In Islamic law of obligations, the validity of a sales contract hinges on whether both the item being sold and the price paid by the customer qualify as property. If either item does not qualify as property, the contract is considered invalid. While there is a consensus among Islamic jurists on this issue there are disagreements regarding the precise definition of "property" as a fiqh term. What one school considers property may not be by another. The Hanafī jurists, in particular, have deepened these differences by introducing the concept of ghayr mutaqawwim property. According to the Hanafī jurists, property is divided into two categories: mutaqawwim and ghayr mutaqawwim. Goods that are not yet acquired, such as wood from a forest, or items not prohibited in other religions, such as wine, are considered ghayr mutaqawwim. Essentially, there is no distinction between the subject of the sales contract being ghayr mutaqawwim and it being something not included in the definition of property. However, a difference arises when these items are agreed upon as the price that the customer must pay in the sales contract. If the customer agrees to pay with a ghayr mutaqawwim good, the contract is considered bātil (void) in terms of the price and fāsid (irregular) in terms of the subject of the contract. To clarify the roles of the buyer and seller, Hanafī legal literature distinguishes two scenarios: If a ghayr mutaqawwim good is exchanged for a debt (dayn), the sales contract is bātil for both parties. If a ghayr mutaqawwim good is exchanged for a specific item (ayn), the contract becomes bātil with respect to the ghayr mutaqawwim good and fāsid with respect to the other item. It is noteworthy that Hanafī jurists, who typically classify invalid contracts as either bātil or fāsid, argue that a single contract can be bātil in one aspect and fāsid in another, thereby demonstrating a relative nature to contractual rulings. The purpose of this research is to uncover the original approaches of the Ḥanafīs through a careful examination of the explanations in fiqh literature and to contribute to the understanding of the distinction between fāsid and bātil contracts.
Islamic Law Contract of Sale Bātil Fāsid Ghayr Mutaqawwim Property
İslâm borçlar hukukunda satım akdinin konusunun veya müşterinin ödeyeceği bedelin mal niteliği taşıyıp taşımaması, akdin hükmüne etki eden önemli unsurlardan biri olarak kabul edilmektedir. Satım akdinde karşılıklı mübadele edilen bedellerden herhangi birinin mal niteliği taşımaması, akdin bâtıl olmasına neden olmaktadır. Bu hususta İslâm hukukçuları arasında görüş birliği bulunmaktadır. Ancak malın bir fıkıh terimi olarak ne anlama geldiği hususunda görüş ayrılıkları bulunmaktadır. Bir mezhebe göre mal tanımına dâhil olan bir şey, başka bir mezhebe göre mal tanımına dâhil olmayabilmektedir. Özellikle Hanefî mezhebine mensup hukukçular mal kavramına bağlı görüş ayrılıklarını biraz daha derinleştirerek gayri mütekavvim mal kavramını ortaya atmışlardır. Hanefîlere göre mallar, mütekavvim ve gayri mütekavvim olmak üzere ikiye ayrılmaktadır. Dağdaki odun gibi henüz ihrâz edilmemiş mallar ve şarap gibi diğer dinlerde yasaklanmayan mallar gayri mütekavvim olarak nitelendirilmektedir. Esasen satım akdinin konusunun gayri mütekavvim mal olmasıyla, mal niteliği taşımayan bir şey olması arasında fark yoktur. Bu ikisi arasındaki fark, onların satım akdinde müşterinin ödemesi gereken bedel olarak kararlaştırılmaları durumunda ortaya çıkmaktadır. Eğer müşterinin gayri mütekavvim bir mal ödemesi kararlaştırılırsa bu takdirde satım akdi, müşterinin ödediği gayri mütekavvim bedel bakımından bâtıl, akdin konusu bakımından fâsid olmaktadır. Taraflardan hangisinin müşteri hangisinin satıcı olduğunu belirleyebilmek için Hanefî hukuk literatüründe bu mesele, gayri mütekavvim malların deyn karşılığında mübadele edilmesi durumunda satım akdinin her iki taraf açısından bâtıl olduğu, gayri mütekavvim malların ayn karşılığında mübadele edilmesi durumunda ise satım akdinin bir taraftan (gayri mütekavvim mal tarafından) bâtıl diğer taraftan fâsid olduğu biçiminde formüle edilmiştir. Sahih olmayan akitleri genel olarak fâsid ve bâtıl olmak üzere ikiye ayırarak ele alan Hanefî hukukçuların bu meselede akdin bir taraftan bâtıl diğer taraftan fâsid olduğunu ileri sürmeleri, akdin hükmünün kimi zaman göreceli olduğunu göstermesi bakımından dikkat çekici niteliktedir. Bu araştırmanın amacı, Hanefîlerin sözü edilen orijinal yaklaşımlarını, fıkıh literatüründeki açıklamalar dikkatle incelenerek ortaya koymak ve fâsid-bâtıl ayrımının mahiyeti hakkındaki değerlendirmelere katkı sunabilmektir.
İslâm Hukuku Satım Akdi Bâtıl Akit Fâsid Akit Gayri Mütekavvim Mal
| Birincil Dil | Türkçe |
|---|---|
| Konular | İslam Hukuku |
| Bölüm | Araştırma Makalesi |
| Yazarlar | |
| Gönderilme Tarihi | 23 Nisan 2025 |
| Kabul Tarihi | 22 Eylül 2025 |
| Yayımlanma Tarihi | 30 Aralık 2025 |
| Yayımlandığı Sayı | Yıl 2025 Sayı: 46 |