Amaç: Konuşma sesi bozukluğu olan çocukların tipik gelişim gösteren akranları ile karşılaştırarak, mizaç özelliklerini belirlemektir. Gereç ve Yöntem: Betimsel tarama yöntemi kullanılmıştır. Çalışmaya 4-8 yaşları aralığında, konuşma sesi bozukluğu olan (n = 40) ve tipik dil gelişimine sahip (n = 45) çocuğun ebeveyni olmak üzere toplam 85 katılımcı dahil edilmiştir. Katılımcılara demografik bilgi formu ve çocukların mizaç özelliklerini belirlemek için ‘Çocuklar için Mizaç Ölçeği (ÇMÖ)’ uygulanmıştır. ÇMÖ’de yedi alt boyut bulunmaktadır. Bunlar; Aktivite Düzeyi, Yakınlık-Uyum, Duyusal Hassasiyet, Tepkisellik Durum, Dikkat-Sebat, Ritmiklik ve Duygusal Duyarlılıktır. Sonuçlar: Konuşma sesi bozukluğu olan çocukların, tipik gelişim gösteren akranları ile karşılaştırmasında mizaç ölçeği alt boyutları yakınlık-uyum (U = 627,000, p = 0,117) ve dikkat-sebat (U = 612,000, p = 0,010) bölümleri ile toplam sonuç puan ortalamaları (U = 653,000, p = 0,030) açısından istatistiksel olarak anlamlı farklılık bulunmuştur (p ≤ 0,05). Gruplar arasında diğer alt boyutlar açısından istatistiksel olarak anlamlı fark bulunmamıştır (p > 0,05). Tartışma: KSB olan çocuklar yakınlık ve uyum, dikkat ve sebat gibi mizaç özelliklerinde akranlarına göre daha zayıf performans göstermişlerdir. Bu bulgular doğrultusunda, çocukların değerlendirme ve terapi süreçlerinde bireysel farklılıklarının dikkate alınması önerilmektedir. Bireyi temel alan uygun rehabilitasyon planları için araştırma bulgularının yol gösterici olacağı düşünülmektedir.
Bu çalışma Ankara Medipol Üniversitesi Etik Kurulu tarafından 26.02.2024 / karar no:21 onaylanarak Helsinki Deklarasyonu ilkeleri doğrultusunda tasarlanmıştır.
Bulunmamaktadır.
Purpose: To determine the temperament traits of children with speech sound disorders by comparing them with their typically developing peers. Material and Methods: A descriptive survey design was used. A total of 85 participants were included in the study, consisting of parents of children aged 4–8 years with speech sound disorders (n = 40) and parents of children with typical language development (n = 45). Participants completed a demographic information form and the ‘Children’s Temperament Questionnaire (CTQ)’ to assess the temperament characteristics of the children. The CTQ comprises seven subscales: Activity Level, Approach–Adaptability, Sensory Sensitivity, Mood Reactivity, Attention–Persistence, Rhythmicity, and Emotional Sensitivity. Results: When children with SSD were compared with their typically developing peers, statistically significant differences were found in the temperament subscales of Approach–Adaptability (U = 627.000, p = 0.117) and Attention–Persistence (U = 612.000, p = 0.010), as well as in the total mean score (U = 653.000, p = 0.030) (p ≤ 0.05). There were no statistically significant differences between the groups in terms of the other subscales (p > 0.05). Conclusion: Children with SSD demonstrated weaker performance than their peers in temperament traits such as approach–adaptability and attention–persistence. In line with these findings, it is recommended that individual differences of children be taken into account during assessment and therapy processes. It is thought that the research findings will serve as a guide for developing appropriate rehabilitation plans based on the individual.
| Birincil Dil | Türkçe |
|---|---|
| Konular | Rehabilitasyon |
| Bölüm | Araştırma Makalesi |
| Yazarlar | |
| Gönderilme Tarihi | 3 Ağustos 2025 |
| Kabul Tarihi | 11 Kasım 2025 |
| Yayımlanma Tarihi | 9 Ocak 2026 |
| Yayımlandığı Sayı | Yıl 2026 Cilt: 14 Sayı: 1 |
Ergoterapi ve Rehabilitasyon Dergisi by Hacettepe University, Faculty of Health Sciences is licensed under Attribution-NonCommercial 4.0 International