Enformasyon akışının hızlandığı ve doğruluk ölçütlerinin tartışmaya açıldığı 21.yy’da, gazeteciliğin yalnızca nesnel bilgileri aktarım işleviyle sınırlı kalmadığı; aksine, siyasal, ideolojik ve kültürel anlam üretiminin temel araçlarından biri haline geldiği gözlemlenmektedir. Hakikat ötesi olarak tanımlanan bu çağda, olgusal gerçeklerin yerini kişisel kanaatlerin almaya başladığı; medyanın da bu söylemleri yeniden ürettiği görülmektedir. Görüş gazeteciliği ise, haber aktarımında gazetecinin görüşlerine yer verirken kanıt ya da dayanak sunmadığı sürece, kamusal tartışma alanında ideolojik konumlandırmayı meşrulaştıran ve toplumsal algıyı yönlendiren bir pratik olarak öne çıkmaktadır. Çalışma ile amaçlanan, The Washington Post, The Guardian ve Pravda gazetelerinin Opinion eklerinin demokratik tartışma ortamı ve ideolojik yönlendirme açılarından karşılaştırılmasıdır. Analiz sonucunda, görüş gazeteciliği haberlerinin eleştirel düşünce ve demokratik katılıma katkı sağlamasının ilgili ülkedeki medya okuryazarlık oranından azade kılınamayacağı görülmüştür. Öte yandan gazetelerin faaliyet gösterdikleri ülkedeki basın özgürlüğü ve ifade özgürlüğü koşulları ile medya sahiplik yapılarının da görüş gazeteciliğinin niteliği ile doğrudan ilişkili olduğunu ortaya koymuştur. Görüş gazeteciliği, temel gazetecilik ilkeleri ışığında yapıldığı takdirde eleştirel düşünceye ve demokratik katılıma katkı sağlamakta; ancak hakikat sonrası çağın öznel değer yargıları ışığında yapıldığı takdirde ise ötekileştirici ve kutuplaştırıcı bir rol üstlenmektedir.
In the 21st century, characterized by the accelerated flow of information and the contestation of veracity criteria, journalism is observed to transcend its mere function of transmitting objective facts, instead emerging as a primary instrument for the production of political, ideological, and cultural meanings. In this so-called post-truth era, factual realities are gradually being replaced by personal opinions, and the media is observed to reproduce and circulate such discourses. Opinion journalism, in this context, emerges as a practice that legitimizes ideological positioning and shapes public perception in the sphere of public debate, particularly when journalists present their views without providing sufficient evidence or substantiation. This study aims to comparatively analyze the opinion sections of The Washington Post, The Guardian and Pravda in terms of their contributions to democratic debate and their role in ideological orientation. The analysis reveals that the extent to which opinion journalism contributes to critical thinking and democratic participation cannot be considered independently of the level of media literacy in a given country. Furthermore, it demonstrates that the state of press freedom, freedom of expression and patterns of media ownership in the countries where these newspapers operate are directly related to the nature and quality of opinion journalism. Opinion journalism contributes to critical thinking and democratic participation when conducted in light of fundamental journalistic principles; however, it assumes an otherising and polarizing role when conducted in light of the subjective value judgments of the post-truth era.
| Birincil Dil | İngilizce |
|---|---|
| Konular | Gazetecilik, İletişim Çalışmaları |
| Bölüm | Araştırma Makalesi |
| Yazarlar | |
| Gönderilme Tarihi | 21 Eylül 2025 |
| Kabul Tarihi | 25 Kasım 2025 |
| Yayımlanma Tarihi | 31 Aralık 2025 |
| Yayımlandığı Sayı | Yıl 2025 Cilt: 16 Sayı: 31 |