Bu makale, NATO’nun 1949’daki kuruluşundan günümüze kadar geçirdiği dönüşüm sürecini ve Türkiye’nin bu süreçteki çok boyutlu stratejik rolünü yapısal realizm teorisi çerçevesinde ele almaktadır. Türkiye’nin 1952’de ittifaka katılmasıyla başlayan süreç, ülkenin hem Soğuk Savaş dönemindeki caydırıcı rolünü hem de Soğuk Savaş sonrasında genişleyen NATO politikalarındaki katkısını ortaya koymaktadır. NATO’nun Doğu Akdeniz ve Orta Doğu politikaları bağlamında Türkiye’nin enerji güvenliği, terörle mücadele ve bölgesel istikrar konularındaki aktif rolü vurgulanmaktadır. Türkiye’nin özellikle Güney Kafkasya’daki enerji hatları ve savunma iş birlikleri üzerinden ittifaka sağladığı katkılar analiz edilmektedir. Ayrıca, ABD-Türkiye ilişkileri bağlamında yaşanan stratejik iş birlikleri ve dönemsel krizler, NATO’nun politika tercihleri üzerindeki etkileriyle ele alınmaktadır. Türkiye’nin savunma sanayisindeki yükselişi, insansız hava araçları ve hava savunma sistemleri gibi alanlarda NATO’nun teknik ve operasyonel entegrasyonuna katkı sağlamış, ülkenin yalnızca güvenlik tüketicisi değil aynı zamanda güvenlik sağlayıcısı kimliğini pekiştirmiştir. Son olarak, Ukrayna Savaşı sonrası ortaya çıkan yeni güvenlik paradigması ve NATO’nun doğu kanadındaki yeniden yapılanma süreci, Türkiye’nin ittifak içindeki konumunu daha da stratejik hâle getirmiştir. Bu çalışma, nitel bir yöntemle, Türkiye’nin NATO üyeliğini yalnızca tarihsel bir bağlamda değil, güncel güvenlik mimarisi ışığında değerlendirmekte; bölgesel ve küresel güvenlik politikalarına etkilerini bütüncül bir çerçevede analiz etmeyi amaçlamaktadır.
NATO genişleme stratejileri Türkiye Soğuk Savaş güvenlik tehditleri
This article examines NATO’s transformation since its founding in 1949 and evaluates Turkey’s multifaceted strategic role within the framework of structural realism. Beginning with Turkey’s accession in 1952, it explores its Cold War deterrent role and post-Cold War contributions to NATO’s enlargement. The article highlights Turkey’s engagement in NATO’s Eastern Mediterranean and Middle East policies, focusing on energy security, counterterrorism, and regional stability. It also assesses Turkey’s contributions via energy corridors and defense cooperation in the South Caucasus. U.S.–Turkey relations are examined in the context of strategic partnerships and tensions affecting NATO’s policy preferences. Additionally, Turkey’s defense industry advancements—especially in UAVs and air defense—have enhanced its integration into NATO, positioning it as both a consumer and provider of security. Finally, the evolving post-Ukraine War security paradigm and NATO’s eastern restructuring have further elevated Turkey’s strategic importance. Using a qualitative approach, the study situates Turkey’s NATO role in both historical and contemporary global security contexts.
| Birincil Dil | Türkçe |
|---|---|
| Konular | Uluslararası İlişkiler (Diğer) |
| Bölüm | Araştırma Makalesi |
| Yazarlar | |
| Gönderilme Tarihi | 14 Ocak 2025 |
| Kabul Tarihi | 16 Haziran 2025 |
| Yayımlanma Tarihi | 29 Aralık 2025 |
| Yayımlandığı Sayı | Yıl 2025 Cilt: 44 Sayı: 1 |