Throughout the history of humanity, numerous scientific disciplines have approached the study of human beings from various perspectives. Every school of thought, religion, belief system, and ideology has evaluated humans from multiple dimensions, formulating assessments based on their own frameworks and understandings. However, unfortunately, these perspectives and beliefs, which originate from humans themselves, have largely failed to provide a peaceful and secure life for humanity. Conversely, God, after creating human beings, did not abandon them to their own devices but instead revealed life principles guiding how to live, directing humanity toward the reality of “living humanely.” When humans live disconnected from divine truths, they embody the negative attributes described in God’s scripture, which in turn becomes a test for them. The Qur’an, while presenting positive themes related to human life, also addresses negative themes that arise from human irresponsibility. From the perspective of Qur’anic semantics, the text explicitly articulates the adversities encountered when living contrary to the Creator’s will and calls humans to live in accordance with divine realities. Similarly, Sufis, who aim to live in the direction outlined by the Qur’an, believe that all weaknesses experienced when one lives outside of God’s will can only be overcome by returning to and fulfilling that divine will, thus attaining peace. In this study, within a Qur’anic framework, we evaluated the Sufi interpretations—particularly through their embodied practices—regarding the elimination of the negative states that God has described for humans.
İnsanlık tarihi boyunca insan üzerinde birçok bilim dalı farklı yaklaşımlarda bulunmuşlardır. Her düşünce ekolu, her din, her inanç ve her inanış insanı birçok yönüyle ele alarak kendi düşünce ve anlayışına göre bir değerlendirmede bulunmuştur. Fakat insanın kendisinden sadır olan bu düşünce ve inanışlar ne yazık ki insana huzurlu ve güvenli bir yaşam sağlamayı becerememişlerdir. Diğer taraftan Allah, insanı yarattıktan sonra kendisini başıboş bırakmayarak nasıl yaşayacağına dair hayat ilkelerini ortaya koyarak “insanca” yaşamanın gerçeğine yönlendirmiştir. İnsan, ilâhî hakikatlerle yaşamadığı zaman Allah’ın kitabında tanımladığı menfi sıfatları sergiler. Bu yaşanmışlık da kendisinin imtihanı olur. Kur’an, yaşadığı hayat açısından insana ilişkin pozitif temalara yer verdiği gibi insanın kendi sorumsuzluğundan kaynaklanan negatif temalara da yer vermektedir. Kur’an semantiği göz önüne alındığında insanın yaratıcının muradına muhalif yaşantısında karşılaşacağı olumsuzlukları açık bir şekilde ifade ederek ilâhî gerçeklerle yaşamaya çağırmaktadır. Sûfîler de Kur’an’ın belirlediği istikamette yaşamayı amaçladıkları için, insanın Hakk’ın iradesi dışında sürdürdüğü hayatın doğurduğu tüm zaaflardan ancak yeniden O’nun muradına yöneldiğinde kurtulup huzura kavuşabileceğine inanırlar. Bu çalışmamızda Kur’anî perspektiften hareketle Allah’ın insan için menfi olarak nitelendirdiği hallerin bertaraf edilmesi için sûfîlerin yorumlarını, onların hâl dili ışığında değerlendirdik.
Bu çalışma, 2025 yılında Harran Üniversitesi Lisansüstü Eğitim Enstitüsü’nde tamamlanan “Kur’an Bağlamında Sûfîlerin İnsan Anlayışı: Hicrî İlk Üç Asır Örneği” başlıklı doktora tezi esas alınarak hazırlanmıştır.
| Birincil Dil | Türkçe |
|---|---|
| Konular | Tasavvuf |
| Bölüm | Araştırma Makalesi |
| Yazarlar | |
| Gönderilme Tarihi | 21 Ekim 2025 |
| Kabul Tarihi | 25 Kasım 2025 |
| Yayımlanma Tarihi | 31 Aralık 2025 |
| Yayımlandığı Sayı | Yıl 2025 Sayı: 2 |