Yeni Nesil Yönetim Teknikleri ve İç İletişimin Sendikal Örgütlenme Üzerindeki Etkisi: Kurumsal Aidiyet ve Sınıf Bilinci Çatışması
Öz
Neoliberal yeniden yapılanma süreçlerinin ivmelendirdiği Post-Fordist üretim rejimine içkin esnek birikim modelleriyle birlikte, bir zamanlar yalnızca tek yönlü bir bilgi aktarım aracı olarak görülen kurum içi iletişim; günümüzde kurum kültürünün hegemonik inşasında ve çalışan rızasının sistematik imalatında merkezi bir ideolojik aygıta dönüşmüştür. Bu çalışma; özellikle “biz bir aileyiz” metaforu ve hâkim “örgütsel özdeşleşme” söylemi etrafında kurgulanan yeni nesil insan kaynakları ve yönetim tekniklerinin; işçilerin sınıf bilinci, geleneksel sendikal aidiyet duygusu ve kolektif direniş potansiyeli üzerindeki dönüştürücü ve pasifleştirici etkisini eleştirel bir sosyolojik yaklaşımla incelemektedir. Kapsamlı bir literatür taramasına ve derinlemesine bir teorik analize dayanan bu araştırma, kurumsal düzeyde manipüle edilmiş örgütsel aidiyet ile asimetrik psikolojik sözleşme kurgularının günümüz sendikasızlaştırma (sendikadan kaçınma) stratejilerindeki işlevsel rolünü tartışmaya açmaktadır. Analizin kavramsal temeli; Michael Burawoy’un rıza imalatı, Gideon Kunda’nın kültürel mühendisliği, James R. Barker’ın konsertif (uyumlu) kontrolü ve Richard Sennett’in karakter aşınması üzerine inşa ettikleri eleştirel çerçevelere dayandırılmaktadır. Çalışma ayrıca, dijital iç iletişim platformları ve kurumsal oyunlaştırma teknikleriyle giderek daha fazla estetikleştirilen ve görünmez kılınan ileri düzey normatif kontrol mekanizmalarının, nesnel emek-sermaye çelişkisini nasıl başarılı bir şekilde maskelediğini temel bir problematik olarak ele almaktadır. Bu güncel yönetimsel yaklaşım, yapısal sınıf çelişkilerini öznel bir sadakat ve performans sarmalıyla ikame etmekte; nihayetinde işçiyi kendi dijital ve sürekli gözetiminin gönüllü öznesi haline getirmektedir. Sonuç itibarıyla bu çalışma; kurum içi iletişimin neoliberal çağda işyeri düzeyindeki sendikal öznelliği atomize etmede, işçi sınıfının tarihsel ve kolektif belleğini silikleştirmede ve örgütlü emeğin pazarlık gücünü sistematik biçimde parçalamada son derece sofistike bir “yumuşak güç” unsuru olarak üstlendiği stratejik ve yıkıcı işlevi açıkça ortaya koymaktadır.
Anahtar Kelimeler
İç İletişim, Sendikasızlaşma, Kurumsal Aidiyet, Sınıf Bilinci, Eleştirel Yönetim Çalışmaları.
The Impact of Next-Generation Management Techniques and Internal Communication on Unionization: The Conflict Between Corporate Belonging and Class Consciousness
Öz
Alongside the flexible accumulation models inherent to the post-Fordist production regime, internal communication once regarded as a mere information transmission tool has evolved into a central mechanism for the hegemonic construction of corporate culture and the manufacturing of employee consent. This study critically examines the transformative impact of next-generation management techniques, specifically those developed around the pervasive “we are a family” metaphor and the prevailing discourse of “organizational identification,” on workers' class consciousness, traditional union affiliation, and their potential for collective resistance. Employing a comprehensive literature review and theoretical analysis, the research discusses the strategic role of manipulated organizational belonging and psychological contract constructs in contemporary de-unionization (union-avoidance) processes. This analysis is grounded in the critical frameworks of theorists such as Michael Burawoy, Gideon Kunda, James R. Barker, and Richard Sennett. Furthermore, the study problematizes how advanced normative control, increasingly aestheticized through digital internal communication platforms and gamification techniques, effectively masks the objective labor-capital contradiction. It replaces this contradiction with a subjective spiral of loyalty, ultimately rendering the worker a voluntary subject of their own continuous surveillance. Consequently, this study reveals the profound function of internal communication as a sophisticated “soft power” element in atomizing union subjectivity, erasing collective memory, and systematically dismantling organized labor's bargaining power within the neoliberal era.
Anahtar Kelimeler
Internal Communication, De-unionization, Organizational Identification, Class Consciousness, Critical Management Studies (CMS).