürel inşası” görüşleri çerçevesinde ele alınmıştır. Özetle çalışma, Umay Ana’nın hem kutsal hem de yalnızlaştırılmış temsili aracılığıyla, kadın kimliğinin mitolojik anlatılarda nasıl ideolojik bir zeminde sabitlendiğini ortaya koymaktadır.
Anahtar Kelimeler