The growth-oriented capitalist system is not sustainable in the long run, mainly due to its disruptive effects on ecological balances. However, since the end of World War II, a thesis has been imposed that capitalist growth is indispensable for the progress of humanity. The degrowth approach is a significant objection to this thesis; it imagines an economic-political order that is neither capitalist nor dependent on growth. Nevertheless, putting this vision into practice will not be easy, as it seems unlikely that a will can be formed to convince people to consume less.
Büyüme odaklı kapitalist sistem, bilhassa ekolojik dengeleri bozucu etkilerinden ötürü uzun dönemde sürdürülebilir değildir. Bununla birlikte, İkinci Dünya Savaşı'nın bitiminden itibaren, insanlığın ilerlemesi için kapitalist büyümenin vazgeçilmez olduğuna ilişkin bir tez dayatılmaktadır. Küçülme yaklaşımı, bu teze dönük olarak geliştirilmiş ciddi bir itirazdır; kapitalist ve dolayısıyla büyüme bağımlısı olmayan bir ekonomi-politik düzen tahayyülüdür. Ne var ki, bu tahayyülün fiiliyata aktarılması kolay olmayacaktır. Çünkü insanları daha az tüketim yapmaya ikna edecek bir iradenin oluşması mümkün görünmemektedir.
Yok
Yok
| Birincil Dil | Türkçe |
|---|---|
| Konular | Makro İktisat (Diğer) |
| Bölüm | Araştırma Makalesi |
| Yazarlar | |
| Gönderilme Tarihi | 3 Şubat 2025 |
| Kabul Tarihi | 17 Haziran 2025 |
| Yayımlanma Tarihi | 24 Temmuz 2025 |
| DOI | https://doi.org/10.54752/ct.1632092 |
| IZ | https://izlik.org/JA97RS83MZ |
| Yayımlandığı Sayı | Yıl 2025 Cilt: 3 Sayı: 86 |