Bu çalışmada, son dönem Osmanlı âlimlerinden Muhammed Zâhid el-Kevserî’nin sahih hadis anlayışı, klasik hadis usulü literatürü çerçevesinde ele alınmaktadır. Kevserî, hadislerin sıhhatini yalnızca sened merkezli kriterlerle sınırlı görmez; metin tenkidi, şâzlık, illet ve rivayetlerin dinin genel ilkeleriyle uyumu gibi ölçütlerin de dikkate alınmasını savunur. Ona göre “sahih” kavramı mutlak doğruluk değil, “zahirde sahih görünme” anlamı taşır. Bu noktada, İbnü’s-Salâh’ın Sahîhayn’daki rivayetlerin icmâ ile kesin bilgi ifade ettiği iddiasını eleştirir ve Buhârî ile Müslim’in mutlak otoriteye dönüştürülmesini reddeder. Kevserî, ferd hadislerin Sahîhayn’da yer almasını, bazı raviler hakkında zayıflık bulunmasına rağmen onlardan rivayet yapılmasını örnek göstererek hadisçilerin koyduğu şartların uygulamada esnek olduğunu belirtir. Bununla birlikte, rivayet tenkidini bütünüyle reddetmez; fakat fakihlerin kıyas, maslahat ve amel gibi usûlî ölçütlerle desteklenen daha geniş bir yaklaşımı gerekli görür. Sonuç olarak Kevserî, klasik hadisçiliği mutlaklaştırmadan ama temel ölçütlerini de yok saymadan, rivayet ve dirayeti birlikte değerlendiren, metin merkezli ve eleştirel bir metodoloji geliştirmiştir. Bu yaklaşım, hem geleneğe bağlı hem de geleceğe açık dengeli bir sahih hadis anlayışını temsil etmektedir.
This study examines the understanding of ṣaḥīḥ ḥadīth of Muḥammad Zāhid al-Kawtharī, a late Ottoman scholar, within the framework of classical ḥadīth methodology. Al-Kawthari does not confine the evaluation of hadith authenticity solely to chain-based criteria. He advocated for the inclusion of criteria such as textual critique, the identification of hidden defects ('ilal) and oddities (shādh), and the congruence of narratives with the general principles of the Dīn. According to al-Kawthari, the concept of 'sahih' (authentic) should not be regarded as an expression of absolute truth; rather, it signifies that a hadith is 'apparently authentic'. At this juncture, al-Kawthari critiques Ibn al-Salah’s claim that the reports in the Sahihayn provide certain knowledge by virtue of consensus (ijma), and he opposes their treatment as absolute authorities. Al-Kawtharī demonstrated that the conditions set by ḥadīth scholars, including the authors of the Ṣaḥīḥayn, are often insufficient. While not rejecting narrative critique entirely, he deemed a broader approach necessary, one supported by the legal scholars' uṣūlī metrics such as analogy, public interest, and accepted legal practice. In conclusion, al-Kawtharī adopted a text-centered and critical methodology that integrates riwāyah and dirāyah, neither absolutizing the classical approach of the muḥaddithūn nor dismissing their foundational standards. This approach represents a balanced understanding of ṣaḥīḥ ḥadīth that is both anchored in tradition and open to future scrutiny.
إن الرؤية المعرفية والمنهجية العميقة التي صاغها الإمام المحقق محمد زاهد الكوثري حول طبيعة السنة النبوية وعلوم الحديث، كما تبلورت تفاصيلها الدقيقة وتجليات أبعادها الأصولية من خلال تعليقاته الاستقصائية الرصينة على كتاب "شروط الأئمة الخمسة" للحازمي، لا تمثل مجرد ملاحظات هامشية، بل تشكل في جوهرها عقيدة نقدية شاملة ومنظومة فكرية متكاملة تعيد مزج آليات نقد الحديث في العصر الكلاسيكي بمنظورات أصولية وكلامية ومقاصدية بالغة الدقة، حيث تعمد هذه الرؤية إلى تقديم فقه المتن وعمق المعنى ودلالات النص على تلك المقاربات الشكلية المتمحورة حول ظاهر السند والاتصال الصوري للأسانيد فحسب.
فبالرغم من أن الكوثري لا يرفض بالكلية ولا ينكر جدوى الشروط الخمسة الأساسية التي تواضع عليها جمهور المحدثين لضبط صحة الحديث واستقامة نقله، وهي اتصال السند وعدالة الرواة وضبطهم التام وسلامة النص من الشذوذ وعدم وجود العلة القادحة، إلا أنه يمارس تشكيكاً منهجياً راديكالياً في طرق تنزيل وتطبيق هذه الشروط إجرائياً وفي محاولة إضفاء صفة الإطلاق أو القداسة العلمية على النتائج البشرية المستخلصة منها، إذ يرى بوضوح أن إطلاق حكم "الصحيح" على حديث ما من قبل ناقد معين ليس دليلاً قطعياً ولا برهاناً يقينياً على صدوره الفعلي عن النبي صلى الله عليه وسلم، بل هو في حقيقته لا يتعدى كونه "ظناً غالباً" يفيد بأن ظاهر السند لا مطعن فيه بناءً على البيانات البيوغرافية والتاريخية المتاحة للباحث في ذلك الوقت، ومن هذا المنطلق المعرفي الصارم يعارض الكوثري بشدة تلك القناعة التي أرساها ابن الصلاح في مقدمته الشهيرة وغدت بمثابة "دوغما" غير قابلة للنقاش في القرون اللاحقة، والمدعية بأن مرويات "الصحيحين" تفيد العلم اليقيني الضروري نظراً لتلقي الأمة لهما بالقبول العام، مؤكداً عبر سلسلة من الحجج التاريخية والوثائقية الدامغة أن هذا التوجه التبجيلي لا يغير من الحقيقة العلمية بكونها "أخبار آحاد" ظنية الثبوت، ومستشهداً بوجود رواة في صلب صحيح البخاري وصحيح مسلم أنفسهما قد تعرضوا لجرح مفسر من أئمة آخرين، وبأن كثيراً من الأحاديث المودعة فيهما قد انتقدها أئمة جهابذة كالدارقطني الذي كشف ببراعة عن وجود علل خفية تقدح في صحتها الظاهرية.
| Birincil Dil | Türkçe |
|---|---|
| Konular | Hadis |
| Bölüm | Araştırma Makalesi |
| Yazarlar | |
| Gönderilme Tarihi | 21 Eylül 2025 |
| Kabul Tarihi | 29 Aralık 2025 |
| Yayımlanma Tarihi | 31 Aralık 2025 |
| Yayımlandığı Sayı | Yıl 2025 Sayı: 15 |
Hadith Creative Commons Atıf-GayriTicari 4.0 Uluslararası Lisansı (CC BY NC) ile lisanslanmıştır.