Dilde kimi sözcükler tamamen yok olurken kimileri ise deyim, atasözü gibi kalıp sözlerin bünyelerinde, bazen de gövde durumundaki bir sözcüğün kökünde saklanıp varlığını sürdürebilmektedir. Ağızlar belli bir kalıba sahip olmadıkları için bünyelerinde eski-yeni birçok öge barındırmaktadır. Dolayısıyla kelime hazinesi açısından yazı dilinden çok daha zengindir. Bu nedenle ağızlarda saklanarak varlığını devam ettiren fakat ölçünlü dilde kullanımdan düşmüş olan pek çok ögeye rastlamak mümkündür. Bu ögeler; ses, ek ve kelime düzeyinde olabilir. Bu konu ile ilgili alan yazında çeşitli çalışmalar yer almaktadır. Bu çalışmalarda saklanan bu ögeler için fosil, eskicil, arkaik, saklantı gibi adlandırmalar yapılmaktadır. Bu tür kelimeler belli bölge, ağız veya kavram alanlarında saklanmış olarak yapı ve/veya anlamlarını devam ettirir, bu dil olayı da söz konusu dil ögelerinin saklanmasıyla ilgilidir. Bu nedenle de söz konusu olgu saklantı olarak düşünülüp değerlendirilmelidir. Bu tip ögeler eski Türkçe özelliklerin çokça rastlandığı Güneybatı Anadolu ağızlarında ve özellikle de Denizli Çal yöresinde kullanılmaya devam etmektedir. Söz konusu ağızlar Oğuz Türkçesinin Batı Türkistan’dan itibaren gelişim ve değişim süreçlerini içinde barındırmaktadır. Bu dil çeşitliliği içerisinde önemli sayıda saklantı ögeye de rastlanmaktadır. Bu makalede Çal yöresinde tespit edilen ağız, an, uç, bayıt-, beñil, buy-, bürgü/pürgü, kak-, kakın-, or-, öt-, ötür-, sayrı, sındı, süs-, üzül-, yalık, yarın, yazı, yeñil, yeñ, yenç- gibi kelimelerin Çal ve yöresi ağızlarında sözcük köklerinde, gövdelerinde ya da söz gruplarının içinde saklanarak varlığını koruduğu tespit edilmiştir. Tespit edilen bu saklantı ögeler dilin tarihî lehçe bağlantılarının ortaya çıkarılması açısından kıymetlidir. Okuma-yazma oranının artması, köyden kente göç, gelişen teknoloji gibi çeşitli nedenlerle ağızlar kaybolmaya yüz tutmuştur. Son dönemde yoğunluk kazanan lisans ve lisansüstü derleme çalışmalarıyla ağızlar kayıt altına alınırken bu tarz çalışmalarla da saklantı ögelerin altı çizilmektedir.
While some words in a language completely disappear, others manage to survive by being preserved within fixed expressions such as idioms and proverbs, or by hiding in the roots of word stems. Since dialects do not follow a fixed structure, they contain a mixture of both old and new elements. Therefore, in terms of vocabulary, dialects are much richer than the standard written language. For this reason, it is possible to encounter many elements in dialects that have fallen out of use in the standard language but continue to exist there. These elements may appear at the level of sound, affix, or word. There are various studies in the literature on this subject. In these studies, the preserved elements are referred to by different terms such as fossil, archaic, obsolete, or residual elements ("saklantı" in Turkish). These types of words survive with their structure and/or meaning in certain regions, dialects, or conceptual fields. This linguistic phenomenon is related to the preservation of such elements and therefore should be considered and evaluated under the concept of "saklantı" (residual element). These types of elements continue to be used especially in the Southwestern Anatolian dialects, where many features of Old Turkic are still present, particularly in the Çal region of Denizli. These dialects reflect the developmental and transformational processes of Oghuz Turkic starting from Western Turkestan. Within this linguistic diversity, a significant number of residual elements can be found.
This article identifies words such as ağız, an, uç, bayıt-, beñil, buy-, bürgü/pürgü, kak-, kakın-, öt-, ötür-, sayrı, sındı, süs-, üzül-, yalık, yarın, yazı, yeñil, yeñ, yenç- as residual elements that have been preserved in the dialects of Çal and its surrounding areas, either in word roots, stems, or within phrases. These preserved elements are valuable in uncovering the historical dialect connections of the language. However, due to factors such as rising literacy rates, migration from villages to cities, and advancing technology, dialects are at risk of disappearing. Recently, with the increase in undergraduate and graduate fieldwork studies, dialects are being documented, and through studies like this, the importance of residual elements is being highlighted.
Residual Elements Archaic Forms Archaic and the Dialects of Çal and Its Surroundings
| Birincil Dil | Türkçe |
|---|---|
| Konular | Dilsel Yapılar (Fonoloji, Morfoloji ve Sözdizimi dahil) |
| Bölüm | Araştırma Makalesi |
| Yazarlar | |
| Gönderilme Tarihi | 18 Ekim 2025 |
| Kabul Tarihi | 3 Aralık 2025 |
| Yayımlanma Tarihi | 29 Aralık 2025 |
| Yayımlandığı Sayı | Yıl 2025 Cilt: 5 Sayı: 10 |
Creative Commons Atıf-GayriTicari-AynıLisanslaPaylaş 4.0 Uluslararası Lisansı ile lisanslanmıştır.