Türkiye Türkçesi Ağızlarında "Büzülme"
Öz
Bu çalışmada Türkiye Türkçesi ağızlarında görülen büzülme olgusu, iki ünlü arasında kalan bir ünsüzün boğumlanma direncini yitirerek düşmesi sonucu ortaya çıkan yüzeysel bir indirgenme süreci olarak ele alınmış; sesbilimsel, bürünbilimsel ve toplumdilbilimsel boyutlarıyla incelenmiştir. Alan yazında çoğu zaman ünsüz düşmesi ya da hece kaynaşması gibi genel başlıklar altında değerlendirilen büzülmenin, bağımsız ve düzenli bir sesbilgisel süreç olduğu savunulmuştur. Doğu ve Batı grubu ağızlarına ait çok sayıda çalışmadan derlenen verilerin karşılaştırmalı analizi, büzülmenin Türkiye Türkçesi ağızlarının tamamına yayılan yaygın ve öngörülebilir bir olgu olduğunu göstermiştir. Bulgular, büzülmenin en yoğun biçimde /ğ/ ünsüzü üzerinde gerçekleştiğini, bunu boğumlanma direnci düşük olan /h/, /y/, /v/ ve /r/ ünsüzlerinin izlediğini ortaya koymaktadır. Daha sınırlı örneklerle temsil edilen diğer ünsüzlerdeki büzülmeler ise sürecin dereceli ve çok katmanlı yapısını doğrulamaktadır. Sonuç olarak büzülme, tek başına ağız sınıflandırması için yeterli bir ölçüt olmamakla birlikte, ünsüz türü, yoğunluk ve bağlamsal gerçekleşme biçimleri dikkate alındığında Türkiye Türkçesi ağızlarının sesbilimsel profillerini ayırt etmede destekleyici bir ölçüt olarak değerlendirilebilir; bu yönüyle standart dilin dışında kalan rastlantısal bir söyleyiş özelliği değil, Türkçenin konuşma temelli varyasyon yapısının işlevsel bir yansımasıdır.
Anahtar Kelimeler
"Contraction" in Turkish Dialects
Abstract
This study examines the phenomenon of constriction in Turkish dialects as a superficial reduction process resulting from the loss of articulation resistance of a consonant located between two vowels, analyzing it from phonological, prosodic, and sociolinguistic perspectives. Constriction, often categorized in the literature under general headings such as consonant deletion or fusion, is argued to be an independent and regular phonological process. A comparative analysis of data compiled from numerous studies on Eastern and Western dialects demonstrates that constriction is a widespread and predictable phenomenon affecting all Turkish dialects. The findings reveal that constriction occurs most intensely on the consonant /ğ/, followed by the consonants /h/, /y/, /v/, and /r/, which have low articulation resistance. Constrictions in other consonants, represented by more limited examples, confirm the gradual and multi-layered nature of the process. In conclusion, while constriction alone is not a sufficient criterion for dialect classification, when considering consonant type, density, and contextual realization patterns, it can be regarded as a supportive criterion in distinguishing the phonological profiles of Turkish dialects; in this respect, it is not a random pronunciation feature outside the standard language, but a functional reflection of the speech-based variational structure of Turkish.
Keywords