Amaç: Kekemelik yalnızca konuşma akıcılığı ile ilgili bir bozukluk değil; sosyal, duygusal ve bilişsel süreçleri etkileyen çok boyutlu bir olgudur. Bireyler günlük iletişimde zorluklar yaşayabilmekte; bu durum sosyal kaçınma davranışlarına ve özgüven kaybına yol açabilmektedir. Bu çalışma, yetişkin kekemeliği olan bireylerin psiko-sosyal deneyimlerini ve kendilik algılarını derinlemesine incelemeyi amaçlamaktadır. Gereç ve Yöntem: Araştırmada nitel yöntem ve fenomenolojik desen kullanılmış; yaşları 20 ile 30 arasında değişen, en az 5 yıldır kekemelik deneyimi olan altı erkek katılımcıyla yarı yapılandırılmış derinlemesine mülakatlar yapılmıştır. Veriler tematik analiz ile değerlendirilmiştir. Bulgular: Bulgular, kekemeliğin sosyal yaşam, duygusal iyi oluş, akademik ve mesleki deneyimler üzerinde önemli etkileri olduğunu göstermektedir. Katılımcılar, toplumsal stigmatizasyonun önemli bir sorun olduğunu, başa çıkma stratejileri geliştirdiklerini ancak çevresel desteğin yetersiz kaldığını belirtmiştir. Kekemeliğin kimlik gelişimi, benlik algısı ve kişilerarası ilişkiler üzerindeki uzun vadeli etkileri dikkat çekicidir. Tartışma ve Sonuç: Bulgular, literatürde rapor edilen sosyal kaygı, kaçınma ve özgüven düşüşü ile uyumludur. Terapilerin, bireylerin iletişim becerilerini geliştirdiği ve yaşam kalitesini artırdığı görülmektedir. Çalışma, kekemeliğin sadece konuşma bozukluğu olmadığını, sosyal ve duygusal yaşamı da derinden etkilediğini ortaya koymaktadır. Toplumsal farkındalık ve kapsayıcı yaklaşımların artırılması gerektiğini vurgulamaktadır.
Purpose: Stuttering is not merely a speech fluency disorder but a multidimensional phenomenon affecting social, emotional, and cognitive processes. Individuals may face daily communication difficulties, leading to social avoidance and reduced self-confidence. This study aims to examine the psycho-social experiences and self-perceptions of adults who stutter. Material and Methods: A qualitative method with a phenomenological design was employed. In-depth semi-structured interviews were conducted with six male participants aged 20–30, all with at least five years of stuttering history. Data were analyzed using thematic analysis. Results: Findings indicate that stuttering significantly affects social life, emotional well-being, academic, and professional experiences. Participants reported societal stigmatization, the use of coping strategies, and insufficient environmental support. Stuttering's long-term effects on identity, self-perception, and interpersonal relationships were notable. Discussion and Conclusion: The results align with the literature reporting social anxiety, avoidance, and decreased self-confidence. Therapy improved communication skills and quality of life. The study demonstrates that stuttering is a speech disorder and profoundly impacts social and emotional life. It underscores the need to raise societal awareness and promote inclusive approaches.
| Birincil Dil | Türkçe |
|---|---|
| Konular | Rehabilitasyon |
| Bölüm | Araştırma Makalesi |
| Yazarlar | |
| Gönderilme Tarihi | 2 Mayıs 2025 |
| Kabul Tarihi | 11 Kasım 2025 |
| Yayımlanma Tarihi | 9 Ocak 2026 |
| Yayımlandığı Sayı | Yıl 2026 Cilt: 14 Sayı: 1 |
Ergoterapi ve Rehabilitasyon Dergisi by Hacettepe University, Faculty of Health Sciences is licensed under Attribution-NonCommercial 4.0 International