Hegel’in Aufhebung kavramı, ortadan kaldırma, koruma ve dönüştürme anlamlarını bir arada barındırır. Bu yönüyle aile ve sanatın tarihsel dönüşümünü anlamada güçlü bir kurumsal çerçeve sunar. Aile, tarih boyunca bireylerin kimlik ve değerlerinin şekillendiği temel bir kurum olmuştur. Modernleşme ve küreselleşme süreçlerinde ise çekirdek aile, tek ebeveynli aile ve nikâhsız birliktelikler gibi daha esnek yapılara evrilmiştir. Bu dönüşüm, yok oluşa işaret etmez, aksine farklı biçimlerde sürdürülerek bireysel özgürlüğün ve toplumsal düzenin yeniden kurulmasını sağlamıştır. Bu süreçte aile, sürekliliğini koruyan ve değişimi yansıtan temel bir göstergeye dönüşmüştür. Geleneksel yapıların çözülüşü, aynı zamanda yeni toplumsal formların ortaya çıkışına zemin hazırlamıştır. Sanat ise bu diyalektik işleyişi görselleştiren bir alan olarak öne çıkar. Degas’ın “bellelli ailesi”, Picasso’nun “soler ailesi”, Hopper’ın “New York’ta bir oda” tablosu, Kahlo’nun aile kökenlerini konu alan eseri ve Kelly ile Weems’in feminist yaklaşımları, ailenin farklı dönemlerdeki kırılganlıklarını ve dönüşümünü yansıtır. Modern ve postmodern sanat eserleri ise yorumlayıcı analiz yoluyla incelenmiştir. Araştırmanın sonucunda aile ve geleneğin sanat aracılığıyla yalnızca tekrar edilen imgeler olarak kalmadığı ortaya konmuştur. Aile, sürekli bir aşma ve yeniden kurma sürecinde dönüştürülerek varlığını sürdürmektedir.
Hegel’s concept of Aufhebung encompasses the meanings of negation, prevervation and transformation all at once. In this sense, it provides a powerful institutional framework for understanding the historical transformation of family and art. Throughout history, the family has been a fundamental institution where individuals’ identities and values have been shaped. In the processes of modernization and globalization, however, the family has evolved into more flexible forms such as the nuclear family, single-parent families and non-marital unions. This transformation does not signify extinction; rather, it ensures the continuation of the family in different forms, enabling the reconstruction of both individual freedom and social order. In this process, the family v-becomes a key indicator that both preserves continuity and reflects change. The dissolution of traditional structures simultaneously paves the way for the emergence of new social forms. Art, in turn, emerges as a field that visualizes this dialectical process. Degas’s “the bellelli family”, Picasso’s “the soler family”, Hopper’s “room in the New York, Kahlo’s work on her family origins and the feminist approaches of Kelly and Weems all reflect the fragility and transformation of the family in different periods. Modern and postmodern artworks have been analyzed through interpretative methods. The study concludes that family persists by being continually sublated and reconstructed in an ongoing process of transformation.
| Birincil Dil | Türkçe |
|---|---|
| Konular | Alan Eğitimleri (Diğer) |
| Bölüm | Araştırma Makalesi |
| Yazarlar | |
| Gönderilme Tarihi | 28 Ağustos 2025 |
| Kabul Tarihi | 10 Ekim 2025 |
| Yayımlanma Tarihi | 30 Aralık 2025 |
| Yayımlandığı Sayı | Yıl 2025 Cilt: 1 Sayı: Özel Sayı 1 (Aile Yılı) |