Tarafsızlık, arabuluculuk kuramı ve pratiğinin temel yapıtaşlarından biri olarak görülmüş olsa da, günümüz çatışma ortamlarında hem etik hem de pratik değeri giderek daha fazla tartışmaya açılmaktadır. Bu makale, arabulucunun tarafsızlığına ilişkin ikilemleri ele almakta; katı biçimde anlaşılan tarafsızlığın bazı durumlarda yapısal eşitsizlikleri görünmez kıldığını ve adaletsiz güç ilişkilerini farkında olmadan pekiştirebildiğini savunmaktadır. Barış Çalışmaları, Çatışma Çözümü ve eleştirel Uluslararası İlişkiler kuramlarından hareketle tarafsızlık, mutlak bir ahlaki ilke olmakla birlikte; adalet, kapsayıcılık ve çatışmanın özgül dinamiklerine bağlı, bağlama duyarlı bir pratik olarak yeniden kavramsallaştırılmaktadır. Çalışma, normatif–kavramsal bir çözümleme ortaya koymakta ve arabuluculuk etiği literatürü tartışmaları ile seçili vaka incelemelerine dayanmaktadır. Bosna iç savaşı sürecinde yürütülen arabuluculuk girişimleri ile İsrail ve Filistin Kurtuluş Örgütü arasındaki Oslo süreci örnekleri, tarafsızlığa katı biçimde bağlı kalınmasının nasıl saldırganlığı meşrulaştırabildiğini veya yapısal eşitsizlikleri pekiştirdiğini göstermektedir. Bu örnekler, asimetrik çatışma koşullarında bağlamdan bağımsız tarafsızlığın, çatışmayı besleyen koşulları yeniden üretebilme riskine işaret etmektedir. Makale, bu tür bağlamlarda arabulucuların, savunmasız grupları koruyan ve yapısal adaletsizlikleri dikkate alan daha katılımcı bir duruş benimsemeleri gerektiğini; bunu yaparken de etik bağlılıklarını şeffaf biçimde ortaya koymalarının önemini vurgulamaktadır. Bağlama duyarlı tarafsızlık olarak kavramsallaştırılan bu yaklaşım, geleneksel tarafsızlık değerini korurken, adalet ve kapsayıcılık gibi normatif gereklerle dengelenmesini amaçlamaktadır. Çalışmanın katkısı iki yönlüdür: İlk olarak, klasik tarafsızlık anlayışının etik ve pratik sınırlarını ortaya koymakta; ikinci olarak ise, arabulucuların tarafsızlık, adalet ve etkinlik arasındaki gerilimleri daha bilinçli biçimde yönetmelerine imkân tanıyan kavramsal bir çerçeve sunmaktadır. Bu yeniden düşünme, arabuluculuk etiği, barış inşası kuramı ve uluslararası diplomasi pratiği açısından önemli sonuçlar doğurmaktadır.
Anahtar Kelimeler: Arabuluculuk Çatışma Çözümü Tarafsızlık Barış Çalışmaları
Neutrality has long been considered a cornerstone of mediation theory and practice, however its ethical and practical value is increasingly contested in contemporary conflict environments. This article examines the dilemmas of mediator neutrality, arguing that strict impartiality in some specific occasions obscures structural inequalities and can inadvertently sustain unjust power relations. Drawing on Peace Studies, Conflict Resolution, and critical International Relations, the paper reconceptualizes neutrality not as an absolute moral principle but as a context-sensitive practice whose legitimacy depends on justice, inclusion, and the dynamics of specific conflicts. Methodologically, the study develops a normative–conceptual analysis informed by illustrative case discussions and the mediation ethics literature. The cases of Bosnian civil war process and the Oslo process between Israel and the Palestine Liberation Organization demonstrate how rigid adherence to neutrality either legitimized aggression or entrenched structural inequities, therefore producing settlements that lacked both justice and sustainability. These examples highlight that neutrality, when applied without sensitivity to asymmetry, risks reinforcing the very conditions that perpetuate conflict. The article argues that in such contexts mediators must adopt a more engaged stance that protects vulnerable groups and addresses systemic injustice, while remaining transparent about their ethical commitments. This approach, conceptualized as context-sensitive neutrality, seeks to balance the traditional value of impartiality with the normative imperatives of justice and inclusion. The article’s contribution is twofold: first, to clarify the ethical and practical limits of conventional neutrality; and second, to propose a conceptual framework of context-sensitive neutrality that equips mediators to navigate the tensions between impartiality, justice, and effectiveness. This rethinking has implications for mediation ethics, peacebuilding theory, and the practice of international diplomacy.
| Birincil Dil | İngilizce |
|---|---|
| Konular | Uluslararası İlişkiler (Diğer) |
| Bölüm | Araştırma Makalesi |
| Yazarlar | |
| Gönderilme Tarihi | 28 Eylül 2025 |
| Kabul Tarihi | 25 Kasım 2025 |
| Yayımlanma Tarihi | 31 Aralık 2025 |
| Yayımlandığı Sayı | Yıl 2025 Cilt: 9 Sayı: 2 |